Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 22 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Temel Amaç

Beğensek de beğenmesek de uluslararası toplumun önümüze koyduğu bir plan vardır. Planın Anglo-Amerikanlar’ın damgasını taşıdığı kesindir. Anglo-Amerikanlar, içinde bulunduğumuz durumu daha önceden hesaplamışlar, kendi çıkarlarına dönük önlemlerini almışlardır. Plan iki tarafca kabul edilseydi de çıkarları yine güvencedeydi. Planın iki tarafca reddedilmesi veya bir tarafca kabul diğer tarafca reddilmesi durumnda ne yapacaklarını onlar yine biliyorlardı. Annan planını yaparken her türlü olasılığı hesaplayarak yaptılar. Planın taraflarca kabul veya reddedilmesini dikkate alarak kendilerine göre, A planı, B planı, C planı diye kendi planlarını yaptılar. Anglo-Amerikanlar şimdi belki de kendi B planlarını uygulamaktadırlar. Bu plan da bizim algılayabildiğimiz kadarıyla Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiye üzerinden denetimleri altında tutmaktır. Başka bir deyişle, Türkiye AB yolunda ilerletilmeye çalışılılırken Kıbrıs’ın kuzeyinde AB kuralları (muktesebatı) tam olarak uygulanmayacaktır ama Kıbrıslıtürkler’in yaşam koşulları iyileştirilip, Türkiye’nin tam üyeliğini dayanılır (tahammül edilir) koşullarda beklemeleri sağlanacaktır.

Mehmet Ali Talat’a tekrarlattırılan ‘izolasyonların kaldırılması’ bu çerçevede düşünülmüş ve gündeme getirilmiştir.

Gelinen aşamada Anglo-Amerikanlar’ın Türkiye ve Kıbrıs’a dönük politikaları buysa ve AB’nin de bu politikaya bir itirazı yoksa, biz, yani temel amacı Annan planı temelinde Birleşik Kıbrıs olan çözümcü güçler ne yapacağız?

Kıbrıs’ın kuzeyindeki çözümcü güçlerin öncelikle kendi aralarında konuyu tartışmaları, sonuçlandırmaları ve ne yapılması gerektiğine karar verdikten sonra Kıbrıs’ın güneyindeki çözümcü güçlerle diyalog kurmaları gerekmektedir.

Bunun başka yolu var mıdır?

Mehmet Ali Talat’ın söylemi ile, “- Uzlaşmaz olan, barış istemeyen hegemonyacı Rum tarafıdır”, “Rum yönetimi nefes almamızı bile engellemek istemektedir, bu amaçla boğazımızı sıkmaktadır”, “Rum tarafı anlaşma istemiyor, amaçları zaman kazanmak, sıkıştıkları zor durumdan kurtulmak ve bizi kendilerine yama yapmaktır” diyerek bir yere varamayız.

14 Aralık 2004 seçimlerinden ‘çıkartılan’ sonuç Annan planı temeinde çözüm isteyenler 25, istemeyenler 25 olarak Meclis’e yansıdı.

Yedi ay sonra bugün durum nedir?

Türkiye kökenli seçmenlerin oylarını alabilmek için CTP listesinden Meclis’e taşınan Nuri Çevikel kopmuş, kendi partisini kurmuştur.

CTP’nin ortaklık kurduğu sürerdurumcu DP’den iki saylav çekilmiştir.

Çözümcü güçlerden sürerdurumculara bir, sürerdurumculardan da çözümcü güçlere iki kayma olmuşsa, çözümcü güçler kendi hükümetlerini neden kuramadılar, veya kuramıyorlar?

Bu tür hesapları bir yana itip, Annan planı temelinde çözüm amacımız doğrultusumda ne yapmamız gerektiğini düşünüp planlamak zorundayız. Annan planı temelinde çözüm amacını terketmemişsek, amaç birliği içinde olanların geleceğe dönük ortak bir çalışma içine girmeleri koşuldur. Mehmet Ali Talat kamuoyuna söylediği gibi Birleşik Kıbrıs vizyonundan bir milim bile sapmamışsa, sürerdurumcu DP ile Birleşik Kıbrıs’a ulaşmanın olanaklı olmadığını artık kabul etmeli, kendi dışındaki çözümcü güçleri itici, dağıtıcı değil, onları aynı şemsiye altında derleyici, toparlayıcı olmalıdır.

Serdar Denktaş’ın babası Rauf Raif Denktaş’ın 20 Temmuz kutlamalarında söylediklerini çözümcü güçler duymazlıktan gelemezler . Rauf Raif Denktaş, TC Dışişleri Bakanı’nın gözlerinin içine baka baka:

“—Rumlar ‘evet’ deseydi bu gün haysiyetsiz olacaktık. Rum’un kucağına düşecektik” dedi. Rauf Raif Denktaş, bu sözleriyle Annan planı temelinde çözümü isteyen ve savunan herkesi aşağıladı. Çözümcü güçlere karşı öfkesini dile getirdi.

“- Birleşik Kıbrıs vizyonumuzdan bir milim bile sapmadık” diyen Mehmet Ali Talat, kendisi ile birlikte diğer çözümcü güçlere ‘haysiyetsiz’ diyerek hakaret eden Sayın Rauf Raif Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş’la bağlaşıklığını daha ne kadar sürdürecektir?

1994-1996 döneminde DP’nin CTP’ye attığı kazıklar yetmedi mi?

Mehmet Ali Talat ve arkadaşlarının ısrarla çözümcü güçlerden uzak durup, sürerdurumcu DP ile ortaklıklarını sürdürmeleri, günün sonunda DP’nin bir oyunu ile UBP-DP koalisyonunun kurulmasına neden olabilir. Sürerdurumcular kendi seçenek (alternatif) hükümetlerini hazırladıkları gün, Mehmet Ali Talat ve arkadaşları, geçmişte olduğu gibi, kendilerini kapının önünde bulacaklardır.

Annan planı temelinde Birleşik Kıbrıs amacını benimsemiş olanların dayanışma içine girerek genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine güç birliği içinde gitmeleri toplumumuzun beklentisidir.

Hata yapmak doğaldır. Doğal olmayan hatalardan gerekli dersleri çıkaramamaktır.

Temel amacı gözden çıkarmamalı, temel amaç etrafında bütünleşebilmeliyiz.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org