Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 16 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Toplum İçin

Siz bu yazıyı, Meclis’te güvensizlik önergesinin oylanacağı gün okuyacaksınız. Biz yazıyı bir gün önceden yazıyoruz.

Siyasal partiler kendileri için değil, toplum için vardırlar. Toplum kuşku yoktur ki homojen değildir. Sınıflara ayrılmıştır. Ancak toplumlararası çelişkisini henüz çözememiş bir ülkenin insanları olarak toplumumuzun bir bütün olarak geleceğini düşünmek ve politika üretmek zorundayız.

Türkiye’nin AB üyelik süreci Kıbrıs sorununun çözümünü gündeme getirdi. AB, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakmadığı için, Ankara, Kıbrıs sorununun çözülmesini istemek, ya da ister görünmek zorunda kaldı. Kıbrıs sorununun çözülmesiyle Kıbrıs’ın kuzeyinde otuz yıldır mahkum edildiği asker ağrlıklı baskıcı rejimden kurtulmak umudu insanımızı sokaklara döktü. Sayısı seksen bine ulaştığı tahmin edilen büyük kalabalıklar, dört kez toplanarak, tek bir yürek, tek bir ses, tek bir nefesle, “-Çözüm ve AB” dedi.

26 Aralık 2002 tarihli mitingde, insanımız, İnönü Meydanı’nda, hep bir ağızdan, siyasal partilere ve sivil toplum örgütlerine selenerek:

“- BİZLER, KIBRISTÜRK TOPLUMUNUN ÇOK BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU OLARAK TÜM DÜNYA KAMUOYUNA ŞUNLARI AÇIKLAMAK İSTERİZ” dedi ve şu açık çağrıyı yaptı:

“- BARIŞ TARAFTARI TÜM SİYASİ PARTİ VE ÖRGÜTLERİ, BARIŞA KADAR ORTAK EYLEM YAPMAYA, BİRLİKTE DAVRANMAYA, DAYANIŞMAYI GELİŞTİRMEYE VE BARIŞA KADAR AZİMLE BİRLİKTE MÜCADELEYE DAVET EDERİZ.”

14 Aralık 2003 seçimlerine giderken halkın bu çağrısına uyulmadı.

CTP’yi yöneten KÖGEF ekibi, “- En büyük biziz” psikolojisinden kendini kurtaramadı. Zorunlu olmadıkça CTP dışındaki siyasal kadrolarla birlikte görünmek bile istemediler.

Seçimlerden önce çözüm ve AB yanlısı üç parti ortak protokol imzaladı. Fakat protokol üç parti başkanı tarafından imzalanırken resim çekilmesini ve basında yayınlanmasını CTP’yi yöneten KÖGEF ekibi istemedi. 1 Eylül Barış Günü’nde sürerdurum karşıtı parti önderlerinin barışsever halkımızı İnönü Meydanı’nda birlikte selamlamalalarına bile aynı ekip karşı çıktı.

Seçim sonuçları, CTP-DP Koalisyon Hükümeti’nin kurulması, CTP’den Nuri Çevikel’in, DP’den de Ahmet Kaşif ile Ünal Üstel’in ayrılmaları, hükümetin Meclis’te azınlığa düşmesi, erken seçim önerisinin reddedilmesi ve UBP’nin sunduğu güvensizlik önergesinin bugün Meclis’te oylanacak olması...

Bu aşamada şu soruyu sormadan edemiyoruz:

Bugün sürerdurum karşıtı güçlerin Meclis’teki duruşları, 26 Aralık 2002 tarihinde halkın “-... barışa kadar azimle birlikte mücadele ediniz” çağrısına uygun mudur?

Bir defa Annan planı temelinde çözümde ısrarlı olduğunu söyleyen hükümetin büyük ortağı, ne seçimden önce, ne de seçimden sonra, kendi dışındaki çözüm yanlısı partilere hiç ama hiç iyi davranmadı. Onlara hep tepeden baktı. Her fırsatını yakladığında onları aşağıladı.

Halkın 26 Aralık 2002’de İnönü Meydanı’nda yaptığı çağrıya sürekli olarak, tam ters bir tutum içinde oldu.

Oysa CTP dışındaki sürerdurum karşıtı güçler sürekli olarak birlikte davranılmasında yarar gördüler. CTP’yi yöneten KÖGEF ekibinin tüm şirretliğine karşın Koalisyon Hükümeti’nin olumlu çabalarına destek verdiler. Hükümet azınlığa düştüğünde ortalığı velveleye verip, “-Vurun abalıya” demediler. Hükümetin düşürülmesi durumunda sağ bir koalisyonun kurulması ve toplumun önünün iyiden tıkanması tehlikesi karşısında temkinli hareket ettiler.

CTP kurmayları, sürerdurum karşıtı güçlerin temkinini alaya aldılar.

Sürerdurum karşıtı güçlerle diyalog kurup toplumun önünü birlikte açmaya çalışacaklarına, “- Bulun 26’yı düşürün” diyerek meydan okudular.

Mahalle kabadayıları gibi efelendiler...

Hükümet aznlığa düştüğü halde sürerdurumcu DP ile siyasal evliliklerini sürdürmekte sakınca görmezken DP’den istifa eden Ahmet Kaşif ile Ünal Üstel hakkında söylemediklerini bırakmadılar.

Sürerdurumcu DP’den ayrılan iki milletvekili ile birlikte sürerdurum karşıtlarının Meclis’teki sayılarının 26’ya ulaştığını ısrarla görmek istemediler.

Şimdi?

Toplumun geleceğini CTP’yi yönetenlerin ben-merkezci davranışlarına kurban mı edelim?

Papaza kızıp oruç mu bozalım?...

UBP ve DP dışında bir hükümetin kurulabilmesi için sonuna kadar çaba harcamak, hükümetin, iki sürerdurumcu parti tarafından teslim alınmasına olanak yaratmaktan özenle kaçınmak gerekmektedir.

Partilerimiz, ya da kişisel istemlerimiz için değil, toplum için var isek, partisel veya kişisel davranışlarımızı ona göre belirlemek zorundayız.

Öfke ile kalkanın zararla oturduğunu atalarımız çok yıllar önce söylemişlerdi.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org