Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 21 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

Hangisi Doğru?

Geçen gün yerel muhalif gaztelerden birinde ön sayfadaki manşet ARALIK KORKUSU idi. Sözkonusu yerel gazete manşetini Türkiye’de yayınlanan Radikal gazetesinin manşetinden aktarmış. Radikal gazetesi manşetini ARALIK KORKUSU olarak verirken iç sayfalarda da Erdal Güven’in köşe yazısını yayınladı. Erdal Güven, yazısında, “-Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılıç’ın 17 temmuz’da Kıbrıs’tan misafirleri vardı: Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği. Kısa kesip Kılıç’ın BRT’nin haberinde yer alan ifadelerini aktarıyorum: Kuzey Kıbrıs’ta aralık ayında yapılacak seçimlerde sağduyu sahiplerinin kazanmasını, milli şuuru yaşatacak insanların işbaşında olmalarını istiyoruz. Kafası çelinmiş insanların da orada akıllarını toplamak suretiyle ulusal çıkarlarımızı koruyacak tarzda tavır almalarını diliyorum. KKTC’de bazı insanların kafaları çelindi, dolayısıyle da birlik ve beraberlik zedelendi. Kıbrıs’ta mateessüf, sizlerin gayretleri, bugünlerde başkalarının gayretleriyle sıfırlanmaya çalışılıyor”

Sözünü ettiğimiz yerel gazete, Radikal’e atfen yukarıdakileri okuyucularına duyurduktan sonra iç sayfalarında da Mehmet Ali Talat’ın Malatya-İncesu, Kayalar ve Sadrazamköy’ü ziyaretinde köylülere söylediklerini aktarıyordu. Gazeteye göre, “ CTP Genel Başkanı Talat, Türkiye’nin de Aralık ayı seçimlerinde AB ve çözüm güçlerinin kazanmasını beklediğini söyledi. Türkiye hükümetinin zaten bu yönde kararını verdiğini, özellikle Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, Kıbrıs’tan giden mücahitleri kabulünde, ‘Avrupa’nın da çok karışıklık yaşadığını ama şimdi gül gibi geçindiklerini’ ifade ettiğini belirtti. Talat, yine mücahitlere konuşan ve seçimlerde “milli davayı savunanlar kazanmalı” şeklinde demeç veren MGK Genel Sekreteri Orgeneral Kılıç’ın Ağustos ayında emekliye çıkacağını ve artık asker içinde de AB ve çözüm yönündeki düşüncenin arttığını belirtti.”

Sözkonusu yerel gazete ön sayfadan Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Kılıç’ın Aralık seçimlerine dönük yaklaşımını aktararak sürerdurum karşıtı, Annan planı temelinde çözümden yana güçlere seçimlere askerin müdahalesinin başlamış olduğunu haber verirken, aynı gazete, iç sayfalarında parti genel başkanının köylülere söylediği iyimser sözleri, nerdeyse bir müjde gibi duyurmaktadır.
Parti başkanı, köylülere, “-Merak etmeyin. Erdoğan Hükümeti bizimledir. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Kılıç çözüme karşıdır ama Ağustos ayında emekliye ayrılıyor. Kılıç gidince asker de bizimle olacak. Bu nedenle Aralık seçimlerinde Türkiye’nin asker ve sivilleriyle aynı politikayı izleyen bize oyunuzu verin ve korkmayın” demekte değil midir?
Üç aşağı, beş yukarı söylenen budur.

Sözkonusu parti başkanının bu yaklaşımının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulamak zorundayız. Kıbrıslıtürkler’i Aralık seçimlerine bu tür bir yaklaşımla hazırlamak son derece yanlıştır. Türkiye’de asker-sivil bürokrasinin Kıbrıs’ta Annan planı temelinde çözüme ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesine karşı olduğunu halkın bilmesinde büyük yarar vardır. Konu salt Orgeneral Kılıç’la kesinlikle sınırlı değildir. Milli Güvenlik Kurulu Orgeneral Kılıç’tan ibaret de değildir.Orgeneral Kılıç Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sözcüsü konumundadır. Ağustos ayında emekliye ayrıldığında yerini başka bir Orgenneral alacaktır ve Orgeneral Kılıç’tan farklı konuşmayacaktır. Konuşmayacaktır çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs sorununa ve AB’ye bakışı seçimle hükümete gelen AKP’nin bakışından farklıdır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde, köydeki çobandan tutun kentteki işçiye kadar her yurttaş Kıbrıs sorununun nerede ve nasıl tıkandığını çok iyi bilmektedir. Yurttaş Türkiye’deki AB karşıtlarının Kıbrıs sorununu takoz olarak kullandıklarının da farkındadır. Bu nedenle “TC Hükümeti de askeri de bizim gibi düşünüyor” gibi söylemlerle yurttaşı yüreklendirip oy toplamaya kalkışmak halkı değil kendi kendini kandırmanın ötesine gidemez.

Annan planı temelinde çözüm ve AB yanlıları halka gerçekleri olduğu gibi anlatmakla yükümlüdürler. Halk desteğini verirken kime ve niçin verdiğini bilmeli, istencini (iradesini) çiğnetmeyecekse bilerek çiğnetmemelidir.

Annan planı temelinde çözüm ve AB yanlıları olarak bileceğiz ki asker-sivil bürokrasi Orgeneral Kılıç’ın sözleriyle Aralık seçimlerine çizmeleriyle şimdiden girmiş bulunmaktadır. Ankara’daki hükümet de bu açık müdahale karşısında ağzını açıp “-Ne oluyoruz arkadaş? Size ne Kıbrıs’taki seçimlerden?” diyememektedir.

Bu koşullarda Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler’i yardıma çağırmak hakkı doğmaktadır. Annan planı temelinde çözüm yanlıları demokratik bir seçim için uluslararası topluma başvurmakta tereddüt göstermemelidirler. Türkiye’nin asker-sivil bürokratlarının seçimlerimize müdahalelerini başka türlü geritletmek olanağı yoktur.

Hangisi doğru?
Sözkonusu yerel gazetenin ön sayfadan Annan planı temelinde çözüm yanlılarını askerin müdahalesine karşı uyarması mı yoksa iç sayfalarda yayınlanan Mehmet Ali Talat’ın iyimser sözleri mi?
Bize göre doğru olan ön sayfadan yapılan uyarıdır.
Yerinde uyarıyı dikkate almak ve önlem düşünmek Annan planı temelinde çözümden yana TÜM güçlerin birincil görevi olmalıdır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org