Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 30 Mayıs 2003

Özker Özgür

 

Tayyip Erdoğan

“Bu Memleket Bizim Platformu” Ankara’da Başbakan Tayyip Erdoğan’la 2003 yılında, Ocak ayının 30. günü görüştü. Görüşmede Erdoğan’ın Annan planı temelinde çözüm isteyen “Bu Memleket Bizim Platformu” mensuplarına söylediklerini Halil Paşa Afrika gazetesinde yayınladı. 25 Mayıs 2003 tarihli Afrika gazetesinde ön sayfadan spotlar halinde verilen, 10. sayfada da Halil Paşa’nın makalesinde ayrıntılı olarak anlatılanlar Kıbrıslıtürkler olarak nereye getirilip saplandığımızı gösterir.

3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra Avrupa başkentlerini ziyaret eden AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununu Belçika modeline uygun olarak çözmek ve gerekli reformları yaparak Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne taşımak isteyen önder görüntüsünü vermemiş miydi?

Türkiye’de seçimlerin gerçekleştiği 3 Kasım 2002 ile Tayyip Erdoğan’ın “Bu Memleket Bizim Platformu” ile görüştüğü 30 Ocak 2003 tarihleri arasında üç aylık kısa bir zaman dilimi vardır. Erdoğan’ın Avrupa başkentlerinde çizdiği görüntü (imaj) ile aynı dönemde Annan planı temelinde çözüm isteyen örgüt temsilcisi Kıbrıslıtürkler’e söyledikleri kıyaslandığında ortaya inanılmaz bir çelişki çıkmaktadır.

Erdoğan’ın ağzından çıktığı savlanan şu tümcelerin altını birkaç kez çizmek gerekmektedir:

“- Mitingte bayrak taşımadınız. Bu bizde sıkıntı yarattı. Bazı hoş olmayan gelişmeler de yaşanmış. Avrupa ailesi bizi istemiyor. Bakın ben seçimlerden hemen sonra ilk gezilerimi Avrupa’ya yaptım. Birçok siyasi lider ve hatta dini lider ile görüştüm. Onlar Hristiyan bir kulüp. Biz ise Müslümanız. Türklere ve Müslümanlara yakın değiller. Bizi kendilerinden saymıyorlar. Bunlar gerçek. Zaten bir çoğunun görüşü belli.(...)Global mal değişimi mutlaka uygulanmalı. Bu bir tuzak. Rumları içimize almak için bir tuzak var. (...) Dil, Din, Millet, Bayrak ve Toprak bir ulus için yeterli şeyler. Devlet olmak için dünya tarafından tanınmak şart değil. Bunların olması devletin ayakta kalması için yeterli. Göç falan olmaz. İnsan kalmazsa bizde çok var. Göndeririz.”

İyi ki “Bu Memleket Bizim Platformu”na bağlı örgütler arasında Yay-Sat da vardı ve iyi ki Halil Paşa Yay-Sat’ı temsilen Tayyip Erdoğan’la görüşenler arasındaydı. Tayyip Erdoğan’la görüşen bunca örgüt temsilcisi arasından yalnız Halil Paşa konuşulanları kamuoyuna açıklamak gereğini duydu. Biraz geç de olsa iyi etti. Kıbrıslıtürkler olarak ölü gözünden yaş bekler gibi Erdoğan’dan çözüm bekleyenlerimiz var idiyse, Halil Paşa’nın açıklamalarından sonra ayaklarımız yere basacaktır.

Tayyip Erdoğan’ın Annan planı temelinde çözüm isteyen Kıbrıslıtürkler’e söylediklerinden anlaşılan odur ki bugün Türkiye’de işbaşında bulunan hükümet ne Kıbrıs sorununu çözebilir ne de Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne taşıyabilir. Bir defa, çözüm olmazsa Kıbrıslıtürkler’in göç edecekleri kaygusunu dile getiren “Bu Memleket Bizim Platformu’na, “Göç falan olmaz. İnsan kalmazsa bizde çok var. Göndeririz” diyen bir kafa Kıbrıslıtürkler’in varlık ve kimliklerini korumak savaşımı vermekte olduklarını anlamaktan uzaktır. Adamın ilgi alanı zaten insanlar değildir. Açık açık söylüyor:
- Dil, Din, Millet, Bayrak ve Toprak diyor.
O’na göre gerisi hikayedir. Kıbrıslıtürkler göç edeceklerse etsinler. Kıbrıslıtürkler’in yerini dolduracak insan çok. Erdoğan Bey gemilere doldurup gönderir. Toprak boş kalmaz. Gelecek olanlar camileri doldurur. Türk bayrağını dalgalandırır. Kıbrıslıtürklerin ise canları cehenneme...

İnsan okuduklarına inanmak istemiyor....
Dil, Din, Millet, Bayrak ve Toprak öğelerini ön plana çıkaran, insan öğesini ise nerdeyse hiç hesaba katmayan bir anlayış sahibi Avrupa başkentlerini dolaşarak Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne üye yapmak istediğini nasıl söyler?

Anlaşılmıştır ki Tayyip Erdoğan Avrupa Birliği’nin önem verdiği Kopenhag Ölçüleri’ni de bilmiyor. Ölçüleri bilse de içerik olarak ne anlama geldikleri umurunda değildir. Avrupa Birliği’nin Demokrasi, İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü gibi temel ilkelerini Tayyip Erdoğan’ın “Dil, Din, Millet, Bayrak, Toprak” söylemi tamamen dışlamaktadır. Çok kültürlü, çok bayraklı, çok uluslu bir ortamda kendi dil, din ve ulusunu ön plana çıkarmak için girmeye çalışan bir anlayışı Avrupa Birliği içine niye alsın?
Yüz yıllar içinde oluşan bir Kıbrıslıtürk kimliğine hiç değer vermeyen, bir toplumun yokoluşu karşısında hiç kaygu duymayan bir anlayışı Avrupa Birliği bünyesine aldığında karşılaşacağı sorunları düşünebiliyor musunuz?

Tayyip Erdoğan’ın “Bu Memleket Bizim Platformu” mensuplarına söylediklerinden anlaşılan odur ki Ankara’daki Hükümet Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne taşımak isterken demokratikleşmek veya İnsan Hakları’na saygılı olunmasını sağlamak ya da Hukuk’u üstün kılmak için değil Türkiye’de askerin baskısından kurtulmak için istemektedir.

Bir türlü demokratikleşemeyen Türkiye’ye mi üzülelim yoksa Kıbrıslıtürkler’in saplandığı çıkmaza mı yanalım?

Türkiye’yi yönetenler bize toplumsal bir varlık ve kimlik olarak bakmadıklarına ve yalnız yurdumuzun toprağında gözleri olduğuna göre her doğal canlı gibi kendi varlığımıza ve kimliğimize sahip çıkmak zorundayız.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org