Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 17 Nisan 2004

Özker Özgür

 

Solun Görevi

ABD’nin dünya candarmalığına soyunduğu dünyamızda solun görevi gerçekleri olduğu gibi halka anlatmaktır. ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarını bahane ederek dünyanın petrol bölgelerini tek tek ele geçirmektedir. Dünya petrol rezervlerinin yüzde altmışından fazlası Ortadoğu’dadır ve ABD, AB ile ilişki ve çelişki içinde, bu bölgeyi tam denetimi altına almakta kararlıdır.

Büyük Ortadoğu Projesi buna dönüktür.

Irak’ın işgali Proje’nin yaşama geçirilmesi yönünde atılmış büyük bir adımdır.

Kıbrıs’ın başını bağlamak ve Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunu açmak projenin bir parçasıdır.

Annan planı BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi’nin) bir yan ürünüdür.

Nasıl ki 1958 yılında petrol ülkesi Irak’ta Batı yanlısı kıral askersel darbeyle devrilince Kıbrıs sorununun çözümü gündeme gelmişti, şimdi de aynı Irak ABD tarafından işgal edilmiştir ve Kıbrıs’ın başını yeniden bağlamak gerekmiştir.

1959’da Türkiye’nin dışişleri bakanları alelacele biraraya getirtilmiş, yemek Zürih’te pişirilmiş, Londra’da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar’ın önüne konmuştu.

Soğuk Savaş koşullarında Kıbrıslıtürklere ve Kıbrıslırumlara başka seçenek bırakılmamıştı.

Şimdi güya daha demokratik davranmaktadırlar.

İki toplumun başındaki enosis ve taksim ekolünden gelme katı önderleri, Türkiye’nin sürerdurumcu asker-sivil bürokratlarını da dikkate alarak, hazırlanan planın halka sunulmasında yarar gördüler. Ancak planı halka sunmadan önce “conflict resolution” ekiplerini eğiterek halkın arasına saldılar. Annan planı halkoylamasına sunulduğunda iki taraftan da “evet” çıkmasını önceden güvence altına almak istediler.

Kıbrıslılar olarak biz bu oyunu bozabilirdik.

Nasıl?

Biz Kıbrıslılar olarak biraraya gelirdik. Kendi aramızda anlaşırdık.

“-Bu memeleket bizim, biz yöneteceğiz” derdik ve Amerikalılar’a da Avrupalaılar’a da kapıyı gösterirdik.

Yapamadık.

Yapamadık çünkü iki toplumu da yönetenler için Kıbrıs Kıbrıslıların değildir. Onlara göre Kıbrıs ya Türkiye’nin ya da Yunanistanın’dır.

Biz Kıbrıslılar anlaşıp, “-Bu memleket bizim, biz yöteceğiz” diyemediğimiz için ABD’nin BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) içine düştük.

BOP’tan kurtulmak olanağımız var mıdır?

Yoktur çünkü Kıbrıslılar olarak anti-emperyalist bir duruşumuz yoktur.

Papatopulos televizyon ekranından ağlayarak kendi devletini, Denktaş da yine televizyon ekraranından ağlayarak kendi devletini kurtarmaktan söz etmektedir.

İkisi de Kıbrıs’ı kurtarmaktan söz etmemektedir.

Peki, antiemperyalist olması gereken solun duruşu nedir?

Kıbrıs’ın kuzeyinde kendini “sosyalist” diye tanımlayan CTP yönetimi BOP’un tam ortasına oturmuştur. Erdoğanla içli-dışlı sarmısak başlı olmuş, BOP’un Kıbrıs bölümününün uygulanmasına taşaronluk yapmaktadır.

“-Bağımsız, bağlantısız, egemen, toprağı bütün, emperyalist üslerden arınmış federal Kıbrıs” tezini çoktan terketmiştir.

Kıbrıs’ın güneyinde Akel, olanın bitenin farkındadır. Direnmeye çalışmaktadır ama antiemperyalist kavgayı tek bacakla yürütmesi olanaksızdır.

Annan planının kabulünden sonra Türkiye’nin askerlerini çekmeme olasılığına karşı BM Güvenlik Konseyi’nden güvence almaya çalışmaktadır.

“-Bu memleket bizim, biz yöneteceğiz” demek yetmez.

Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar, bunu birlikte söyleyemez ve ülkemize birlikte sahip çıkmazsak, günün sonunda, dış güçler, bize, hepimize, istediklerini dayatırlar.

Kıbrıslılar olarak ülkemize sahip çıkabilmemiz için Annan planı az da olsa kapıyı aralamaktadır. Aralıktan sızarak güçlerimizi “Kıbrıs Kıbrıslılarındır” temelinde bütünleştirmek becerisini gösterebilirsek gelecek kuşakların önünü açabileceğiz.

Annan planını kotaranların, Kıbrıs sorununu hakça bir çözüme ulaştırmaktan çok Türkiye’ye Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi almak için kotardıklarını akıldan çıkarmayalım.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org