Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 10 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Birlikte

Bizde birden fazla parti biraraya gelir; ya koalisyon hükümeti ya da bağlaşıklık (ittifak) kurallar.

Niye biraraya geldiklerini, birlikte iken hangi ilkelere uyacaklarını yazıya dökerler. Yazdıklarının altını imzalarlar.

Sonra?

Sonra hangi amaçla bir araya geldiklerini unuturlar.

Yazıya döktükleri bağlaşıklık kurallarını pas-pas yapıp çiğnerler.

Şu anda hükümet ve muhalefet ortakları bu durumdadır.

“-Çözüm ve Uzlaşı Hükümeti” olarak kurulan CTP-DP Koalisyonu, Meclis’te 26’nın altına düşmüştür. Hükümet’in adı “-Çözüm ve Uzlaşı Hükümeti”dir ama ne çözüm üretebilmektedir ne de ne yapılması gerektiği konusunda uzlaşabilmektedir.

Büyük ortak, Meclis’e sunduğu erken seçim önerisiyle, “26 Eylül’de genel seçimler yinelensin (tekrarlansın)” dedi.

Küçük ortak, “- 26 Eylül’de seçimler yinelemez” diyerek karşı çıktı.

Düşünebiliyor musunuz?

Seçimlerin yinelenmesi (tekrarlanması) kadar önemli bir konuda toplumu yönettiğini savlayan iki parti anlaşarak Meclis’e ortak öneri sunamıyor.

“-Çözüm ve Uzlaşı Hükümeti” olarak toplumun önüne çıktılar ama ne toplumsal sorunlara çözüm üretebiliyorlar ne de uzlaşabiliyorlar...

Uzlaşamayan ortakların birbirinden kopması gerekir. Bunlar birbirlerinden kopamıyorlar da.

Siam ikizlerinden farksızdırlar; beden aynı, bedensel organlar aynı, ancak kafalar ayrı. Farklı düşündükleri izlenimini veriyorlar ama beden ve organlar aynı olduğu için birbirlerini terkedip farklı taraflara yönelemiyorlar.

Ne yapalım?

Suç galiba bizde...

1994 yılının Ocak ayında DP-CTP Koalisyonu’nu kurduğumuzda CTP’yi DP’ye fazla mı sevdirmiştik ne?

Şaka bir yana, “Çözüm ve Uzlaşı Hükümeti” olarak kurulan bir Koalisyon Hükümeti’ni oluşturan iki partinin seçimlerin yinelenmesi gibi yaşamsal bir konuda bir seçim tarihi üzerinde anlaşamamaları ve konuyu ilgili komiteye havale etmeleri düşündürücüdür.

Barış Burcu’nun dediği gibi, iki parti kendi aralarında anlaşarak, “Tavşana kaç tazıya tut” oyunu mu oynamaktadırlar?

Beri yanda DP’den iki milletvekili çekilince (istifa edince) TKP-BÖİ Bağlaşıklığı kuruldu. BKP’den İzzet İzcan, TKP’den Hüseyin Angolemli, DP’den çekilen Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel, Meclis’te birlikte hareket edebilsinler diye TKP-BÖİ Bağlaşıklığı’nı oluşturdular.

Geçen gün UBP’nin Meclis’e sunduğu güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayayacağı oylanırken TKP-BÖİ Bağlaşıklığı’nın da sağlıklı yürümediği anlaşıldı.

Onlar da güvensizlik önergesine karşı ortak bir tavır belirleme becerisini gösteremediler. TKP-BÖİ Bağlaşıklığı’nın başını çeken TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli güvensizlik önergesine karşı çıktı. Olumsuz oy kullandı. Bağlaşıklık üyesi Ahmet Kaşif güvensizlik önergesini destekledi. Olumlu oy kullandı. İzzet İzcan yurt dışındaydı. Ünal Üstel’in de yurt dışında olduğu söylendi.

Hükümete güvensizlik önergesi verilmesi ciddi bir girişimdir.

Böyle bir girişime destek vermek veya karşı çıkmak da ciddi bir iştir. Meclis çatısı altında birlikte hareket etmek amacıyla biraraya gelen dört saylav (milletvekili) böylesine önemli bir konuda bir bütünlük içinde hareket etmiyeceklerdi de ne zaman edeceklerdi? O zaman Meclis-içi bağlaşıklığı (ittifakı) ne diye kurdular?

“-Çözüm ve Uzlaşı Hükümeti”ni kuran partilerimiz birlikte bir erken seçim tarihi saptayıp Meclis’e gidemiyorlar. Muhalefettekiler Meclis çatısı altında birlikte hareket etmek güdüsü (saiki) ile bağlaşıklık kurdular ama hükümete karşı verilen güvensizlik önergesi konusunda birlikte davranmak becerisini gösteremiyorlar.

Öyle olunca da Tayyip Erdoğan, “- Kuzey Kıbrıs’ın seçimden öte yapması gereken işler var, atması gereken adımlar var” der ve bizi ciddiye almaz. (Bak: Afrika gazetesi – 9 Temmuz 2004)

Ankara, Aralık ayında AB’den üyelik görüşmeleri için başlama tarihi beklerken, toplumumuzu biraz daha oyalayarak zaman kazanabilmek için, Kıbrıs’ın kuzeyinde seçimi tartıştırabilir...

Vesayet altındaki ülkelerde vasi ülke onay vermeden seçimler ne yinelenebilir (tekrarlanabilir) ne de yenilenebilir...

Başbakan Mehmet Ali Talat’ın Meclis’te saylavlara:

“- Bağımsız değiliz be arkadaşlar. Farkında değilsiniz?” demişti.

Mehmet Ali Talat başbakandır. Bağımsız olup olmadığımızı herkesten daha iyi bilir...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org