Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 4 Haziran 2003

Özker Özgür

 

Can Derdi

“Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde” diye bir özdeyişimiz vardır.
Aralık 2003 seçimlerine giderken bazılarının takındığı tavır özdeyişteki kasabın tavrından farklı değildir. Toplum can derdindedir. Varlık ve kimliğini koruyabilmek için çıkış yolu aramaktadır. Bazıları da toplumun içinde bulunduğu bu durumu siyasal ranta dönüştürüp parti oylarını artırmaya mı çalışmaktadır?

“Falan parti Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunmaktadır. Biz onlarla birarada olamayız” veya “Filan partiler tabela partileridir. Büyük bir parti olarak biz tabela partileriyle nasıl güç birliği yapabiliriz?” diye konuşulmaktadır.
Oysa “Ortak Vizyon” ve “Bu Memleket Bizim Platformu”nda kimin neyi savunduğuna, hangi partinin diğerlerinden büyük mü yoksa küçük mü olduğuna bakmadan tam bir birlik sağlanmıştı.
Annan planı temelinde çözüm ve Federal Birleşik Kıbrıs olarak Avrupa Birliği’ne katılma ortak paydasında buluşulmuş, sağlanan bütünlükle elli-binin üzerinde yurttaşımız dört kez miting alanlarına taşınmış, çözüm, barış ve Avrupa Birliği’ne ulaşana kadar ölümüne birlikte olmak sözü verilmişti.

BM Genel Sekreteri’nin hazırladığı çözüm planı, iki tarafın da çekinceleri dikkate alınarak birkaç kez gözden geçirildiği halde taksimi kalıcılaştırmakta kararlı Denktaş ve arkasındaki asker-sivil büürokrasi, planın halkoylamasına (referanduma) sunulmasını engellediler. İnsanımızın kendi geleceğini belirleme hakkını zorbalıkla elinden aldılar. Toplumsal istencimizi (irademizi) tanımadılar.

Aralık 2003 seçimleri bir fırsattır. Seçimleri halktan esirgenen halkoylamasına dönüştürebiliriz. “Ortak Vizyon” ve “Bu Memleket Bizim Platformu”nda yaptığımız gibi tam bir birlik ve bütünlük içinde TEK LİSTE, TEK SES, TEK İSTEK olarak halka gidebilir ve Denktaş ile arkasındaki sivil bürokrasinin insanımızdan esirgediği halkoylamasını gerçekleştirebiliriz. Bunu yaparken ne dernek, ne sendika ne de partimiz için yapacağız.
“Ortak Vizyon”da paylaşılan vizyon vardı. “Bu Memeleket Bizim Platformu”nda paylaşılan toplumumuzun ve yurdumuzun gelecek kaygusu vardı. Gelinen aşamada ne kaygularımız silinmiştir ne ortak vizyonunumuz yok olmuştur. Annan planı temelinde çözüm ve Avrupa Birliği yakın hedef olarak ordadır. Ona ulaşabilmek Aralık seçimlerinde sandalye yarışına girip girmeyeceğimize bağlıdır.

Halkı miting alanına çağırırken gösterdiğimiz bütünlük ve dayanışmanın bozulmaması, kişisel veya partisel çıkarların ön plana çıkarılmaması gerekmektedir. Annan planı temelinde çözüm ve AB ortak paydasını terkederek, o parti, bu parti, falan aday, filan aday diye yola çıkarsak halk demoralize olacaktır.
“Biz can derdinde iken siz oy derdindesiniz” diyecektir.
“Madem ki koltuk için kendi aranızda yarışacaktınız, dört kez üst üste miting alanlarına bizi niye çağırdınız?” diye soracaktır.
“Halk ‘Kıbrıs’ta barış engellenemez’ diye slogan atarken demek ki siz oy hesabı yapıyordunuz!..” diye düşünecektir.

Bu tür tartışmaların bir an önce sonlandırılıp Aralık 2003 seçimleri değil, Aralık 2003 halkoylaması (referandumu) için kolları sıvamak zorundayız. Toplum can derdinde iken, bizim kimin hangi listeden, kaçıncı sıradan aday olacağımız kavgasına tutuşmamız kadar ayıp birşey düşünülemez. Çözüme ulaştıktan, Federal Birleşik Kıbrıs’ın çatısı altında Avrupa Birliği’ne girdikten sonra genişleyecek alan içinde isteyen istediğini savunsun, istediği parti sloganını atsın, dilediği partinin bayrağı altında savaşımını sürdürsün. Ama bu aşamada, hiçbir parti tek başına çözüm kapısını açamaz. Sürerdurum karşıtı güçler bütünleşip birlikte davranamazlarsa toplumumuz dağılma noktasına gelecektir. İnsanımız bireysel kurtuluş yolu arayışına çıkacaktır.

Basına yansıdığı kadarıyla okuyoruz. Harıl harıl yurttaşlık dağıtıyorlar. Demokrafik yapımızı daha da değiştirmek, toplumsal istencimizi iyiden iğidiş etmek (hadım etmek) için büyük bir uğraş içindedirler. Seçimlere dış karışma (müdahale) şimdiden başlamış bulunmaktadır. Biz hangi parti, kaçıncı sıra tartışmalarını bir yana itip Aralık 2003 halkoylamasının demokratik olabilmesi için ne yapılması gerektiğini düşünmeliyiz. Aralık seçimleri Annan planı temelinde çözüm isteyenler ve istemeyenler bazında bir halkoylamasına dönüşeceğine göre, kimlerin oy kullanabilecekleri önem kazanmaktadır. “Her iki yurttaştan birinin oyunu almamız gerekir” demek yetmez.
Her iki yurttaştan birinin oyunu kim alacak?
Ve hangi iki yurttaştan biri?

Bunlar toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren yaşamsal sorunlardır. Sen, ben, biz, bizim parti, bizim adam, büyük parti, küçük parti tartışmalarını bir yana bırakıp bu yaşamsal sorunlar üzerine eğilmemiz gerekmektedir.
“Herkese mavi boncuk dağıtayım. Oyları toplayım” anlayışı ile bir toplumun geleceğine sahip çıkılmaz.

Aklımızı başımıza toplamak zorundayız.
“Ortak Vizyon”, “Bu Memleket Bizim” derken büyük işler başardık.
Toplumun yarısndan fazlasını miting alanlarına topladık.
Sağ parti, sol parti, büyük parti, küçük parti demedik, bir yürek olduk, meydanlarda bir ağızdan, “Annan planı temelinde çözüm”, “Federal Birleşik Kıbrıs”, “Avrupa Birliği” dedik.
Bu ortak başarımızı Aralık 2003 halkoylamasından başarı ile çıkarak taçlandırmak zorundayız.

Halkımızı düş kırıklığına uğratmak hakkına sahip değiliz.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org