Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 24 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

Tanı

1993 seçimleri öncesinde de Ankara’da benzer hava vardı. Yeni hükümet sanki Kıbrıs sorununu çözmek istiyor gibiydi. Denktaş ile Eroğlu anlaşamıyorlardı. Anlaşmazlıklarının kaynağında yetki çatışması vardı ama kamuoyuna öyle yansımıyordu. Eroğlu Denktaş’tan daha “milliyetçi” görünme çabası içinde, “Bir çakıl taşı vermeyiz” diyordu. Denktaş ise toplumlararası görüşmeler yoluyla, 1977-1979 Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde çözümden yana görünmeyi yeğliyordu. Ankara’da da benzer hava esiyordu. Ankara ile Denktaş’ın, Eroğlu’nu dışlayıp Kıbrıs sorununu muhalefetle çözmek istediği izlenimini edinmiştik. Bu nedenle Ankara’yı karşımıza almak yerine Ankara ile birlikte hareket etmekte yarar görmüştük. Aralık, 2003 seçimlerine giderken, “-Kıbrıs sorunu Türkiyesiz çözülemez” diyor, seçimlerde Türkiye’nin, dolayısıyle Türkiyeli göçmenlerin desteğini sağlamaya çalışıyorduk.

CTP seçimlerden 3. parti olarak çıktmıştı.
“-Bir çakıl taşı vermeyiz” diyen Eroğlu ile değil, Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde çözümden yana görünen Denktaş kanadı ile Ocak 1994’de koalisyona gitmiştik.
Koalisyon protokolüne Kıbrıs sorununu Üst Düzey Anlaşmaları çeçevesinde çözeceğimizi yazmıştık.
Üst Düzey Anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıs sorununu çözmek ister gibi görünen ortağımız Denktaş Partisi (DP) sekiz ay sonra Meclis’te UBP ile iş ve güç-birliği yaparak Kıbrıs sorununun, Üst Düzey Anlaşmaları’nın dışında da çözülebileceği kararını aldırttı.
CTP’ye egemen olan KÖGEF ekibi ile çatışmaya başladık. Protokolün delinmesi üzerine hükümetten ayrılmamız gerekirken arkadaşlarımız hükümette kalmak ve “halka hizmet etmek” istiyorlardı.

Aralık 1993 seçimlerinden önce Ankara’da, hükümet çevrelerinde çözümden yana bir hava esiyordu. O havanın etkisi altında kalmıştık. Denktaş da çözüm ister gibi görünüyordu. İkisinin yapay konumu bizi bayağı “uzlaşmacı” yapmıştı. 1974 öncesi ve sonrası seçimlerimize nasıl müdahale edildiğini unutmuştuk. General Ali Yalçın komutasındaki Güvenlik Kuvvetleri’nin 1990 seçimlerine doğrudan nasıl karıştığını anımsamak istememiştik. Denktaş’ın Ankara ile birlikte çözüm istediğine inanmış ya da inandırılmıştık. Bilinen merkezlerin operasyonu başarı ile sonuçlanmıştı. DP-CTP koalisyonu kurulmuş, işgal rejimine karşı olan bir parti rejimin “denetimi” altına sokulmuştu.

Bir kez “denetim” altına girdikten sonra Koalisyon Protokolü delindiğinde bile, KÖGEF ekibi arkadaşlarımız, siyasal evliliği bozmak iste(ye)memişlerdi.

Benzer oyun şimdi oynanmaktadır.
Halkın Annan planı temelinde çözümden yana kesin tavrı karşısında ürken rejim halkın bütünlüğünü bozabilmek için CTP’nin Ortak Vizyon ve Bu Memleket Bizim Platformu’ndan kopmasını mı sağlamıştır?
Mehmet Ali Talat’ın köylerde söyledikleri Aralık 1993 seçimleri öncesini çağrıştırmaktadır. “-Erdoğan Hükümeti bizim giibi düşünmektedir. Çözümden yanadır. MGK Genel Sekreteri Orgeneral Kılınç’ın söylediklerine bakmayın. Ağustos ayında zaten emekliye ayrılyor. Asker de barıştan yanadır” gibi laflar rejimle bir tür paslaşma değilse nedir?
Oysa Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ta iki ayrı devletin kabulünü isteyen 20 Temmuz demeci ile Orgeneral Kılınç’ın söyledikleri ortadadır. Aralık 1993 seçimleri öncesinde olduğu gibi Anakara’da yapay bir çözüm havası estirilmektedir. Aralık 1993 seçimleri öncesinde olduğu gibi CTP kurmaylarına, uslu davranırlarsa, hükümet yolunun açık olduğu iletisi (mesajı) mı iletilmiştir?

Benzer filmi 1994’te yaşadık.
Halk bu filmi o zaman izledi.
Şimdi tekrar bile bile lades mi olacağız?
Aradan 10 yıla yakın bir süre geçmiştir. Türkiye’ye egemen asker-sivil bürokrasinin Kıbrıs’ta Annan planı temelinde çözüme ve birleşik Kıbrıs’ın AB üyeliğine, dolayısıyle Türkiye’nin demokratikleşmesine ve AB’ye üye olmasına karşı olduğunu Mısır’daki sağır sultan duydu da CTP’ye egemen KÖGEF ekibi mi duymadı?

Rejime karşı zorlu bir kurtuluş savaşımı vermeden toplumun önünü açmak olanaklı değildir. Cenevre Konvansiyonu’na aykırı olarak ülkeye nüfus taşıyarak demokrafimizi bozduklarını, hala daha yeni yurttaşlıklar vererek bozmaya devam ettiklerini, sürekli olarak seçimlerimize karıştıklarını, Aralık 2003 seçimlerimize de karışmaya başladıklarını, bu koşullarda muhalefet olarak seçimlerin demokratik bir ortamda geçmeyeceğine inandığımızı, BM Örgütü başta olmak üzere, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve benzeri uluslararası kuruluşlara duyurmak ve önlem almalarını istemek zorundayız.

Annan planı temelinde çözüm isteyen güçler, bölünmeyi bırakıp, halkın istediği doğrultuda (Annan palnı temelinde çözüm ve AB üyeliği ortak paydasında) yeniden bütünleşerek, birlikte davranabildikleri oranda sürerdurumcuları (statükocuları) geriletebileceklerdir.

Tıpta doğru tanı (teşhis) doğru reçeteyi getirir.
Politikada doğru tanı doğru çözümü getirir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org