Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 18 Mayıs 2004

Özker Özgür

 

"Bağımsız Değiliz"

Meclis’in 13 Mayıs 2004 tarihli birleşiminde Başbakan Mehmet Ali Talat açık konuştu. Kendi tümcleriyle söylediği şuydu:

“- Ben neden ikide birde giderim Türkiye’ye, Ankara Dışişleri ile görüşürüm ya da Başbakanı ile görüşürüm de ondan sonra politika üreterek, beraber üreterek devam ederiz? Neden? Çünkü yalnız değiliz. Bağımsız bir devlet değiliz be arkadaşlar. Farkında değilsiniz? Değiliz.”

Yıllardır hem söylüyor hem yazıyoruz.

Kıbrıs’ın kuzeyinde, bağımsız, egemen, hukukun üstünlüğüne dayalı bir devletten söz edilemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki düzenin hukukun üstünlüğüne değil, Ankara’dan gönderilen asker-sivil bürokratların keyfi yönetimine dayalı olduğunu halk çoktan anlamıştı. Bu nedenle asker ağırlıklı bu rejimden kurtulabilsin diye Annan planının öngördüğü çözüme %65 oranında “evet” demiştir.

Şimdi gelinen aşamada Kıbrısrum tarafı, Annan planına çoğunlukla “hayır” dedi diye, “evet” diyen biz Kıbrıslıtürkler asker ağırlıklı baskıcı rejime mahkum muyuz?

Başbakan’ın, “Bağımsız bir devlet değiliz be arkadaşlar. Farkında değilsiniz? Değiliz” sözleri içinde bulunduğumuz durumu anlatır.

İçinde bulunduğumuz durumu zaten biliyorduk.

Peki ama çıkış yolu nedir?

Başbakan ne önermektedir?

Örneğin Kıbrıs’ın kuzeyinde seçimler yinelenir (tekrarlanır) ve %65 oranındaki “evet” oyu Meclis’e olduğu gibi yansırsa bağımsızlığımızı kazanmış mı olacağız?

Başka bir deyişle, Annan planı temelinde çözüm isteyenler, bu kez 25 değil de 35 milletvekilliği kazanırlarsa çözümcülerin başbakanı çıkıp, “-Artık bağımsız bir devlet olduk” diyebilecek midir?

Yıllardır hükümetler gelmekte, hükümetler gitmektedir.

Hükümetler değişmekte ancak rejim değişmemektedir. Sürerdurum koşullarında topluma Ankara’nın atadığı asker-sivil büroktratlar egemendir. Sürerdurum sürdüğü sürece bu değişmiyecektir. Çözümcü güçlerin oy oranı ne kadar yükseklirse yükselsin, başbakanlık koltuğuna kim oturursa otursun, günün sonunda, işin içinden çıkamadığında, çıkıp da halka en çok diyeceği, Mehmet Ali Talat’ın söyledikleri olacaktır:

“-Bağımsız bir devlet değiliz be arkadaşlar. Farkında değilsiniz? Değiliz”

24 Nisan 2004 halkoylamasında Kıbrıslıtürkler sürerduruma “hayır” demişlerdir.

Halkın istenci (iradesi) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nden yana gerçekleşmiştir. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu Kıbrıs Türk Devleti’ni oluşturmak birincil görev olmalıdır. 24 Nisan 2004 halkoylamasından sonra KKTC’de ısrar sürerdurumda, taksimde ve asker ağırlıklı baskı rejiminde ısrar demektir.

KKTC’de ısrar demek, dünyadan yalıtılmışlıkta (izolasyonda) da ısrar demektir Ankara’dan atanan asker-sivil bürokratların keyfi yönetiminden kurtulabilmek için halkın ortaya çıkan istencine dayanarak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu Kıbrıs Türk Devleti’ni oluşturmaya başlamak gerekir.

Annan planı temelinde çözüme “evet” diyen politik güçler aralarınadki farkları bir yana iterek kurucu Kıbrıs Türk Devleti’ni oluşturmak amacına kilitlenmelidirler. Sürerdurumun çizdiği çember içinde yarışarak bugüne kadar bir yere varamadık. Bundan sonra da varmamız olanaklı değildir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org