Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 15 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

Sürerdurum

Sürerduruma, diğer adı ile statükoya karşı yola çıktık. Annan planı temelinde çözüm isterken sürerdurum değişsin diye istiyoruz.

Sürerdurum Kıbrıs’a ve Kıbrıslılar’a dayatılmış bir sonuçtur.
15 Temmuz 1974 darbesi ile 20 Temmuz 1974 çıkarması birleştiklerinde sürerdurum doğmuştur. Sürerdurumun adı edimsel (fiili) taksimdir.
Ülke olarak Kıbrıs, halk olarak da Kıbrıslılar bölünüp ikiye ayrılmışlardır.
Taksim, Kıbrıslıtürkler’in Kıbrıs Cumhuriyeti’nde temsil edilmemelerini, Kıbrıslırumlar’ın da Kıbrıs’ın kuzeyinden sürülmelerini getirmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken iki toplumlu olarak kuruldu. Bugün iki toplumlu değildir. Kıbrıs’a “garantili” bağımsızlık verilirken “Kıbrıslırumlar güneyde, Kıbrıslıtürkler kuzeyde yaşayacaklar” diye bir kural sözkonusu olmadı. Veya Kıbrıslırumlar’ın kuzeyde, Kıbrıslıtürkler’in de güneyde taşınmaz malları olamaz, denmedi.
Sürerdurum (statüko) bunu zorunlu kılıyor. Sürerdurum ne Kıbrıs Anayasası’nı tanıyor ne de temel insan haklarını.

Sürerdurumun bir zorla el koyma olayı olduğu doğrudur.
Kıbrıs’ın kuzeyine zorla el konmuştur.
İki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti de Anayasa’ya aykırı olarak toplumlardan sadece birinin elinde kalmıştır.
Kıbrıs Cumhuriyeti tek toplumun tekelinde kalırken Kıbrıs’ın kuzeyinde yine Anayasa’ya aykırı olarak tek yanlı ayrı bir devlet ilan edilmiştir. Sözkonusu devletin iç ve dış güvenliğiden tüm Kıbrıslılar’ın insan hakları ile Kıbrıs’ın toprak bütünlüğünü garanti etmiş bulunan T.C sorumlu kılınmış, Kıbrıs Anayasası’na aykırı olarak kuzeyde ilan edilen devletin anayasasına yazılmıştır.

Sürerdurum Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken imzalanan tüm antlaşmalara aykırıdır.
Sürerdurum Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na terstir.
Sürerdurum insan haklarını çiğneyip geçmektedir.
Sürerdurum doğayı da aşarak Kıbrıs’ın ve insanının bölünmesi ve parçalanmasıdır Annan planı bu bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı gidermez. Ancak tek uluslararası kimliği olacak federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını olanaklı kılar. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bir toplumun tekelinden kurtarır; siyasal eşitliğe sahip iki toplumun ortaklığına verir. Kıbrıslılar’ın insan haklarının bütünüyle, eksiksiz yaşama geçirilmesini sağlamaz ama insan haklarının bütünüyle, eksiksiz yaşama geçirilebilmesi için ortam hazırlar. Gelecek kuşaklara ayırımcılıktan uzak yaşama olanağını kendilerinin yaratmalarına kapı aralar.

Sürerdurumun değişmesi gerekir. Değişmesi gerekir ki Kıbrıs bütünleşsin. Kıbrıs bütünleşsin ki insan haklarına dayalı yeni bir düzen kurulsun. Öylesine yeni bir düzen kurulsun ki ırkçılık, şovenizm, ayırımcılık bir daha hortlayamasın.
Sürerdurumun değişmesi gerekir ki Kıbrıs bir bütün olarak Avrupa Birliği’de yerini alabilsin. Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar Avrupa Birliği’nde Avrupalı Kıbrıslılar olsunlar. Kıbrıslıtürk veya Kıbrıslırum kimliklerini unutmadan Avrupa’da Kıbrıslılar olarak Avrupa’nın ortak değerlerini paylaşabilsinler. Kıbrıs’ın işçisi-emekçisi, Avrupa’nın işçisi-emekçisi ile dayanışma içine girerek Avrupa’nın insanını sömüren büyük tekellere karşı savaşım verebilsin. Kıbrıslılar da etnik kavganın dışına çıkarak ahtabotun kolları gibi dünyayı saran çok uluslu şirketlere (ÇUŞlara) karşı dünyanın haktan, hukuktan, insan haklarından yana, sömürüye karşı güçleriyle dayanışma içine girerek yeni bir dünya düzeni için savaşım verebilsin.

Sürerdurum değişmelidir ki mandra düzeni son bulsun.
Sürerdurum değişmelidir ki düşüncemizi söyledik veya yazdık diye askersel mahkemelerde yargılanmyalım.
Sürerdurum değişmelidir ki yapanı belli fakat belli olmayan cinayetlerden, bombalama olaylarından, baskı ve tehditlerden kurtulalım.

Bütün bu nedenlerden ötürü Annan planı temelinde sürerdurumun değişmesini istiyoruz. Tıpa-tıp aynı nedenlerle olmasa da benzer nedenlerle Türkiye’nin barış ve demokrasi güçleri de Türkiye’deki sürerdurumun değişmesini ve Türkiye’nin AB yolunun açılmasını istemektedirler.

Türkiye’nin barış ve demokrasi düşmanı sürerdurumcuları ile Kıbrıs’ın barış ve demokrasi düşmanı sürerdurumcuları tam bir işbirliği ve dayanışma içinde Türkiye ve Kıbrıs’taki sürerdurumu korumaya çalışır ve birbirlerine güç ve destek sağlarken biz, “- Kıbrıs’taki sürerdurum değişmelidir ki Türkiye’nin de önü açılabilsin” dediğimizde niye Türkiye’yi kurtarmaya soyunmakla suçlanıyoruz?

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org