Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 2 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Ne Yapmalı?

Ülkemiz ve toplumlarımız büyük badirelerden geçtiler.

Petrol coğrafyasına yakınlığından ötürü emperyalizm için batmayan uçak gemisi özelliği, yurdumuzu sürekli olarak komplolarla karşı karşıya bırakmıştır.

1963 yılı sonunda anayasa ile ilgili sorunlardan ötürü iki toplumun çatıştırılması raslantı değildi.

1968 yılından 1974 yılına kadar süren toplumlararası görüşmeler olumlu sonuçlanmak üzere iken Atina’daki albaylar cuntasının 15 Temmuz 1974’te Lefkoşa’daki uzantılarını harekete geçirerek 20 Temmuz 1974 çıkarmasının tetiklenmesi da raslantı değildi.

Soğuk Savaş koşullarında Anglo-Amerikan emperyalizmi Kıbrıs’ı NATO’nun askersel denetimi altında tutabilmek için sürekli olarak Ada’da istikrarsızlığa oynamıştır.

Soğuk Savaş sonrasında, kendi aralarında ilişki ve çelişki içinde olan ABD ile AB, kendi bölgesel çıkarlarını koruyabilmek için AB çatısı altında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs üçgenini oluşturmaya karar vermiş görünüyorlar. Ancak AB üyesi ülkeler Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği kousunda görüş birliği içinde değillerdir. Bu ve başka nedenlerle Türkiye’nin AB üyeliği gecikeceğe benzemektedir.

Aralık 2004’te Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için başlama tarihi verilse bile görüşmelerin kaç yılda tamamlanacağı belli değildir. Başka bir deyişle ABD ile AB’nin AB çatısı altında oluşturmayı tasarladıkları Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs üçgeninin oluşması zaman alacaktır.

Türkiye ile AB arasında üyelik görüşmeleri devam ederken AB’nin kendi güvenlik sistemi ile dış politikasını oluşturması süreci ilerliyecektir.

Bu süreç içinde 1 Mayıs 2004’te AB’ye tam üye olmuş Kıbrıs üzerindeki Anglo-Amerikan denetimi zayıflama tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

Birleşik Kırallık’ın yanısıra, ABD’nin güvenilir bağlaşığı (müttefiki) Türkiye de AB’ye tam üye olana kadar, Kıbrıs’ı Türkiye üzerinden Anglo-Amerikan denetimi altında tutabilmek için Lord Hannay’e Annan planını hazırlattırılmıştır. Annan planı hem Türkiye’yi Kıbrıs sorununda uzlaşmaz taraf olmaktan kurtarıp AB’den tarih almasını kolaylaştırmakta hem de Anglo-Amerikanlar’ın Türkiye üzerinden Kıbrıs üzerindeki denetimlerinin devamını sağlamaktadır.

24 Nisan 2004 halkoylamalarında Kıbrıs’ın kuzeyinde çoğunluğun Annan planına ‘evet’, güneyinde de ‘hayır’ demesi Anglo-Amerikanlar’ın oyunlarını bozmamıştır. Kıbrıs’ın, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği’ne üye olması egemen İngiliz üslerinin geleceğinin güvencesidir. Kıbrıstürkleri’nin Annan planına çoğunlukla ‘evet’ demeleri Türkiye’nin sırtındaki Kıbrıs sorunu kamburundan kurtulmasını sağlamış, Aralık 2004’te AB’den tarih almasınını kolaylaştırmıştır.

Paptopulos, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği’ne girmiş bulunmanın rahatlığı içinde Aralık ayını beklemeye koyulmuştur. Aralık ayında Türkiye’ye tarih verilip verilmeyeceğine karar verilirken Papatopulos, veto hakkından da yararlanarak, Annan planının, kendi istediği gibi değiştirilmesini istemeye hazırlanmaktadır.

AB Türkiye’ye tarih verip vermeyeceğine karar verirken Papatopulos’un Kıbrıs’a dönük talepleri, AB içinde, Türkiye’nin üyeliğine karşı olan ülkelerin Türkiye’ye tarih verilmesine karşı çıkmalarına gerekçe yaratacaktır.

