Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 2 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

Bağlaşıklık

BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü olanaklı kılmak amacıyla taraflara bir plan sunduktan sonra Kıbrıslıtürkler kararlarını verdiler ve “-Bizim için kurtuluş yolu Annan planıdır” dediler. Bunu dedikten sonra halkın nabzı aynı atmaya başladı. Toplumsal bir birliktelik oluştu. Bireyler partilerini unuttular, tek bir yürek, tek bir beyin oldular. Sağ demediler, sol demediler. Sadece “-Annan planı temelinde çözüm ve birleşik Kıbrıs olarak Avrupa Birliği’ne tam üyelik” dediler.

Başka bir deyişle toplum ortak paydasını bulmuş, sınıflararası bağlaşıklığını kurmuştu ki seksen-binlere varan sayıda yurttaş çağrı üzerine, dört kez üst-üste İnönü Meydanı’nı doldurarak dünya kamuoyuna “Çözüm ve AB” mesajını iletti.

Bu somut bir toplumsal uzlaşma idi. Toplumsal uzalaşma miting alanlarında somutlaşıp kitlesel güce dönüşünce egemen sürerdurumcular (statükocular) paniğe kapıldılar. BM Genel Sekreteri, taraflara önerdiği planın her iki tarafta da halkoylamasına sunulmasını isteyince Kıbrıstürk tarafında Denktaş, “Hayır” dedi.
Neden?
Çünkü halkın nabzının Annan planı temelinde çözümden yana attığını anlamıştı. Planı halkoylamasına sunmak cesaretini ne kendisi ne de arkasındaki asker-sivil bürokrasi gösterebildi.

İnsanımızın kendi geleceği hakkında karar verme hakkı elinden alındıktan sonra Annan planı temelinde çözüm yanlısı güçlerin yapmaları gereken miting alanlarında gösterdikleri birlikteliği korumak ve tek şemsiye altında bütünleşerek Aralık 2003 seçimlerini toplumdan esirgenen halkoylamasına dönüştürmekti.
Annan planı temelinde çözüm yanlıları ne yazık ki o birlikteliği koruyamadılar. CTP yönetimi yan çizdi. Oyunbozanlık yaptı. Birlikteliği bozdu. Tabanına sormadan seçimlere tek başına gitme kararı aldı.

CTP dışındaki partiler, aralarındaki farklılıkları bir yana itmiş bulunuyorlar. İnönü Meydanı’da dört kez arka arkaya toplanarak Annan planı temelinde çözüm isteyen halkın çağrısına uyup Barış ve Demokrasi Hareketi’ni başlatmışlardır. Yakında Barış ve Demokrasi Partisi’ne dönüşecek olan hareketin temel amacı Aralık 2003 seçimlerini, halktan esirgenen halkoylamasına (referanduma) dönüştürmek ve insanımıza kendi geleceği hakkında istenç (irade) belirtmek olanağını yaratmaktır.

28 Haziran 2003, Cumartesi günü Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın Lefkoşa’daki lokalinde Mustafa Akıncı tarafından kamuoyuna duyurulan bağlaşıklık bildirgesinde iki önemli noktanın altını çizmek gerekmektedir.

Hareket, Annan planı temelinde çözümün önündeki engelin salt Denktaş’tan ibaret olmadığının bilincinde, “-...çözümü ve birleşik Kıbrıs’ın AB üyeliğini, Denktaş-UBP-DP üçlüsü ve Türkiye’nin AB hedefini baltalamak isteyen ve bu yönde Kıbrıs’ı bir araç olarak kullanan Ankara’daki asker-sivil bürokrasi birlikte engellemiştir” demekte, başka bir deyişle hareketin karşısındaki güçlerin tanımını doğru yapmaktadır.

Hareket ayrıca, “- Kıbrıs’ta sadece kendi tarafının değil, diğer tarafın da acı çektiği bilincinin yerleşmesinin anlamını kavrayanlar için şimdi birlikteliğin zamanıdır” demekte, anlaşma olacaksa, iki tatarfın da acı ve kayıplarının dikkate alınması gerektiğinin altını çizmektedir.

Bu iki nokta Barış ve Demokrasi hareketini sağlam ve sağlıklı bir zemin üzerine oturtmakta, halkın bilincine ve vijdanına tercüman olmaktadır.

Temmuz ayını da hesaplarsak Aralık seçimlerine altı aydan az bir süre kalmıştır. Halkın İnönü Meydanı’da kurduğu bağlaşıklığı siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri olarak tam bir birlik ve bütünlük içinde tek şemsiye altında toplanarak Aralık 2003 halkoylamasına kanalize edebilirsek utku (zafer) toplumumuzun olacaktır.

CTP yönetimi, parti tabanının sesine kulak vermelidir...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org