Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 11 Nisan 2005

Özker Özgür

 

KAVAZOĞLU VE MİŞAULİ’Yİ ANARKEN

Nisan 2004’de Kavazoğlu ile Mişauli’yi mezarları başında anmıştık. Mişauli’yi Kıbrısrum mezarlığında ziyaret ettikten sonra Dali’de tören yapılmıştı. Akel Genel Sekreteri Hristofias, Kavazoğlu’nun yakın arkadaşı Kamil Tuncer ve ben konuşmuştuk. Sonra Dalide’deki Kıbrıstürk mezarlığında Kavazoğlu’nun mezarı başında Kıbrıslıtürk-Kıbrıslırum ortak korosu iki demokrasi şehidinin anısına şarkılar okumuşlardı. Törene katılanlar duygulu anlar yaşamıştık..

Kavazoğlu ve Mişauli her yıl olduğu gibi bu yıl da Londra’da da anıldılar. Londra’da olduğumuz halde 9 Nisan 2005 Cumartesi gecesi düzenlenen anma gecesine katılamadım.

Sağlık durumum izin verdiği oranda anılarına birkaç satır olsun yazmaktan kendimi alamıyorum.

Kavazoğlu ve Mişauli kendilerini Kıbrıs’ın birliğine ve iki toplumun kardeşliğine adamış iki yurtseverdi.

Kıbrıs’ı ve halkını bölmek isteyenler tarafından 1965 yılının Nisan ayında Larnaka yolunda pusuya düşürülerek katledildiler. Aynı arabada seyahat ediyorlardı. Biri Kıbrıslıtürk diğeri Kıbrıslırum’du. Birlikte yola çıkmışlardı, birlikte katledildiler ve Kıbrıslıtürk-Kıbrıslırum kardeşliğinin sembolü oldular.

Anılarını yaşatırken kimler tarafından ve neden öldürüldüklerini yeni kuşaklara iyi anlatmalıyız.

Kavazoğlu ve Mişauli kırk yıl önce pusuya düşürülerek Kıbrıs’ı ve halkını bölmek isteyen dış güçlerin yerli faşist ajanları tarafından katledilmişlerdi. Akıldan çıkarmamak gerekir. Sözkonusu ajanlar Kavazoğlu ve Mişauli gibi birçok Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yurtseveri daha katlettiler. Kavazoğlu ile Mişauli’yi birlikte pusuya düşürüp birlikte katletmeleri iki yoldaşı sembolleştirdi. Ancak bu iki yurtseveri anarken iki toplumun birbirinden koparılmasına karşı olan sayıları onu aşan Akel üyesi Kıbrıslırum’un da Eoka tarafından öldürüldüğünü toplumlarımızdan saklamamalıyız. İki toplumun da sağcı yeraltı örgütleri enosise veya taksime karşı çıkan yurtseverleri acımasızca susturmadılar mı?

9 Nisan 2005 Cumartesi akşamı Londra’da düzenlenen anma gecesinde Akel adına konuşan Nikos Katsuridis, Eoka’nın öldürdüğü Akelcilerle ilgili olarak, “- Haksız olarak cinayet kurbanı olan yoldaşlarımızın suçsuzluğunun kabul edilmesini, aklanmasını talep ediyoruz. Elli yıldır vatan haini damgası ile yaşayan ailelere yapılacak küçük bir hizmettir” dedi.

Katsuridis kimin kimi aklamasını istiyor?

Yunanistan’daki iç savaşta komünistlere karşı X Örgütü, Kıbrıs’ta da Eoka’nın liderliğini yaparak iki toplumun arasını kanla açan Grivas mezarından kalkıp işlediği cinayetlerden ötürü özür mü dileyecek?

O zaman biz de Kıbrıstürk tarafındaki yeraltı örgütünden vatan hainliği ile suçlayarak öldürdükleri Kıbrıslıtürk yurtseverleri aklamalarını mı isteyelim?

Kıbrısrum tarafında Enosis’e, Kıbrıstürk tarafında da Taksim’e karşı olanlar Kıbrısrum ve Kıbrıstürk yeraltı örgütleri tarafından öldürüldülerse, suçlu taraf Kıbrıs’ın bağımsızlığından ve bütünlüğünden yana olan insanları öldürenler değil midir?

Onlardan af dilemeyi nasıl düşünebiliriz?

Kavazoğlu ile Mişauli Kıbrıs’ın bölünmesine karşıydılar.

Kavazoğlu ve Mişauli Kıbrıs Kıbrıslılar’ın olsun istiyorlardı.

