Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 30 Haziran 2004

Özker Özgür

 

Gemi

“Aynı gemideyiz” deriz.

Doğrudur.

Aynı gemideyiz.

Ancak gemi okyanusta pusulasızdır.

Nereye gittiğimizi bilmiyoruz.

Geminin kaptanı kimdir?

Belli değildir.

Kaptan diye ortaya çıkanların söyledikleri birbirbirini tutmuyor. Biri enine diğeri boyuna çekiyor.

20 Haziran 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Leyla Tavşanoğlu’nun Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis’le yaptığı söyleşi yayınlandı.

Papatopulos’un sağ kolu Kipros Hrisostomidis’in ABD ile ilgili değerlendirmesinin altını çizmekte yarar vardır.

Hrisostomidis’in dediği şudur:

“- Onların bakış açısından bakarsak, muhtemelen şöyle düşünürler:

Biz esas olarak Kıbrıs’ın değil, Türkiye’nin müttefikiyiz. Dolayısıyle de Kıbrıs’ı dolaylı olarak Türkiye aracılığı ile kontrol etmeliyiz.

Ama burada AB’nin koşulu nedir?

Bir de ona bakalım.

AB artık eski AB değil.

AB ve ABD bu bölgede Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs üçgeni yaratmakta hemfikirdirler.

Böylece bölgedeki çıkarlarını güven altına alacaklar.

Şimdi bu çerçevede Annan planına gelirsek...

Annan planında, siyasal, toplumsal ve psikolojik yönler ele alınmaz ve bunlarda iyileştirmeye gidilmezse yine bir çıkmaza girilir ve sonunda da bu ne sonuçlar verir, bunu da kimse tahmin edemez.”

Şimdi, bizm pusulasız gemide kavgaya tutuşmuş kaptanların oturup Hrisostomidis’in dediklerini ölçüp tartmaları gerekir.

Hrisostomidis’in Tavşanoğlu’na söyledikleri, Kıbrısrum tarafının geleceğe dönük yol haritasını anlatmıyor mu?

Kıbrısrum tarafı ABD ile AB’nin ne yapmaya çalıştıklarının farkındadır.

“-AB ve ABD bu bölgede Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs üçgeni yaratmakta hemfikirdirler. Böylece bölgedeki çıkarlarını güven altına alacaklar” diyorlar.

Peki; Kıbrısrum tarafı AB ile ABD’nin, bölgedeki çıkarlarını güvence altına almak amacıyla Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs üçgeni yaratmalarına karşı mıdır?

Hrisostomidis’in söylediklerinden, karşı olmadıkları anlaşılmaktadır.

AB ile ABD’nin Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs üçgenini kurmak için Annan planını yaptıklarını söyleyen Hrisostomidis, “- Annan planında, siyasal, toplumsal ve psikolojik yönler ele alınmaz ve bunlarda iyileştirmeye gidilmezse yine bir çıkmaza girilir” diyor ve böylece Kıbrısrum tarafının geleceğe dönük stratejisini dile getirmiş oluyor.

Kıbrısrum tarafında AB ile ABD’nin kendi çıkarlarını güvence altına almak amacıyla bir Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs üçgeni kurmalarına karşı çıkmamaktadır. Ancak Annan planının siyasal, toplumsal ve psikolojik yönlerinin iyileştirilmesini istemektedir.

İyileştirlmesini istedikleri siyasal, toplumsal ve psikolojik yönler nelerdir ve nasıl iyileştirilmesini istemektedirler?

Zamanla onu da ortaya koyacaklardır.

Burda önemli olan şudur:

AB ile ABD’nin Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs’a dönük ortak bir projesi vardır. Bu projeye Kıbrısrum tarafı koşullu ‘evet’ demektedir.

Koşullarını da Türkiye Avrupa Birliği’nden üyelik görüşmeleri için tarih alıp da görüşme masasına oturduğunda açıklayacaktır.

AKEL farklı bir yaklaşım içinde olabilir.

AKEL Aralık’tan önce Kıbrıs’ın güneyinde halkoylamasının (referandumun) yinelenmesinde yarar da görebilir. Ancak kaptan Papatopulos’tur ve geminin dümeni onun elindedir. Papatopulos ‘olur’ demeden Kıbrısrum tarafında ikinci bir halkoylamsı yapmak olanaklı değildir.

Kıbrısrum tarafında durum bu ise, yani onlar yol haritalarını belirlemişlerse biz, hangi partinin hükümete gireceği veya girmeyeceği, bakanlıkların nasıl dağıtılacağının ötesinde hep birlikte içinde bulunduğumuz gemiyi hangi limana ulaştıracağımızı düşünüyor muyuz?

Kıbrısrum tarafı AB ile ABD’nin öngördükleri Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs üçgeni içinde kalarak istediklerini elde etmeyi planlamışlardır.

Biz?

Gözlemlediğimiz kadarıyla siyasal partilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz ve basınımız bu konuları irdelememekte, pusulasız gemide sürüklenmekten rahatsızlık duymamaktadırlar.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org