Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 12 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Taksim

1994 yılının Ocak ayında DP-CTP Koalisyonu kurulurken CTP’nin 18 yıllık Genel Başkanı olarak “Evet” demekte zorlanmıştım.

Nedeni basitti.

DP, UBP’nin Denktaşçı kanadı tarafından kurulmuştu ve Denktaş tarafından yönlendiriliyordu. DP ile koalisyona gitmek demek Denktaş’la koalisyona gitmek demekti. Denktaş ise yeminli bir taksimciydi.

Koalisyonu kurma görüşmelerinde bize Denktaş’ın da Demokrat Parti’nin de Kıbrıs sorununun çözümünü istedikleri söyleniyordu.

“Hangi çerçevede?” diye sorduğumuzda, “1977-1979 Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde” diye yanıt alıyorduk.

“Denktaş ve DP Kıbrıs sorununun Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde çözümünü gerçekten istiyor musunuz?” dediğimizde de, “-Hiç kuşkunuz olmasın” diyorlardı.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu “-Bir çakıl taşı vermeyiz” politikasını izliyordu.

CTP, rahmetli avukat Ahmet Mithat Berberoğlu tarafından 1970 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yaşatmak amacıyla kurulmuştu.

1976 yılında CTP Genel Başkanlığı’na seçildiğimde partinin temel amacı değişmemişti. Bizim için Kıbrıs’ın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü esastı.

1977 ve 1979 Üst Düzey Anlaşmaları Kıbrıs’ın bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü federal bir devlet çatısı altında yeniden sağlamayı öngörüyordu. Bu nedenle Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde federal çözümü savunuyorduk

Derviş Eroğlu’nun, “-Bir çakıl taşı vermeyiz” politikası ile DP’nin Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde çözüme yatkın olmasını kıyasladığımızda DP ile bir koalisyona gidilebileceğini düşündük. DP ile yönlendiricisi Denktaş’ın içten (samimi) olmaları, Kıbrısrum tarafının da çözümü içtenlikle (samimiyetle) istemesi durumunda Kıbrıs sorununun çözümünde CTP olarak önemli bir rol oynayabilirdik.

Ancak Denktaş ile güdümündeki DP ne oranda içten idiler?

Büyük kuşkum vardı.

Koalisyon protokolüne, DP – CTP Koalisyon Hükümeti’nin, Kıbrıs sorununun Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde çözülmesi için çalışacağını yazdık.

Ne var ki, koalisyon ortağımız, Kıbrıs sorununun Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde bir çözüme kavuşturulmasını kabul ediyordu ama, “federal” sözcüğünün protokole yazılmasına karşı çıkıyordu.

Nedenini hükümeti kurduktan sekiz ay sonra anlayabildik.

1994 yılının Ağustos ayının son günlerinde DP Meclis’e bir karar önerisi sundu. Öneri federal çözümü tek seçenek (alternatif) olmaktan çıkarıyor, konfederasyon türü çözümlere de kapı açıyordu.

Önerinin Koalisyon Protokolü’ne aykırı olduğunu söyledik. DP, önerisinde ısrar ederse, DP-CTP Koalisyon Hükümeti’nin bozulacağını Meclis kürsüsünden duyurdum

DP milletvekillerinin sayısı karar önerisinin Meclis’te kabul edilmesine yetmezdi.

UBP hemen DP’nin yardımına yetişti. DP ile UBP milletvekillerinin oylarıyla karar önerisi kabul edildi .

DP-CTP Koalisyon Protokolü delinmişti.

Koalisyon’un bir anlamı kalmamıştı...

Federal çözüm tek seçenek olmaktan çıktıktan sonra 1995 yılının Kasım ayında Ankara’da bir konferansa katılan Sayın Rauf Raif Denktaş’ın, hazır bulunanlara:

“-Biz bir zamanlar, ‘Ya taksim ya ölüm’ demiştik. Şimdi taksime bu kadar yaklaşmışken niye dönelim?” dediğini, kendisini o gün dinleyenler arasında bulunan, şimdi CTP Milletvekili olan Mehmet Çağlar, 13 Kasım 1995 tarihli Ortam gazetesinde yazmıştı.

Bütün bunları neden yazdım?

Çünkü 1995 yılında DP-CTP Koalisyonu vardı; şimdi CTP-DP Koalisyonu vardır. O zaman Başbakan Hakkı Atun, Başbakan Yardımcısı da Özker Özgür’dü. Şimdi Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı da Rauf Raif Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş’tır.

O zaman, koalisyonu kurarken bize Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde çözümü içtenlikle istediklerini söylemişlerdi.

Şimdi Mehmet Ali Talat ve kurmaylarına Annan planı temelinde çözüm istediklerini söylemiyorlar. Açık açık tersini söylüyorlar.

Annan planı Kıbrıs’ta iki kurucu devlete dayalı federal Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’ni öngörmektedir.

Annan planı temelinde çözüm Sayın Denktaş’ın “-Ya taksim ya ölüm” yeminine uymamaktadır.

24 Nisan 2004 öncesinde, “-Kıbrısrum tarafı Annan planında balıkta kılçık arar gibi kusur ararsa, Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar Kıbrıs’ı yeniden bütünleştirme olanağını iyiden yitirebilirler” diye yazmıştuk...

Mehmet Ali Talat ve arkadaşları Annan planı temelinde çözümden yana güçlerle dayanışma içine girmemekten yarar umarken, taksimci Denktaşlar’a yakınlığını sürdürüyor.. Güney’de ise Annan planı temelinde çözümü yadsımayan AKEL, Annan planını reddeden Papatopulos’la köprüleri bir türlü atamıyor.

Kıbrıs’ın güney ve kuzeyindeki çözümcüler, çözüm karşıtları ile ilişkilerini ne zaman gözden geçirmeyi düşünmeye başlayacaklar?

Kıbrıs’ın güney ve kuzeyindeki çözümcüler taksimin önünü kesmek için ne zaman bir araya gelecekler?

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org