Kavazoğlu ve Mişauli iki toplumun birbirlerine karşı değil, dayanışma içinde olmaları gerektiğine inanıyorlardı.

Bunların hiçbiri Ada’daki varlığını sürdürmek isteyen Anglo-Amerikan emperyalizminin işine gelmiyordu. Anglo-Amerikan emperyalizmi Ada’daki varlığını iki toplumu çatıştırarak koruyabilirdi.

Hindistan’da, Filistin’de, İrlanda’da böldüler, yönettiler. Kıbrıs’ta da benzerini uyguladılar.

Kavazoğlu ile Mişauli kırk yıl önce “-Böl yönet” politikasına kurban edilmişlerdi.

İki toplum çatıştırıldı.

Çatışma, 15 Temmuz ve 20 Temmuz 1974 silahlı saldırılarıyla doruğa ulaştırıldı. İngiliz üsleri gündeme gelmesin diye ülke bölündü.

Otuz yıldır ülkemizin bölünmüşlüğünü konuşuyoruz fakat üsleri konuşamıyoruz...

Amaçlanan buydu.

Ülkemizi yeniden bütünleştirme toplumlarımızın temel arzusudur.

Ancak ülekimizin yeniden bütünleşmesini sadece istemekle ülke bütünleşmez.

Neden?

Çünkü ülkeyi böldürtenlerin bölgeye dönük çıkarları devam etmektedir ve Kıbrıs’ı batmayan uçak gemisi olarak kullanmak niyetinden vazgeçmemişlerdir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik süreci Kıbrıs’ın yeniden bütünleştirilmesi yönünde bazı adımların atılmasına neden olmuştur. Gelin görün ki sözkonusu adımlar yine aynı güçlerin ayak oyunlarından ötürü sonuç vermemiştir.

Gelinen aşamada Kavazoğlu ile Mişauli’nin toprağı ve halkıyla bütün bir ülke yaratma idealine ulaşmak istiyorsak ortak yurt için ortak iradeyi oluşturmak zorundayız.

Sovyetler dağıldıktan sonra Anglo-Amerikan emperyalizminin düne göre daha da saldırganlaştığını gözönünde bulundurmak zorundayız. Birleşmiş Milletler Örgütü büyük oranda ABD’nin etkisi altına sokulmuştur.

Görünen odur ki Anglo-Amerikanlar Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar Kuzey Kıbrıs üzerindeki denetimlerini sürdürmek istemektedirler.

Bu amaçla Kuzey Kıbrıs’ı Tayvanlaştırmaya çalışmaktadırlar. Kuzey Kıbrıs’ın Tayvanlaştırılması demek Kıbrıs’ta bölünmüşlüğün farklı koşullarda en az 15 yıl daha devam etmesi demektir. Bölünmüşlüğün Tayvan koşullarında 15 yıl daha devam etmesi bölünmüşlüğü geri dönülmez kılacaktır.

Avrupalılar ile Amerikalılar bölgedeki çıkarlarına zarar vermiyeceğini hesaplayarak Kuzey Kıbrıs’ın Tayvanlaştırılması konusunda anlaşmış da olabilirler.

Bütün bu hesapları ortak vatana inanan Kıbrıslılar bozabilir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde Denktaş faktörü büyük oranda zayıflatılmıştır. Ancak Denktaş’ın oğlu henüz hükümet ortağı olduğu için taksimci düşünce etkisini sürdürüyor. Türkiye’deki Avrupa Birliği karşıtlarının Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giden yolunu Kıbrıs’tan kesme çabaları durmayacaktır.

Bütün bunları gözönünde bulundurarak Birleşik Kıbrıs yanlısı Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar dayanışmalarını yükseltmelidirler.

CTP ile Akel’e bu konuda çok büyük görev düşmektedir.

Emekçi yığınların sözcüleri iseler Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum emekçilerin ortak iradesini tüm Kıbrıslı barış yanlılarının iradesi ile birlikte ortak vatan için ortak çözüme dönüştürmelidirler.

Kıbrıs’ı böldürten Anglo-Amerikan emperyalizminden Kuzey Kıbrıs üzerindeki izolasyonu kaldırmasını istemek yerine en kısa yoldan Kıbrıs’ı bütünleştirecek iki bölgeli federal çözüme yönelmek gerekmektedir.

CTP ile Akel bunu başarırlarsa Kavazoğlu ile Mişauli’ye anma günlerinde verilen sözler tutulmuş olacaktır.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org