Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 20 Haziran 2004

Özker Özgür

 

Yol Haritası

Toplumda genel bir karamsarlık vardır.

İnsanımız önünü göremiyor. Siyasal partilerin, sivil toplum örgütlerinin ne yapmaya çalıştıklarını anlayamıyor. Okyanusta pusulasız bir gemi gibiyiz.

Toplumu yönetmekte olduğunu savlayanların söylediklerinden birşey anlaşılmıyor.

Örneğin Mehmet Ali Talat geçen gün, Rum tarafının hiçbir açılıma izin vermek istemediğini belirtti ve:

“- Bu artık bir savaştır. Bu ciddi bir süreç ve Kıbrıs sorununun çözümü yeni parametrelerde yatmaktadır. Rum tarafı bütün yaptıklarını geçtiğimiz yıl AB ile imzaladığı giriş anlaşmasının arkasına saklanarak yapıyor. Rum tarafı bir şekilde eline bir silah geçirdi, bu silahı bize karşı kullanıyor ve biz silahsızız. Eline nasıl geçirdiği ayrı konu ama biz savunmasızız. Bu yepyeni bir durum, dünyanın şaşkına düştüğü bir durum. Bunun için biz bu durumu iyice anlatmalıyız. Biz sadece dünyanın Rum’a o silahı kullandırtmama baskısıyla ayakta durabiliyoruz” dedi.

Mehmet Ali Talat’ın söyledikleri son derece önemlidir.

Demek oluyor ki toplum olarak yeni bir durumla karşı karşıyayız. Kıbrısrum tarafı eline AB üyeliği silahını geçirmiştir. Bu silahı bize karşı sonuna kadar kullanmakta kararlıdır. Dünyanın Rum’a bu silahı kullandıtrmama baskısı olmasa, biz ayakta duramayız.

Mehmet Ali Talat “dünyanın Rum’a baskısı”ndan söz ederken hangi dünyayı kastetmektedir?

Birleşmiş Milletler’i mi, ABD’yi mi, AB’yi mi yoksa İslam Konferansı Örgütü’nü mü?

Belli değildir.

Bu yeni durumu bizim iyice anlatmamız gerekiyormuş.

Peki ama kime neyi anlatacağız?

Dünya madem ki Rum’a, eline geçirmiş olduğu silahı bize karşı kullanamasın diye baskı yapıyor demek ki durumu biliyor ve bizi koruyor.

O zaman biz kime neyi anlatacağız?

Talat, “-Bu dönemde marifet, başarılı bir politika güdüp geriye dönüşü imkan dahiline sokmamaktadır” demekte, kendine göre yapılması gerekeni belirtmektedir.

Anladık!

Marifet başarılı politika gütmektir.

Ancak başarılı politikayı güdebilmek için ne yapmak gerekiyor?

Ne yapmak için, hangi stratejiyi izleyeceğiz?

Talat, “-Biz hükümet olarak ve Türkiye ile birlikte, bu marifeti göstermemiz gerekir. Uyumsuz olursak ortaya hiçbir şey çıkmaz. Şu ana kadar çözüm sürecinde bir sıkıntı yaşamadık, ama bundan sonraki açılım sürecinden emin değilim. Çünkü daha yaşamadım. Birkaç küçük adımda sorunumuz çıkmadı. Kayıplarla ilgili adım atılması, insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması gibi konularda sorun çıkmadı. Ama bunlar yetmiyor. Yeni politik açılımlar yapmamız lazım” diyor. (Bak: Yenidüzen – 17 Haziran 2004)

Talat’ın söylediklerinden anlayabildiğimiz kadarıyla Hükümet’in başı rejimle derttedir.

Gerçi kendisi, “-Şu ana kadar çözüm sürecinde bir sıkıntı yaşamadık” diyor ama yaşanmakta olan sıkıntılar basına yansımaktadır. Talat Avrupa’da, Kıbrıs’ın kuzeyinde halkın Birleşik Kıbrıs istediğini ve insan haklarına saygılı bir düzenimiz olduğunu anlatmaya çalışmaktadır ama rejim tersini kanıtlamak için elinden geleni ardına koymamaktadır. Talat, Avrupa’da, Kıbrıs’ın kuzeyinde sivillerin bundan sonra askersel mahkemelerde yargılanmayacaklarının, basına karşı davaların duracağının güvencesini vermeye çalışırken rejim Afrika’ya karşı yeni davalar açmakta, üstelik Talat’a da, “-Basına karşı yeni davalar açıldığı doğru değildir” dedirterek O’nu zora sokmaktadır.

Talat, Hükümet’in izlemeye çalıştığı “barış” politikasını yeterli bulmuyor ve “-Yeni politik açılımlar yapmamız gerekir” diyor.

Ne gibi “politik açılımlar”?

Ortda bir perspektif yoktur.

Bizi düze çıkaracak bir yol haritası çizilmemiştir.

Üstelik Mehmet Ali Talat ve arkadaşları, rejimin yaratabileceği engelleri aşmada kendilerine yardımcı olabilecek öğelere “provokatör” diye saldırmakta sakınca görmemektedirler.

Kıbrıs sorununun çözümünü istiyorsak, gerekli adımları atmak zorundayız.

Kıbrıs’ın güneyinde hükümete ortak AKEL ile Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümete ortak CTP, Kıbrıs’ın tümü için politika ürettikleri ve Birleşik Kıbrıs’tan yana oldukları savında iseler biraraya gelip çıkış yolunu birlikte aramak zorundadırlar.

“-Kıbrıs’ın birleşmesinde istekli tarafız” demek yetmez. Gereğini de yapmak gerekir.

Kıbrısrum tarafında çoğunluğun neden ‘hayır’ dediğini anlamaya çalışarak kaygularını gidermenin yollarını aramaya ve Aralık 2004’ten önce Kıbrıs’ın güneyinde ikinci bir halkoylamsının koşullarını oluşturmak yönünde çaba harcamaya var mıyız?

Amacımızı somutlaştırmak, hedefimizi belirlemek, yol haritamızı çizmek, stratejimizi saptamak ve tüm barış ve demokrasi güçlerinin dayanışmasını sağlamakla yükümlüyüz.

“Bir usta bir memleket” anlayışı ile bir yere varmak olanaklı değildir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org