Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 30 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

“POLİTİK GEREKÇE”

“-Seçim ortamı geliştikçe, politik tutumlar da netleşiyor. Bu netleşme politik farklılıkları bir kez ortaya çıkarıyor. Bu farklılıklar tek liste halinde seçime girmenin yaratacağı sakıncaların politik yönlerini anlamamıza ve anlatmamıza yardımcı oluyor. Barış ve Demokrasi hareketinin etkili önderlerinden Özker Özgür’ün yazıları, seçimlere tek lste halinde girilmesi halinde yaşanacak ‘politik kargaşayı’ ortaya koyarken, aslında bu güçlerin arasındaki rekabetin kolay kolay önlenmeyeceğini de kanıtlıyor.
Özker Özgür son iki yazısında, Türkiye Hükümeti’nin Kıbrıs sorunu ile ilgili tavrını ve bunun seçimlere yansımasını kendi algılamasına göre yorumlamaya ve okuyucuya anlatmaya çalışıyor.
Özker Özgür, Türkiye’nin Kıbrıs’ta barış isteyip istemediğini çeşitli şekillerde sorguladıktan sonra, Türkiye’nin adada barış istemediği sonucuna varıyor ve buna bağlı olarak adamızdaki Türkiye kökenli KKTC yurttaşlarını yönlendireceğini, bu anlamda seçimlerde başarılı olunamayacağını, ‘rejime karşı zorlu bir kurtuluş savaşımı vermeden toplumun önünü açmanın olanaklı olmadığını’ belirtiyor.
Zaten bu tutumu, Özgür’ün CTP’den uzaklaşmasının temel nedenidir. Anladığım kadarıyla bu tutumunda herhangi bir esneme olmamıştır. Ne aradan geçen zaman, ne de Türkiye’de meydana gelen gelişmeler onun tutumuna etki yapmamıştır.”

Yukarıdaki satırlar, 28 Temmuz 2003 tarihli Yenidüzen gaztesinden aktarılmıştır. Satırların yazarı Hasan Erçakıca’dır.

Önce Hasan Erçakıca’ya teşekkür borçluyuz. Lafı eveleyip gevelemeden CTP yönetiminin Aralık 2003 seçimlerine tek liste ile neden gitmek istemediğini açık-seçik ortaya koyduğu için. Gerçi sözünü ettiği yazılarımız son Temmuz ayı içinde yayınlandı ama kendisinin de belirttiği gibi rejime karşı tavrımız CTP’nin genel başkanı olduğumuz dönemde de aynıydı. Ancak CTP yönetimi bizim rejime karşı tavrımızdan ötürü tek listeye gelmediklerini zamanında belirtselerdi, biz bir yolunu bulur, olayın dışında kalır, tek liste de gerçekleşmiş olurdu.... Bizim bilinenen duruşumuzun Afrika’da yeniden vurgulanmasını neden beklediklerini anlamakta zorlanıyoruz.

Hasan Erçakıca’ya bir de şunun için teşekkür borçluyuz. Hasan Erçakıca, ilk kez Özker Özgür’ün CTP’den yargısız infaz yöntemiyle neden uzaklaştırıldığının temel nedenini açıklamış ve kamuoyuna mal etmiştir.
Sağ olsun. Kalemi dert görmesin!...

Şükran borcumuzu yerine getirdikten sonra şunu vurgulamakta yarar vardır.
Hasan Erçakıca ve sözcülüğünü yaptığı CTP yönetimine göre, biz, Türkiye’nin adada barış istemediği sonucuna varmış bulunuyormuşuz. Buna bağlı olarak adamızdaki Türkiye kökenli KKTC yurttaşlarını yönlendireceğini, bu anlamda seçimlerde başarılı olunamayacağını belirtiyormuşuz. ‘Rejime karşı zorlu bir kurtuluş savaşımı vermeden toplumun önünü açmanın olanaklı olmadığına’ inanıyormuşuz. Ve bizim CTP’den uzaklaştırılmamızın temel nedeni de buymuş.

Hasan Erçakıca’nın okurları açısından, süreki olarak yazdıklarımızı yinelemekte yarar görüyoruz.
Biz Türkiye’nin değil, Türkiye’deki sürerdurumda (statükoda) çıkarı olan asker-sivil bürokrasinin Ada’da barış istemediği sonucuna varmış bulunuyoruz. Demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi olamayan Türkiye’deki sürerdurumdan yararlanmakta olan asker-sivil bürokrasi Kıbrıs sorununu Türkiye’nin demokratikleşip AB yolunda ilerlemesinin önüne bir takoz olarak koymuş bulunmaktadır. Bu durumdan AKP hükümeti de şikayetçidir ama asker-sivil bürokrasinin ağırlığı altında hükümet olmanın ötesine geçip iktidar olamamaktadır. Kıbrıs’taki militarist sürerdurum Türkiye’dekinin uzantısıdır. Kıbrıs’taki sürerdurumun temel direği Denktaş’tır. Erdoğan ne denli çözüm yanlısı olursa olsun asker-sivil bürokrasinin benimsediği çözümsüzlük politikasının dışına çıkamamaktadır. Kıbrıs’ta bulunan Annan planına karşı Türkiyeli asker-sivil bürokratları bile değiştirememektedir. Erdoğan’ın Mehmet Ali Talat’la içten (samimi) diyaloğu CTP yönetimini TC kökenli oylar konusunda umutlamdırmış olabilir. Ancak Doçent Dr.Nuri Çecvikel CTP listesinden aday olsa da asker-sivil bürokratların tavrı belirleyici olacaktır. Kıbrıs sorununu Türkiye’nin demokratikleşip AB yolunda ilerlemesine karşı takoz olarak kullanmakta olan asker-sivil bürokrasiyi ve Kıbrıs’taki uzantılarını geriletmenin yolu bu gerçekleri halka anlatmak ve halkın desteği ile Annan planı temelinde çözüm ve AB yolunu açmaktır. Türkiye’de demokrasi savaşımı vermekte olan kim varsa bizim doğal bağlaşığımızdır. Onlar Türkiye’deki militarist sürerduruma karşı savaşım verirken biz de Kıbrıs’taki uzantısına karşı savaşım veriyoruz.Bizim Türkiye denen ülke ve halkıyla sorunumuz yoktur. Türkiye’nin demokratikleşmesini ve AB yolunda ilerlemesini engelleyen asker-sivil bürokrasi Kıbrıs’ta Aralık 2003 seçimlerine şimdiden müdahale etmeye başlamıştır. Özel Harp Dairesi’nin Kıbrıs’a Psikolojik Savaş Taburu’nu gönderip konuşlandırdığı ve Annan planına sempati duyan Türkiye kökenli seçmenler üzerinde çalışmaya başladığı bilgimize gelmiştir. Annan planı temelinde çözümden yana güçler bu açık dış karışma karşısında kayıtsız kalırlar ve birlikte uluslararası toplumun yardımına başvurmazlarsa seçimden sonraki yakınmalarının hiçbir değeri olmayacaktır.

Bizim Türkiye’nin konumu ve Aralık 2003 seçimlerine dönük öngörümüz budur. Hasan Erçakıca’nın yazdıklarından anlaşılan odur ki CTP yönetimi “fincancı katırlarını” ürkütmeden AKP hükümeti ile işbirliği içinde TC kökenli seçmenlerin oylarına oynayarak seçimlerden “kazançlı” çıkmaya çalışacaktır.

“Kolay gelsin” der, başarılar dileriz...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org