Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 14 Nisan 2004

Özker Özgür

 

Fırsatçılık

Serdar Denktaş’ın babası, Ömer Kalyoncu’nun da koalisyon hükümetinin büyük ortağı adına Papatopulos’un evinde buluşup görüşmeleri ciddi bir olaydır....

Serdar ile Ömer’in niye panikleyip görüştüklerini yadsıdıklarını (inkar ettiklerini) anlamak zor değildir...

Meclis’in kapalı birleşiminde elli tane saylava (milletvekiline) açıklananlar halktan niye saklanıyor ki?

Sonra Papatopulos ile görüşmek bir devlet sırrı imiş gibi niye Meclis’in kapalı birleşiminde saylavlara söylenenler halka da söylenmiyor?

Başaran Düzgün Papatopulos’la görüşüldüğünü kimden öğrendiğini açıklamadı. Açıklaması da gerekmez. Ancak olay bir esrar perdesine bürününce Düzgün haklı olarak sormaktadır:

“- Görüşme referandumların ertelenmesi üzerine mi yapıldı?

Rum tarafının, ‘-Biz Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden tarih almasına yardımcı

olalım, siz de referandumların ertelenmesini kabul edin’ şeklindeki önerisi mi

tartışıldı?

Görüşmenin içeriği nedir?”

Meclis’in kapalı birleşiminde, Serdar’ın, Papatopulos’la, referandumların ertelenemsi konusunu görüştüklerini ve babasının, CTP-DP Koalisyon Hükümeti’nin, Türkiye’nin, ABD’nin, AB’nin ve BM’nin görüşmelerden haberi olduğunu söylemiş.

Ömer Kalyoncu’nun da görüşmelere katıldığı bilgimize gelince bizim kafamızda da soru işaretleri oluştu.

New York’ta varılan mutabakat uyarınca uygulamaya konulan takvimin aksatılmamasını isteyen CTP’nin, referandumların ertelenmelerinin görüşüldüğü bu toplantılarda işi neydi?

Bu toplantılar yapılana kadar Akel Politbürosu’nun eğilimi Merkez Komitesi’ne, “Halkoylamasında Evet” denmesini salık vermek yönündeydi.

Sözkonusu toplantılarda Akel Genel Sekreteri’ne Serdar ve Ömer’in söyledikleri Politbüro’nun kararını gözden geçirmesine mi neden oldu?

Saydamlık olmayınca insanın aklına daha bir sürü soru takılıyor.

Hele Ömer’in, “- Güneye en son dört ay önce girmiştim!...Bırakınız referandum pazarlığı yapmayı, seçimlerden bugüne, güneye giderek hiç kimseyle görüşmedim. Hatta Ulaştırma Bakanı olarak, güneye nasıl telefon edilir, bilmiyorum” demesini yardırgamamak elde değildir.

5 Nisan 2004 akşamı Serdar ile Ömer’in Ledra Palace barikatından birlikte güneye geçtikleri somut bir gerçekliktir.

Olanı yadsımak erdem değildir.

Serdar ve Ömer’in kamuoyuna ağızlı-yüzlü bir açıklama borçları vardır.

Onlar Papatopulos’la görüştüklerini yadsımış oldukları için açıklama yapamayacaklarsa Hükümet adına bir açıklama yapılmalı, Papatopulos’la görüşmelerin içeriği hakkında toplum bilgilendirilmelidir.

Şu ya da bu nedenle Akel “Hayır”a yönelmiştir.

Zorla güzellik olamayacağına göre, toplumlararası yakınlaşmayı zorlaştırıp olanaksızlaştıracak kitlesel eylemleri gündeme getirmek doğru değildir. Mehmet Ali Talat’ın arkadaşlarıyla birlikte Akel’i ziyaret edip görüşmeleri doğru tavırdı. Dünkü Akel-CTP görüşmesinin ardından bugün Lefkoşa’da, barış mitingi adı altında Akel’e karşı kitlesel eylemde ısrar edilir ve halk Akel’e karşı kışkırtılırsa, sorumluca davranılmamış olacaktır.

Halkı diğer toplumun barışseverlerine karşı kışkırtarak, kapalı kapılar arkasında, halktan habersiz yürütülen pazarlıkların üstü örtülmek mi istenmektedir?

Akel’in neden “Hayır”’a yöneldiğini anlamadan kitlesel eyleme yönelmek barış güçlerinin birbirlerini anlamalarına yardımcı olmaz.

Diğer adı “Oportünizm” olan “Fırsatçılık”tan uzak durmakta sonsuz yarar vardır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org