Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 21 Mayıs 2004

Özker Özgür

 

Günübirlik

Gelişmiş kapitalist ülkeler ile gelişmemişler arasındaki temel fark, gelişmişlerin uzun süreli tasarımlara sahip olmaları, gelişmemişlerin ise günübirlik yaşamalarıdır. Adamlar ekonomilerinin geleceğini düşünürler ve planlarlar. Büyük Orta Doğu Projesi, ABD ekonomisinin ben deyim elli yıl, siz deyin yüz yıl sonrasındaki durumu düşünülerek tasarlanmıştır. Biz Annan planına “evet” mi, “hayır” mı diyelim diye kendi aramızda didişirken onlar kuzeyden “evet”, güneyden de “hayır” çıkmasını sağlayarak Büyük Ortadoğu Projesi’nin aksamaması için önlem almışlardır. Onlar, evdeki hesap çarşıya uymaz da her iki taraftan da “evet” çıksaydı ne yapacaklarını da hesaplamışlardı. İki taraftan da “hayır” çıkması durumunda da seçenek planları vardı. Ancak bize öyle geliyor ki, kuzeyden “evet”, güneyden de “hayır” çıkmasını istiyorlardı ve bunu sağlamışlardır.

Amaçları Kıbrıs sorununu çözümsüz bırakmak, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sadece güneyi ile Avrupa Birliği’ne sokmak, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolundaki Kıbrıs engelini kaldırmak, ancak Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olana kadar da Kıbrıs’ın kuzeyini ABD denetimi altında tutmak.

Yapılmakta olan budur.

Tayvan modeli bunun için gündemdedir.

Tayvan modeli, Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olana kadar Kıbrıslıtürkler’in bekletilecekleri odanın adıdır.

Türkiye Aralık 2004’te Avrupa Birliği’nden tarih alsa da, üyelik görüşmeleri tamamlanana kadar Kıbrıslıtürkler Tayvan modeli denen odada ABD vesayeti altında bekletileceklerdir. Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olduğunda ve Birleşik Kırallık’la birlikte AB içinde ABD’nin güvenilir bağlaşığı olarak yerini aldığında Kıbrıs’ın kuzeyi ancak o zaman AB’ye entegre edilecektir.

O koşullarda Kıbrıslıtürkler hangi toplumsal haklarla AB’ye gireceklerdir?

Bilemeyiz.

Laurence Evans, “Türkiye’nin Paylaşılması/United States Policy and the Partition of Turkey” başlıklı kitabında ABD’nin Ortadoğu politikasının kökenini açıklamaktadır.

1972 yılında Milliyet yayınlarında çıkan kitabın Türkçe çevirisinin 293. sayfasında şöyle bir paragraf vardır:

“- ...ABD Dışişleri Bakanlığı, 31 Mayıs 1919’da, yeryüzündeki bütün elçilik ve konsolosluklarına bir genelge gönderip, petrol bulunan, bulunabilmesi olanağı olan her yerde, oaralardaki petrol kaynakları üzerindeki denetim (kontrol) durumunu, gelişme umutlarını ve bu alanlardaki petrol üretimine Amerika’nın karışabilme olanaklarının bildirilmesini istiyor”

Düşünebiliyor musunuz?

Yıl 1919.

Yirminci yüzyılın başlarında ABD, yeryüzündeki petrol kaynaklarının denetimini ele geçirmenin hesabını yapmıştı. Osmanlı topraklarının Türk yönetiminde kalması veya başkalarının eline geçmesi durumunda, ABD’nin hak ve ayrıcalıklarına dokunulmaması esastı.

Bugün Irak’ın ABD’nin işgali altında bulunması 20.yüzyılın başında yapılan bu tür hesapların bir ürünüdür.

Türkiye, İsrail, Mısır bağlaşıklığı da ABD çıkarlarını korumaya dönüktür.

ABD, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istiyor.

Neden?

Çünkü Türkiye’nin içinde Rusya ve Çin’in de bulunduğu Avrasya Hareketi’ne kaymasından, yani kamp değiştirmesinden korkmaktadır.

ABD ile AB’nin bölgede uzun sürede startejik çıkar birlikleri vardır ama kısa sürede çıkarları örtüşmemektedir. Kıbrıs’ın gelinen aşamada bölünmüş kalmasının ana nedeni budur.

Biz, Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar, bu gerçekler ışığında, ülkemizin geleceğini düşünmek ve planlamak zorundayız. Türkiye ile Yunanistan aynı coğrafyada, biz de aynı adada yaşamak zorunda olduğumuza göre, emperyalist güçlerin, bizi kullanarak bölgede ne yapamaya çalıştıklarını bildiğimiz oranda kendimizi kullandırtmamış oluruz.

Günübirlik yaşamaktan kurtulmak ve uzun süreli düşünmek zorundayız.

Bölge halkları olarak global güçlerin oyununa gelmemeli, birbirimizle didişmekten kurtulmalı, coğrafyamızın zenginliklerine birlikte sahip çıkmalıyız.

Bu çerçevede, Kıbrıs’ı, Kıbrıslıtürkler’in ve Kıbrıslırumlar’ın ortak yurduna dönüştürmek daha bir anlam ve önem kazanmaktadır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org