Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 11 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

Değerler

Avrupa Birliği salt ekonomik bir birlik değildir. İki dünya savaşı yaşadıktan sonra savaşarak bir yere gidilemeyeceğini anlamış insanların kendi aralarında savaş olasılığını ortadan kaldırmak amacıyla oluşturulmuş bir birlik olarak sunulmaktadır. Kuşku yoktur ki federal bir yapıya doğru evrimleşmekte olan AB’nin maddi bir temeli olmasa oluşmazdı. Belirleyici olan ekonomik çıkarlardır. Ancak 1789 Fransız Devrimi’nin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkelerinin Avrupalılar’ın ortak ilkelerine dönüştüğü yadsınamaz.

Burjuva demokrasilerinde eşitlik, özgürlük ve kardeşilik ilkeleri ne oranda yaşama geçirilebilir?
Bu bir tartışma konusudur.
Marxistler, üretim araçlarının özel mülkiyeti devam ettiği sürece eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkelerini yaşama geçirmenin olanaklı olmadığını savlarlar. Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik olacaksa özel mülkiyetin kamu mülkiyetine dönüşmesi, insanın insanı ekonomikman sömürme olanağının bulunmaması gerektiğini savunurlar. Liberaller veya sosyal demokratlar ise farklı yaklaşım içindedirler.
“Özel mülkiyetin olmadığı yerde özgürlük de olamaz” derler.

Ancak kim hangi görüşü savunursa savunsun, düşündüklerini dile getirmekte veya yazı ile anlatmakta özgürdür.
Burjuva demokrasilerinin temel özelliği budur.
Düşünce özgürdür.
Düşünce suçu yoktur.

1968 yılında Fransa büyük öğrenci olayları yaşadı. Ünlü düşünür Jean-Paul Satre öğrenci eğlemlerini desteklemişti. Desteklemekle yetinmemiş, koltuğunda kızıl “Halkın Davası” gazetesini, caddelerde öğrencilerle birlikte dolaşıp satıyordu da. Dönemin cumhurbaşkanı Charles de Gaulle kaygu ile olayları izlerken İçişleri Bakanı kendisini görmek istemiş. İçişleri Bakanı, Charles de Gaulle’e, kışkırtıcı tavırlarından ötürü düşünür Satre’ın tutuklanmasını önermiş.
De Gaulle’ün ünlü yanıtı bugün bile, sık sık tekrarlanmaktadır:
-Voltaire tutuklanamaz.

Voltaire iki yüzyıl önce yaşamış, günümüzün burjuva demokrasisinin oluşmasında büyük katkısı olan bir başka Fransız düşünürüdür.
“-Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı düşüncede değilim; ancak onları söyleme hakkınızı ölünceye değin savunacağım” sözü ile anımsanan Voltaire yaşadığı dönemde özgürlük davasına sahip çıkmıştı.
Victor Hugo, Emile Zola ve benzer düşünürler Voltaire’in savaşımını sürdürdü. Jean-Paul Satre 20. yüzyılda özgürlük savaşımının simgesiydi.

Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik temel taşları üzerine oturtulmuş burjuva demokrasisi bugünkü Avrupa Birliği’nde somutlaşmaktadır.
Yunanistan’ın Selanik kentinde gerçekleşen son AB Doruğu’na sunulan AB Anayasası tasarısı önemli bir aşamayı vurgular. Tasarının değerlerle ilgili maddelerini İlter Türkmen, 5 Temmuz 2003 tarihli Hürriyet gazetesinde şöyle özetlemektedir:

“-AB kendisi ile aynı değerleri paylaşan ve onları beraberce geliştirmek isteyen bütün Avrupalı ülkelere açıktır. Bu değerler çerçevesinde toplumda çoğulculuğu, hoşgörüyü, dayanışmayı destekler. AB yurttaşlarına sınırların bölmediği bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı sağlar. AB’nin amacı dengeli bir ekonomik büyümeyi, sosyal pazar ekonomisi koşullarını, sosyal gelişmeyi, tam istihdamı, bilim ve teknik alanlarında ilerlemeyi gerçekleştirmek ve çevre kalitesini yükseltmektir. Birlik, toplumdan dışlamaya ve ayırımcılığa karşıdır. Sosyal korumayı, kadın erkek eşitliğini, kuşaklar arasında dayanışmayı ve çocuk haklarını korumayı hedef alır. AB, üye ülkelerin ulusal kimliklerine, temel politik ve anayasal yapılarına saygılıdır. Toprak bütünlüğünün, asayişin ve iç-güvenliğin korunmasını her devletin temel işlevi olarak görür. AB, Anayasası’na uygun olarak, üye ülkelerin kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde hareket eder.”

Selanik Doruğu’nda sunulan Anayasa tasarısı AB’nin nereye doğru evrimleşmekte olduğunu gösterir. Dünya görüşümüze göre beğenmediğimiz yanları olması doğaldır. Ancak görünen odur ki, çoğulculuk, hoşgörü ve dayanışma ortak paydalarında buluşan Avrupalılar Fransız Devrimi’nin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkelerini daha ileri konaklara taşımaktadırlar.

Bizim siyasal kadrolarımız toplumumuzu bu değerler bazında Avrupa Birliği’ne taşıyabilirler mi?

Şu anda yönetir gibi görünen kadrolara bakıldığında sorunun yanıtı olumlu değildir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org