Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 27 Mayıs 2004

Özker Özgür

 

Bu Ne Sevgi Ah!..

CTP ile DP Siam ikizlerine benzediler.

Sanki aynı beden ve organları paylaşıyorlarmış gibi birbirlerinden ayrılmak istemiyorlar.

Ayrılacak olsalar sanki de ikisi için de dünyanın sonu gelecekmiş gibi.

CTP’yi yöneten KÖGEF ekibi bunu açık açık söylemiyor; ancak Serdar Denktaş açık konuşuyor.

“-CTP’siz hükümette yokum” diyor.

Neden?

CTP ile DP arasındaki ideolojik bağ ve bağlılık o denli mi güçlüdür?

DP’nin Annan planı karşısındaki duruşu ortadadır. Bu duruşta herhangi bir değişiklik olduğunu sanmıyoruz. Oğul Denktaş’ın baba Denktaş’ın etki alanı dışında kalabileceğini düşünebilir miyiz?

Olası mıdır?

Baba Denktaş, seneye cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıklarken, “- Benim yerime yetişen gençler vardır; Mehmet Ali Talat ile Serdar vardır” dedi.

Bunu baba Denktaş’a söyleten nedir?

Denktaşlar Mehmet Ali Talat’ın çizgisine mi geldiler yoksa tersi mi oldu?

İki milletvekili DP’den ayrıldı.

Ayrılırken, halkın %65 oranındaki ‘evet’ine saygılı olunması gerektiğini söylediler.

Annan planına dayalı çözüm yanlısı güçler memnun oldular. Yalnız CTP’yi yöneten KÖGEF ekibi memnun olacağına canları sıkıldı. Hele DP’den ayrılan iki milletvekili Angolemli ve İzcan’la biraraya gelerek Meclis’te bir grup gibi birlikte hareket edeceklerini açıklayınca artık-eksik konuşmaya başladılar.

Angolemli, CTP, BDH ve yeni dörtlü grubun çözümcü hükümeti kurabileceklerini dile getirince ağızlarından çıkanı kulakları duymamaya başladı. Halkın %65’lik istencine saygılı olunması gerektiğini söyleyerek DP’den kopan milletvekilleri hakkında söylemediklerini bırakmadılar. Halkın %65’lik istencine saygılı olunması gerektiğini dile getirmek büyük bir suçmuş gibi davrandılar. CTP’yi yöneten KÖGEF ekibinin önde gelen sözcülerinden Ferdi Sabit Soyer sözkonusu milletvekillerinin garbolit sabunu ile yıkanmaları gerektiğini söyleyecek kadar ileri gidebildi.

27 Mayıs 2004 tarihli basında okuduk ki DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, “- Hükümet sayısal çoğunluğa sahip olmasa da kendi içinde son derece uyumlu bir hükümettir. Uzun yıllardan sonra ilk kez bir başbakanla böylesine koordineli, karşılıklı saygı temeline dayanan, samimi bir ortamda çalışma ortamı bulduk” demiş.

Ne kadar güzel!...

Bir koalisyon hükümetinde ortakların uyum ve eşgüdüm içinde, karşılıklı saygı temelinde, samimi bir ortamda çalışmalarından daha olumlu ne olabilir ki?

Ancak koalisyonlar siyasal partiler tarafından kurulur ve bir bay ile bayanın yaşamlarını duygusal olarak birleştirmelerine benzemez. Siyasal partilerin ideolojileri, yakın ve uzak hedefleri vardır. Bir koalisyonda buluşan iki ya da daha çok sayıda partinin ideolojileri örtüşmese bile bazı yakın hedeflerde olsun anlaşabilmeleri gerekir. Serdar Denktaş’ın sözünü ettiği uyum, eşgüdüm, karşılıklı saygı ve samimiyet ancak o koşullarda oluşabilir.

CTP’yi yöneten KÖGEF ekibi ile Serdar Denktaş’ın yakın veya uzak hedefleri o denli mi örtüşmektedir ki KÖGEF ekibi Serdarsız, Serdar da onlarsız edemez duruma geldiler?

Mehmet Ali Talat Batı’ya, Serdar Denktaş da Doğu’ya hareket ettiler.

Biri Avrupa ülkeleri, diğeri de “bazı” İslam ülkeleri nezdinde girişim yapacakmış.

Mehmet Ali Talat, Avrupa’ya izolasyonların kaldırılması için gittiğini belirtirken Serdar Denktaş adını açıklamadığı İslam ülkelerinden ne isteyeceğini söylememiştir.

Sadece, “- Mutlaka olumlu sonuçlar alacağımıza inanıyorum” demekle yetinmiştir.

Ocak 1987’de, baba Denktaş’ın Amerikan’ın Sesi Radyosu’na söylediği aşağıdaki tümlceler ile bugün oğul Denktaş’ın Mehmet Ali Talat’la birlikte yapmaya çalıştıkları arasında bağlantı kurmaya çalışmak doğru olur mu?

Bir düşünün...

“- Kıbrıs sorununu dostlarımıza ve müttefiklerimize anlatarak bizi kendilerine ne zaman uyarsa o zaman tanımalarını isteyeceğiz. Ancak demokratik dünyanın lideri, özgürlük savaşçılarının lideri olan ABD gibi bir devletin bir kez daha bizi tanımak isteyen dostlarımızı engellemeyeceğini umarız. Onları tehdit ederek askeri ekonomik yardımını keserek engellemeyeceğini umarız.”

CTP ile DP kurmayları bu çerçevede hareket ediyorlarsa aralarına başkalarını almak istememekte yerden göğe kadar haklı değiller mi?..

“Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırab?” diye sormayın.

Bu sevgi başka sevgiye, bu ızdırab başka ızdıraba benziyor...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org