Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 13 Mayıs 2004

Özker Özgür

 

Öfke

Fransızlar, “-Öfkeleniyorsun çünkü haksızsın” derler.

Bizde de “-Öfke baldan tatlıdır” denir.

Meclis’in 10 Mayıs 2004 tarihli birleşiminde öfke yüklü anlar yaşandı.

“-Birleştirilmiş Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı” görüşülürken, BDH Milletvekili Halil Sadrazam söz alarak konuyu enine-boyuna çözümledi (tahlil etti). Sadrazam emekli bir kurmay albay olarak askerlikle ilgili mevzuatı Meclis’tekilerin tümünden de daha iyi bilir. Örneğin Güvenlik Kuvvetleri Kuruluş Yasası’na değindi ve, “-Bu yasa yorumlandığı zaman bu sıralarda oturan hepimizin Türk olmadığı, Türk asıllı olmadığı şeklinde karşımıza gelmektedir. Çünkü yasada, ‘Güvenlik Kuvvetleri Komutanı ve kilit personeli, Türk asıllı yurttaşlar arasından seçilerek atanır’ denmektedir. Buyurun gelin bu maddeyi değiştirelim. Bunun değişiklik önergesinin Güvenlik Kuvvetleri Komutanluğı’ndan gelmesini beklemeyelim. Bu yasanın bu maddesi bizi Türk olarak kabul etmiyor. Bizim için üzüntü verici, utanç verici bir durumdur” dedi.

Sadrazam ayrıca Anayasa’nın geçici 10. maddesinin de değiştirilmesi gerektiğini belirterek, “-Anayasa’nın geçici 10. maddesinin değiştirilmesiyle koordineli olarak Üst Koordinasyon Kurulu ve Yüksek Koordinasyon Kurulu adına ne derseniz deyin, Anayasa’da olmayan, Anayasa’da Cumhuriyet Güvenlik Kurulu vardır fakat toplanmamaktadır. Bunun yerine Üst Koordinasyon Kurulu görev yapmakta ve biraz önce söylediğim askerlik mükellefiyetini öğretmek ve yapmak durumunda olan kişiler bunun içerisinde yer almaktadır. Tabii herhalde başka düşüncelerle. Bunun da değiştirilmesi en yararlı hareketlerden birisi olacaktır” diye vurguladı.

BKP Milletvekili İzzet İzcan, Halil Sadrazam’ın konuşmasını beğenmiş. Sadrazam kürsüden inince onu kutlamış.

Nedendir bilinmez bazı CTP milletvekilleri, İzcan’ın Sadrazam’ı kutlamasına öfkelnmişler. CTP Genel Sekreteri, Sadrazam’ın kürsüden askerlikle ilgili olarak söylediklerini CTP’ye eleştiri olarak algılamış olacak ki, “- CTP’ye saldırmak, kolay bir iştir bu. İzzet Bey’in de hoşuna gider. Tebrik etti otururken Albay’ı, iyi vurdun, utanç belgesi dedin CTP’ye bu noktada. Çok hoşuna gider İzzet Beyin de. Bunu biz gayet iyi biliyoruz. Bu bakımdan orta yerde, bu bakımdan açık şekilde ben konuşurum” diyerek serzenişte bulunmuş.

Bunun üzerine BKP Milletvekili İzzet İzcan söz almak zorunluluğunu duymuş.

Gelin bundan sonrasını tutanaklardan birlikte okuyalım:

BAŞKAN: Buyurun İzzet Bey.

İZZET İZCAN (Lefkoşa): Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi ben bazan bu kürsüden gereksiz öfkeleri anlayamıyorum. Yani bir kaşık suda fırtına çıkarılır, ondan sonra ilk söylenmesi gerekeni konuşmacı yarım saat çakar gürüler. Herhalde medyaya konuşur, başka insanları da o tartışmanın içine kendi çeker.

SONAY ADEM (Gazi Mağusa) (Yerinden): Bırak başkası konuşsun biraz.

İZZET İZCAN (Devamla): Yeni yöntemleriniz herhalde budur. Bu yöntemlerle de bir yere varmak mümkün değildir.

HÜSEYİN ÖZGÜRGÜN (Lefkoşa) (Yerinden): E, tamamdır söylediği be Sonay, ne kızan?

İZZET İZCAN (Devamla): Ondan sonra da hep beraber olalım ve değiştirelim. E, tamam işte, bunu başından söylesene. Budur. Yani yarım saat nutuk atmanın şeyi nedir?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI SERDAR DENKTAŞ (Yerinden): Tamam, o zaman kabul ettiğini söyle, in aşağıya.

İZZET İZCAN (Devamla): Sayın Sadrazam’ı tebrik ettik.

SONAY ADEM (Gazi Mağusa): Öneriyi kabul ettin mi oğlum şimdi?

İZZET İZCAN (Devamla): Sayın Sadrazam...

SONAY ADEM (Yerinden) (Devamla): Kabul ettin?

İZZET İZCAN (Devamla): Neyi kabul ettim?

SONAY ADEM (Yerinden) (Devamla): Öneriyi.

İZZET İZCAN (Devamla): Tabii kabul ettim.

SONAY ADEM (Yerinden) (Devamla): E, ne konuşun? Hade in aşağıya.

İZZET İZCAN (Devamla): İneceğim. E, yahu siz, yani siz be kardeşim, artık şeyden çıkıyorsunuz ha. Aldığınız oyla zannedersiniz ki burada oturan milletvekillerinizle burada bu Meclis’i idare edeceksiniz ve kimin nereye çıkacağını, kimin ne söyleyeceğini, hangi yasanın ne vakit geçirileceğine siz karar vereceksiniz?

SERDAR DENKTAŞ (Yerinden) (Devamla): İşte sen kendin söylen.

İZZET İZCAN (Devamla): E, müsaade edin yahu, burası milletin Meclisidir.

SONAY ADEM (Devamla): Ortağına söyle.

İZZET İZCAN (Devamla): Burası milletin Meclisidir.

SONAY ADEM (Yerinden) (Devamla): Ağzından çıkanı kulağın duysun da ne konuşun.

İZZET İZCAN (Devamla): Milletin Meclisidir ve zannetmeyin ki...

BAYINDIRLIK VE ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER SOYER KALYONCU (Yerinden): İzzet Bey o, söylediğini söyler.

İZZET İZCAN (Devamla): Yok, yok, zannetmeyin ki siz bizi ve burayı idare edeceksiniz...

Tutanaklar bu çizgide sürüp gider.

Sonuç?

Meğer Anayasa dışı Üst Koordinasyon Kurulu’nu toplantıya Başbakan Mehmet Ali Talat’ın kendisi bizzat çağırmış. Danışması gerekirmiş. Özürü kabahatinden büyük. Sen yıllarca halka Üst Koordinasyon Kurulu’nun Anayasa dışı olduğunu, dağıtılması gerektiğini söyle; sonra da başbakanlık koltuğuna oturunca ‘danışma’ adı altında toplantıya çağırarak Anayasa dışı bir kurula yasallık kazandırmaya çalış.

Eleştirilince de milletvekillerini eleştirenlerin üzerine aşağılayacı sözlerle saldırt.

Türkiye’de Anayasa Hukuku Profesörü olan YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Başbakan Tayyip Erdoğan’a soruyor:

“-Türk demokrasisi çoğunlukçu bakış açısına mı yoksa çoğulcu bakış açısına mı sahip?”

Tayyip Erdoğan’la iyi eşgüdüm kurmuş bulunan Mehmet Ali Talat’a da aynı soruyu sormakta yarar vardır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org