Türkiye’nin tarih alamaması durumunda Türkiye’ye büyük oranda egemen olan asker-sivil bürokrasinin seçilmiş Erdoğan Hükümeti’ne karşı takınacağı tavrını kestirmek zor değildir.

1974 yılından buyana karşılaştıkları zorluklardan ötürü sürekli kan kaybetmekte olan Kıbrıstürk toplumu sürerdurumdan (statükodan) bir an önce kurtulmak umudu ile Annan planına dört elle sarılmıştır. Toplumumuzun sürereduruma tepkisi çok iyi sömürülmüştür. Çoğunluğun Annan planına ‘evet’ demesi sağlanmıştır. Ancak 24 Nisan 2004 halkoylamarından sonra halkın önüne bir yol haritası konanamamaktadır.

Kıbrıs’ın güneyinde, sürekli olarak toplumlararası barışı ve iki bölgeli federasyonu savunmuş bulunan AKEL’in Annan planına ‘hayır’ demesi ayrılıkçı güçler tarafından alabildiğine sömürülmekte, Kıbrıslıtürkler’in düş kırıklığı AKEL’e karşı öfkeye dönüştürülmek istenmektedir.

İçine girdiğimiz süreçte, Kıbrıs’ın güneyinde AB muktesebatı uygulanırken Kıbrıs’ın kuzeyi de Türkiye üzerinden Anglo-Amerikanlar’ın denetimi altında tutulacaktır. Bu durumun Türkiye AB’ye tam üye oluncaya kadar (tarih alınacaya kadar değil) devam ettirilmesi sözkonusudur. Türkiye AB’ye tam üye olana kadar Anglo-Amerikanlar’ın desteği ile KKTC’nin, uluslararası toplum tarafından hiç olmazsa Taiwan ‘kadar’ kabul görebilmesi için çaba harcanacaktır.

Birleşik Kıbrıs vizyonu ile yola çıkmış CTP’nin Kıbrıstürkleri’nin Annan planına çoğunlukla ‘evet’ demelerine katkısı büyük olmuştur. Ancak bundan sonra, Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olana kadar KKTC masalı ile halkı oyalamak misyonunu CTP yönetimi benimsese bile, tabanına kabul ettirmesi zordur.

Türkiye’ye ve Kıbrıs’ın kuzeyine egemen güçlerin, bu aşamadan sonra KKTC’yi, ‘ilerletmeye’ çalışacak ‘uyumlu’ bir sağ koalisyon hükümetine gereksinmeleri vardır.

Süreç kendi seyrine bırakılırsa, Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye yapılmaya çalışılırken taksim de kökleştirilmeye çalışılacaktır.

Taksimin kökleşememesi ve ülkenin yeniden bütünleşebilmesi için, başta AKEL ve CTP olmak üzere, Birleşik Kıbrıs’tan yana güçlerin inisiyatif almaları, Kıbrısrum tarafına gerekli güvencelerin verilmesini sağlamaları ve Annan planının karşılıklı yarar temelinde iyileştirilerek Kıbrıs’ın güneyinde Aralık’tan önce ikinci kez halkoylamasına sunulabilmesi için gerekli çalışmaları yapmaları gerekir.

“-Annan planının yeniden müzakere edilmesini istemiyoruz. Ancak referandumdaki ‘hayır’ tutumumuzu değiştirebilmemiz için bazı garantiler istiyoruz” (Bak: Halkın Sesi – 26 Mayıs 2004) diyen AKEL’in bu politikasını netleştirmesi, somutlaştırması ve elini çabuk tutarak Kıbrıslıtürkler’e ve Kıbrıslırumlar’a anlatması, uluslararası topluma da duyurması koşuldur.

Papatopulos zamana oynamaktadır.

Anglo-Amerikanlar da Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olanak kadar durumu ‘idare’ etmekte yarar görmektedirler. Ancak zaman, ne Kıbrıs ne de Kıbrıslılar’dan yanadır.

Zaman taksimden yanadır.

Ne yapmalı?

Yurdunu bütünleştirmek isteyen her Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yurtsever dayanışma içine girmeli, Aralık’tan önce Kıbrıs’ın güneyinde ikinci bir halkoylamasına gidilebilmesi için kendine düşeni yapmalıdır.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org