Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 7 Haziran 2003

Özker Özgür

 

Devleti Korumak Mı?

Rauf Bey ve arkasındaki asker-sivil bürokrasi KKTC’ye dört elle sarılmışlardır. KKTC’yi illa ki yaşatacaklarını söylüyorlar. Rauf Bey o denli ileri gidiyor ki geçen gün Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir panel sonrasında basına Annan planını savunanların iktidara gelerek “devleti ortadan kaldırmalarına” izin verilmeyeceğini söyledi. Rauf Bey “yedi dağın efesi” gibi konuşunca basın “Darbe olur mu?” diye sormak zorunda kaldı.
Bunun üzerine Rauf Bey, “Bilmiyorum. Bir şey olur, ama ne olacağını bilemem. Buna boyun eğilmez. Ben de kabul etmem” demiş.

Korumak istedikleri KKTC değildir.
Uluslararası hukuka aykırı statüyü uzatmak ve yağma ile gaspı meşrulaştırmak çabası içindedirler.
Dün amaçları buydu, bugün de budur.

10 Ağustos 1989’da, bundan 14 yıl önce “Korsan Saltanatı” başlıklı yazıda yazdıklarımız bugün geçerliliğini aynen korumaktadır.
Yazdığımız şuydu:

“-Kıbrıs sorununa çözüm gelirse, Kıbrıs’ın tümünü kapsayacak ciddi federal bir devlet kurulacaktır. Bu devlet Birleşmiş Milletler üyesi olacaktır. Uluslararası hukuka karşı sorumlu bir mekanizma oluşacaktır. Federal Kıbrıs Cumhurşyeti Avrupa Konseyi’nin de üyesi olacağı için Kıbrıs’ta hakkını arayıp da bulamayan yurttaş, dilerse Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilecektir.
1974’ten sonra güneye göç eden 200,000 Rum’un geride bıraktıklarını kendi aralarında paylaşan Denktaş-UBP tayfası böyle bir devletin kurulmasını niçin istesin?
Adamlar Polly Peck’le güzel güzel anlaşmışlar. En güzel tesisleri, ekonominin komutanı diye ilan ettikleri Asil Nadir’e devretmişelr. Sahilleri bir güzel kendi aralarında parsellemişler. Saltanatlarını kurmuşlar.
Türkiye’den oy ve ucuz emek akışı devam ediyor. Anadolu çocuğu Kıbrıs’ın taşını, toprağını altın sanarak geliyor ve hemen Denktaş ve UBP’nin ağına yakalanıyor. Kendisine, “-Ya bizden olursun, ya da gerisin geriye dönersin” deniyor.
Ne yapsın gariban?
Gitse vay, kalsa vay!...
1975’te gelenler, sonraları turist olarak gelenlerden daha şanslı. Onlara oturacak ev, ekecek tarla da vermişler. Seçim zamanı elçilik mensupları kapılarına dayanıp: “-Oyunu X partiye vereceksiniz” deyince ne diyebilir, ne yapabilirler?
Veya, “Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyindeki Cumhurbaşkan aday Denktaş’tır” biçiminde bir telkin karşısında Kıbrıslı Rum’un evinde oturan, Kıbrıslı Rum’un tarlasını eken Türkiyeli köylü kendi istencini (iradesini) ortaya koyabilir mi?
Böylesine antidemokratik bir mekanizmanın toplumun başına oturttuğu Denktaş,” BM Genel Sekreteri’nin görüşleri baz alınamaz” diye tutturmuştuır.
Neden alınmamaz?
Nedeni yoktur.
Denktaş, “Alınamaz” dedikten sonra akan suların durması gerekir.
Genel Sekreter Cuellar’ın görüşleri baz olarak alınmayacaksa, kimin görüşleri baz olarak alıncaktır?
Baz alınabilecek görüşler için kime başvuracağız?
Asil Nadir Bey’e mi?
Bulliciler’in en yaşlısına mı?
Yoksa görüşmelerde baz alınabilecek görüşler Boyacılar ile dünürlerin meşveretinden mi çıkacak?
BM Genel Sekreteri’nin görüşlerini baz olarak kabul etmek istemeyen kişi, toplumlararası soruna çözüm istemez. İstediği İnterpol’un denetimi dışında bir “Yağma Hasan’ın böreği” düzenidir.
Anadolu insanının baskı altına alınmış oyu ve ucuz emeği üzerine kurulmuş korsan bir saltanat sözkonusu iken adam uluslararası hukukun denetimi altına neden girmek istesin ki?”

On-dört yıl önce yazdıklarımızı bugün aynen yineyebiliriz.
Şu farkla ki Asil Nadir Bey on-dört yıl önce Rauf Bey’in safındaydı. Bugün öyle görünmüyor. Kıbrıs gazetesenin sürerdurum (statüko) karşıtı yayınları Rauf Bey’i ve KKTC’nin korsan konumundan “yararlanmakta” olanları bir hayli üzmektedir.

Bir de, on-dört yıl önce Denktaş ile UBP tam bir bütündü. Şimdi Rauf Bey’in, Başbakan Yardımcılığı’na kadar “terfi ettirebildiği” oğul Serdar ve partisi DP faktörü vardır. Gerçi son zamanlarda KKTC’yi yaşatmak konusunda anlaşmış gibi görünüyorlar ama seçimler yanaştıkça ne olacağını kestiremeyiz....

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Perez de Cuellar’ın yerinde bugün Kofi Annan vardır.
On-dört yıl önce Cuellar’ın görüşleri gündemdeydi. Bugün Annan planı gündemdedir.
Rauf Bey o zaman da “Nor” diyordu, şimdi de “Nor” diyor.
Hiçbir zaman da “Peynir” demiyecektir.
Uluslararası hukuk dışı korsan saltanat çok tatlı geldi...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org