Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 24 Haziran 2004

Özker Özgür

 

Eğitim

Her yıl kolej ya da üniversite giriş sınavları sözkonusu olduğunda hep birlikte sisteme çullanırız.

“-Böyle eğitim sistemi mi olur?” deriz.

Sistemin sınav endeksli olduğunu, çocuklarımızı atlar gibi yarıştırdığımızı, sınavlarda çocuklarının başarılı olmasını isteyen anne-babaların çocuklarıyla birlikte strese girdiğini, sınavlarda başarılı olamayan öğrencilerin aşağılık duygusuna kapıldıklarını, bunun onları olumsuz yönde etkilediğini, çocuklarımızı sınavlara hazırlama adı altında bir “özel ders endüstrisi”nin geliştiğini, sözkonusu “endüstri”nin rantını özel dershanelerde çalışan öğretmenlerin aldığını, mekanizmanın eğitim etiği ile bağdaşmadığını özel sohbetlerimizde, açık oturumlarda ve köşe yazılarında anlatır dururuz.

Geçen gün Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şenel Elcil, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın uygulamaya koymaya hazırlandığı sekiz yıllık kesintisiz eğitim sistemine KTÖS’ün destek vereceğini belirttiği demecinde 2000 yılında yapılan bir araştırmanın sonuçlarını anımsattı.

Araştırmaya göre, çocuklarını kolej ve üniversite giriş sınavlarına hazırlayabilmek için aileler, yılda, bir trilyon 300 milyar lira harcamaktadırlar.

Kolej ve üniversite giriş sınavlarına kendi öğrencilerini özel dershanelere çekerek para karşılığında onlara ders veren öğretmenler devletin eğitim sisteminin içinde çalışan ve maaş alan öğretmenler değil midir?

Buna karşın, devlet, sözkonusu dershanelerden gelir vergisi alarak, devletten maaş çeken öğretmenlerin yasalara aykırı olarak kendi öğrencilerine para karşılığında ders vermelerini bizzat teşvik etmektedir.

Devlet özel dershanelerden gelir vergisi alarak kendi yasalarının kendi öğretmenleri tarafından çiğnenmesini sağlamaktadır da öğretmen sendiklarımız ne yapmaktadır?

Bu konunun üzerine hangi öğretmen sendikası ciddi olarak gitmiştir?

1994-1996 döneminde DP-CTP Koalisyonu görevde iken Mehmet Ali Talat Eğitim Bakanı olarak görev yapıyordu.

Eğitimde değişime yöneldik.

Kolej sınavlarını ve özel dershaneleri ele alarak, ilkokullar da içinde, eğitimde tam günü uygulamaya koymak istedik.

Karşımızda kimi bulduk sanırsınız?

Öğretmen sendikalarını.

Neden?

Çünkü getirmeye çalıştığımız yenilikler giriş sınavları için özel ders olayını ortadan kaldıracaktı.

Oysa “özel ders endüstrisi”nin yarattığı bir trilyon 300 milyon lira yıllık rant sözkonusydu.

İlkokullarda tam gün eğitim, bu rantın paylaşılması olanağını ortadan kaldıracaktı.

Öğretmen sendikalarımız tam gün eğitime, ya da kolej sınavlarının kaldırılamsına karşı çıkarken kuşkusuz, “-Tam gün eğitim üyelerimizin özel ders verme olanağını ortadan kaldıracak” diyerek karşı çıkmıyorlardı.

Kendilerine göre başka gerekçeler ileri sürüyorlardı.

Sonuçta DP-CTP Koalisyon Hükümeti, o dönem, eğitimde başlattığı yenilikleri ileri götüremedi.

Şimdi, Genel Sekreter Şener Elcil, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim ve kolej sınavlarının kaldırılmasına yönelik çalışmalarına KTÖS adına tam destek verdiğini açıklamıştır.

Sekiz yıllık kesintisiz eğitim ve kolej sınavlarının kaldırılmasına yönelik çalışmalara KTÖS adına destek verilirken, kolej sınavlarının köklü bir geçmişi olduğu, bunların bir anda kaldırılmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir.

Bu yaklaşım, bize 1994-1996 döneminde DP-CTP Koalisyon Hükümeti’nin eğitime dönük çalışmalarına öğretmen sendikalarının nasıl köstek olduklarını anımsattı.

“- Kolej sınavlarının kaldırılmasını biz de isteriz amma sözkonusu sınavların köklü bir geçmişi olduğunu unutarak 1994-1996 döneminde yaptığınızı yapar ve özel dershanelerin değirmenine akan yıllık bir trilyon 300 milyar liralık suyu kesmeye kalkarsanız karışmayız” demeye mi getiriliyor?

Her alanda olduğu gibi eğitimde de yeniliğe gereksinmemiz vardır.

Bilgi, iletişim ve bilişim çağının insanını yetiştirip Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin düzeyini yakalayacaksak söylediklerimiz, demek istediklerimiz ve yaptıklarımız uyum içinde olmalıdır.

Demokrasiyi bir yaşam biçimine dönüştüreceksek, söylediklerimizde de yaptıklarımızda da içten ve dürüst olmak zorundayız.

Eğitmeye çalıştığımız çocuklarımıza söylediklerimiz ve yaptıklarımızla somut, canlı iyi örnekler olmakla yükümlü değil miyiz?

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org