Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 14 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Yalancı Pehlivan

Meclis’te temsil edilen partiler seçim konusunda ne karar alacaklar?

Yazımızı yazarken henüz karar vermemişlerdi.

Görünen odur ki büyüklü-küçüklü, hiç bir parti kısa sürede seçimlerin yinelenmesini (tekrarlanmasını) istemez. İstemezler ama yine de yalancı pehlivanlar gibi efenelirler.

“- Halka gidelim; halk karar versin” derler.

Hem hiç biri seçimlerin bu aşamada yinelenmesini istemez hem de halk dalkavukluğundan geri durmazlar.

Mehmet Ali Talat, geçenlerde Meclis kürsüsünden bilineni yineledi:

“- Bağımsız değiliz be arkadaşlar. Ama farkında değilsiniz?” dedi.

Şimdi bunu Meclis kürsüsünden söyleyen bir başbakan, arkasından, Meclis’e erken seçim önerisi sunarsa, ne denli inandırıcı olur?

Böyle bir durumda adama:

“- Bağımsız olmadığımıza göre bağımlı olduğumuz makam erken seçim yapmamıza onay verdi mi?” diye sorulmaz mı?

Ankara’daki hükümet Aralık ayını beklemektedir.

Avrupa Birliği Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için başlama tarihi verecek mi vermeyecek mi?

İktidarıyla muhalefetiyle Ankara’daki politikacılar buna kilitlenmiş bulunuyorlar. Ankara’nın gündeminde bu denli önemli bir “iş” varken, Kıbrıs’ın kuzeyinde CTP-DP Koalisyonu Meclis’te azınlığa düştü diye seçime gidilmesine yeşil ışık yakarlar mı?

Seçime gidebilmek için para gerekir. Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş’ta toplumu seçime götürecek para var mıdır?

Devlet çalışanlarına enflasyon oranında artış veremeyen, yıllık bütçeyi Meclis’e sunmaktan aciz bir hükümet toplumu seçime nasıl götürecek?

Devletin bütçesi bir yana, seçime hazır olduğunu söyleyen siyasal partiler parasal olarak seçime hazır mıdırlar?

Diyelim ki erken seçim kararı alındı.

Başta seçim önerisini yapan CTP kurmayları halka ne diyecekler?

“-Bizi tek başımıza iktidar yapın ki Kıbrıs sorununu çözelim” mi diyecekler?

Şimdi, Mehmet Ali Talat, o başkent senin, bu başkent benim, dolaşıp duruyor. Halkın %65 oranında ‘evet’ oyundan yarar sağlamaya çalışıyor. Görüştüğü ilgili ve yetkililere:

“- Biz Annan planına ‘evet’ dedik. Kıbrıs’ın bütünleşmesini istiyoruz. Rumlar çözüm istemediklerini ortaya koydular. Onlar çözüm istemedikleri için bizi cezalandırmayın. Üzerimizdeki ambargoları kaldırın” demektedir.

Mehmet Ali Talat böyle derken, Başbakan Yardımcısı, Avrupa’nın başka bir başkentinde, başka telden çalmakta, “- Avrupa Birliği KKTC’yi tanısın” diye çağrı yapmaktadır.

Başbakan ‘bayram haftası’, yardımcısı ‘mangal tahtası’ derken, ikisi de aynı şeyi söylüyormuş gibi davranılmakta, Siam ikizleri gibi birbirlerinden ayrılmak istemememektedirler.

O denli ayrılmak istememektedirler ki Mehmet Ali Talat, geçenlerde, Londra’da, BBC’ye:

“- Böyle bir durumda en akılcı şey tabii ki erken seçimdir. Başka ne yapılabilir ki? Dışarda halkın yüzde 65’i bizim politikalarımızı destekliyor ama biz içerde sadece 23 milletvekiline sahibiz. Yarıdan az. Dolayısıyla bu yüzde 65’i içeriye yansıtmak lazım” dedi. (Bak: Yenidüzen – 10 Temmuz 2004)

Erken seçim olunca Annan planına ‘evet’ diyen %65 oranında seçmen, Mehmet Ali Talat’ın ‘izolasyonların kaldırılması’ ile Serdar Denktaş’ın ‘tanınma’ politikalarını benzer, aynı ve farksız gördüğü için oyunu ikisine bölüştürecek ve %65 böylece Meclis’e yansımış mı olacak?

Bu tür softa şaşırtmalarından vazgeçelim.

Halk kül yutmaz. Halk seçim değil, geçim sıkıntısı içindedir. Bir an önce çözümün gelmesini, önünün açılmasını istemektedir.

Çözüm güneyde AKEL’in Papatopulos’la, kuzeyde CTP’nin Denktaş’la beraberliği devam ettiği sürece gelmez.

CTP, 14 Aralık 2003 seçimlerinden çıkan en büyük parti olarak, seçimlerden önce üç çözümcü partinin imzaladığı protokole uyarınca, Meclis içinde, BDH, TKP, BKP ve DP’den ayrılan iki milletvekilini bir araya getirmeli, 26 sayısını tamamlamalı ve baba Denktaş’a gidip, “-UBP ve DP dışında çözüm hükümetimiz hazırdır” demelidir.

Komitelerde grupların temsiliyeti sorun mu olacaktır?

CTP kurmayları DP’den kopmaya hele bir karar versinler, Meclis içinde grup sorunu kolay aşılır...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org