Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 19 Haziran 2003

Özker Özgür

 

İşin Doğrusu

İşin doğrusunu halk söylüyor.
“Biz İnönü Meydanı’nda toplanırken X, Y ya da Z partiyi düşünerek toplanmıyorduk. Biz Annan planı temelinde çözüme ve Kıbrıs’ın bir bütün olarak Avrupa Birliği’ne girmesine destek verelim diye toplanıyorduk. Annan planı temelinde çözümden yana siyasal partiler ve sivil toplum örgütlerinin birlikte olmaları, birlikte davranmaları, halkı birlikte kucaklamaları bizi halk olarak sevindiriyordu. Bu birlikteliğin çözüme ve hiç olmazsa, AB limanına ulaşıncaya kadar devam etmesini istiyorduk. Oysa şimdiki manzaraya baktığımızda üzülüyoruz. ‘Nerede o birliktelik?’ diye sormadan edemiyoruz”

Yurttaş yerden göğe kadar haklıdır.
Turgut Afşaroğlu’nun geçen gün yazdığı gibi, beş muhalefet partisinin her biri, 50 kişilik tek listeye, beşer ağır topunu verebilir, geriye kalan 25 adaylık da sivil toplum örgütleri arasında bölüştürülebilir ve Aralık 2003 seçimleri halkoylamasına (referanduma) dönüştürülebilirdi.
İşte o zaman Denktaş’ın ve arkasındaki asker-sivil bürokrasinin korktukları başlarına gelirdi. Yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmuş olurlardı. Annan planını halkoylamasına sunmayı reddetikleri için halk çözümden yana istencini (iradesini) dile getirme (ifade etme) olanağını böylece bulmuş olurdu.

Açıktır ki Denktaş ve arkasındaki asker-sivil bürokrasi Kıbrıs’ta çözüm istemedikleri için her BM girişiminine yaptıkları gibi Annan planını da katletme, ortadan kaldırma, yok etme çabası içindedirler. Annan planı, BM genel sekreterlerinin geçmişte sundukları çözüm önerilerinden fazla farklı değildir. Annan planını diğerlerinden ayıran özellik halkın plana verdiği açık destektir. Özellikle Kıbrıslıtürkler, dört kez arka arkaya İnönü meydanını doldurarak plana açık destek belirtmişlerdir. Denktaş ve arkasındaki asker-sivil bürokrasi halkın açık istenç (irade) beyanından ürkmüşlerdir. Kofi Annan’nın “Planı halkoylamasına sunun” önerisini, halkın istencinden korktukları için reddetmişlerdir. Korkuları “Elye referandum eylemine” gösterdikleri tepkiye yansımıştı. Basit, şiddetten uzak, son derece demokratik bir eylemin üzerine nerdeyse topla-tüfekle gitmişlerdi. Eylemi örgütleyen örgüt temsilcilerine göz dağı vermek için onları hücrelere kapatmışlardı. Halkın Annan planına dönük istencinden o denli korkmuşlardı ki sivil toplum örgütlerini ve halkı korkutarak kendi korkularını yenmeye çalışıyorlardı.

Aralık seçimleri, halkoylaması için başka bir fırsat yaratmıştı. Çözüm yanlılarının birlikteliklerini korumaları ve tek listede buluşarak halka gitmeleri durumunda, yaptırılmayan halkoylaması seçim adı altında ister istemez gerçekleşmiş olacaktı. Halkın çözümden yana istenci kayda geçecekti.

Birileri bunu engellemiştir...
Şimdi Meclis’te sandalye hesapları yapılmakta, hangi partinin kaç milletvekilliği kazanacağı üzerinde kafa yorulmaktadır. Bu hesap-kitap işi seçimleri halkoylaması (referandum) olmaktan uzaklaştırmakta, partilerarası yarışa dönüştürmektedir. Seçim düzlemine (sath-ı mailine) girildikten sonra halkın çözümden yana istencini kayda geçirmesine olanak sağlamak çabasının yerini, yurttaşların oylarını “kapişari” edebilmek için didişme alacaktır.

Annan planını katletmek çabası içinde olan sürerdurumcu (statükocu) güçlerin istediği de bu değil midir?

Aralık 2003 seçimlerine çözüm yanlısı güçleri bölünmüş olarak sokmak, Kıbrıslıtürkler’in umudunu kırarak seçim sandığına gitmemelerini sağlamak ve asker-sivil bürokratların yönlendirecekleri güdümlü oylarla sürerdurumun devamını sağlamak için biryerlerde yazılan senaryoya birileri gönüllü olarak oyuncu olmayı mı kabullenmiştir?

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org