Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 1 Nisan 2004

Özker Özgür

 

Sabuklama

Sabuklama ruhbilimde bir ruh halidir.

Eskiler “hezeyan” derlerdi.

Sabuklama ya da hezeyan, kişinin saçmalama durumudur. Abuk-subuk, altı üstünü tutmayan, anlamsız sözler söylenince, “Hezeyan etmektedir” denir.

Başta Rauf Bey olmak üzere, bizdeki sürerdurumcuların söylediklerini “sabuklama” olarak nitelemek olanaklı mıdır?

Elbette değildir.

Söyledikleri ne söylediğini bilmeyen insanların saçma-sapan sözleri olarak küçümsenmemelidir. Onlar argümanlarını bir ideolojiye dayandırmışlardır.

İdeolojinin adı Turancılık’tır. Irkçı Türkçüler’in ideolojisi Turancılık dünyadaki Türkleri bir bayrak altında toplamayı amaçlar.

“-Bütün Türkler bir ordu, katılmayan köpektir” demeleri bundandır.

Kıbrıs sorununa dönük politikaları “İstirdat”tır. “İstirdat” geri almak demektir. Kıbrıs bir zamanlar Osmanlı toprağıydı. Turancılara göre, Türk toprağıydı. Geri alınması gerekmektedir. Kıbrıs’ın geri alınması demek, Türkiye’ye bağlanması demektir.

Turancıların Kıbrıs İstirdat Planı’nı yaşama geçirmeye çalışanların başında Rauf Bey gelmektedir.

Rauf Bey’in, “-Ben bir Anadolu çocuğuyuyum. Her şeyimle Türküm ve köküm Orta Asya’dır. Kültürümle, dilimle, tarihimle ve tüm benliğimle Türküm. Benim bir devletim ve Anavatanım var. Kıbrıs kültürüymüş, Kıbrıslı Türkmüş, Kıbrıslı Rummuş, hepsi boş laflar. Kıbrıslı Rumlar Bizanslı, Yunandır. Onların Yunanistan’ı bizim de Türkiye’miz varken neden bir Cumhuriyet çatısı altında yaşayalım? Bizler bir zamanlar, ‘Ya taksim ya ölüm,’ demiştik. Buna bukadar yaklaşmışken niye ölelim? Bazıları yapay olarak, Kıbrıslılar varmış, Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs Rumları varmış gibi kültür edebiyatı yapıyorlar. Kıbrıslı Türk de yoktur, Kıbrıslı Rum da, Kıbrıslı da yoktur. Sakın ola bizlere, ‘Kıbrıslı mısınız?’ diye sormayın. Bu bir hakaret olarak algılanır ve yanlış anlamlar çıkabilir. Neden mi? Nedeni Kıbrıs’ta yaşayan tek doğal canlı vardır, o da Kıbrıs eşeğidir” derkenki ruh hali sabuklama değildir. (Bak: Ortam gazetesi – 13 Kasım 1995 – Mehmet Çağlar)

Kıbrıs’a ve Kıbrıslılar’a bu açıdan bakanlara, bölünmüş Kıbrıs’ı yeniden bütünleştirmeye kapıyı aralayan (açan değil) Annan planını kabul ettirmek olanağı yoktur.

Turancılar 1. Dünya Savaşı’nda Almanlar tarafından kullanıldılar.

11. Dünya Savaşı’ndan sonra Anglo-Amerikan emperyalizminin güdümünde Türkiye’deki işçi sınıfı hareketininin önünü kesmek için yine güdümlü vurucu güç işlevini üstlendiler.

Şimdi?

Şimdi emperyalizme bunca hizmetin Kıbrıs somutunda karşılığını talep ediyorlar.

Kıbrıs’ın bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü garanti eden Garanti Antlaşması’nı çiğneyerek ikiye böldükleri Kıbrıs’ın büyük bir bölümü kendilerine kalsın, taksim kalıcılaştırılsın, Cenevere Konvansiyonu’nu çiğneyerek işledikleri savaş suçu unutulsun, savaş suçu işleyerek Ada’ya taşıdıkları nüfusa yasallık kazandırılsın, gasp ettikleri taşınmazlar sahiplerine geri verilmesin istiyorlar.

Sözcüleri Rauf Bey İsviçre’ye gitmedi.

Bilerek ve isteyerek gitmedi. Marxist kökenli Başbakan Mehmet Ali Talat Rauf Bey’in olmazsa olmazlarını (Turancı taleplerini) İsviçre’de arslanlar gibi savunurken O da Lefkoşa’dan kükreyebilsin, görüşme masasındaki oğluna ve Marxist kökenli Başbakan’a uzaktan destek atışı yapabilsin diye gitmedi.

Derviş Eroğlu benzer destek atışını yapamaz mıydı?

Yapardı ama yetersiz kalırdı.

Başarılı oldular mı?

Büyük oranda başarılı oldular.

Annan planında Kıbrıs’ı ırkçı ayırım çizgisine yaklaştırabildikleri kadar yaklaştırdılar.

Anglo-Amerikanlar emekçilere karşı geçmişteki eylemlerini iyi ödüllendirdiler.

Kıbrıs’ın yurtseverleri Annan planının araladığı kapıdan girmesini bilmeli, Kıbrıs’ı yeniden bütünleştirmeye başlayabilmelidirler.

Kıbrıs’ı tüm Kıbrıslılar’ın ortak yurda dönüştürmek her Kıbrıslı yurtseverin boynunun borcudur.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org