Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 5 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Genel Kanı

Kıbrıs’ın kuzeyinde genel kanı şudur:

24 Nisan 2004 halkoylamalarından (referandumlarından) Kıbrıslıtürkler dışında, diğer ilgili taraflar istediklerini aldılar.

Örneğin Kıbrısrum tarafı Avrupa Birliği’ne Kıbrıs Cumhuriyeti olarak girmek istiyordu.

Girdi.

Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmek istemeyen işgalci ülke olarak suçlanmaktan kurtulmak ve Aralık’ta Avrupa Birliği’nden üyelik görüşmeleri için tarih almak istiyordu.

Kıbrıstürk tarafından Annan planına %65 oranında çıkan ‘evet’le Türkiye de büyük oranda istediğini elde etti. Eskisi gibi, Kıbrıs sorununun çözümünü engelleyen işgalci ülke olarak suçlanmamaktadır. Aralık’ta Avrupa Birliği’nden üyelik görüşmeleri için tarih alıp alamayacağı henüz belli değildir ama Kıbrıs sorunu kamburundan büyük oranda kurtulmuştur.

Anglo-Amerikanlar hem güneydeki İngiliz üslerini güvence altına almışlardır hem de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giden yol üzerindeki Kıbrıs engelini kaldırmışlardır.

Peki, Annan planına %65 oranında ‘evet’ diyen Kıbrıslıtürkler ne elde etmişlerdir?

Kıbrıs’ın kuzeyinde sıradan yurttaşın sorduğu ve doyurucu yanıt bulamadığı soru budur.

Sokaktaki adam, Kıbrıstürk toplumunun, iki arada bir derede bırakıldığı kanısındadır.

Geçenlerde Mehmet Ali Talat, özel TV kanallarından birinde, İslam Konferansı Örgütü’nün İstanbulda’ki toplantısına gittiğinde Rusya Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmeyi anlattı. Rusya Dışişleri Bakanı, Talat’a, 24 Nisan 2004 halkoylamalarından önce BM Güvenlik Konseyi’nin Annan planının uygulanmasına ilişkin güvence karar tasarısını veto etmesini Rusya’dan Türkiye’nin de istediğini nakletmiş. Ancak, Mehmet Ali Talat’a göre, Rusya’ya asıl veto kullandıran Papatopulos olmuş.

Papatopulos’un Rusya’nın vetosunda rolü ve etkisi oldu mu, olmadı mı?

Olduysa ne oranda oldu?

Papatopulos Annan planına karşı tavrını saklamadı. Bulunduğu konumu (pozisyonu) Güvenlik Konsyi’nin sürekli üyelerinden biri olan Rusya’yı etkilemek yönünde kullanmış da olabilir.

Yadırgamamak gerekir.

Ancak Türkiye’yi yönetenler, Annan planının son versiyonunu kendileri için bir utku (zafer) olarak nitelemişlerdi. Kıbrıs’ın kuzeyine verdikleri mesajlardan anlaşılan oydu ki Kıbrıslıtürkler’in çoğunlukla plana ‘evet’ demelerini istiyorlardı. Özellikle Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Türkiye kökenliler Türkiye’yi yönetenlerin mesajlarından etkilendikleri için büyük bir bölümü, halkoylamasında, Annan planına ‘evet’ dedi.

Şimdi Mehmet Ali Talat’tan öğreniyoruz ki halkoylamaları öncesinde, Türkiye Rusya’dan, Güvenlik Konseyi’ndeki güvence karar tasarısını veto etmesini istemiş.

Neden?

Çünkü tasarı kabul edilseydi ve Kıbrısrum toplumunun güvenlik ve planının uygulanacağına ilişkin kayguları giderilseydi AKEL üye ve sempatizanlarına ‘evet’ deme çağrısı yapacaktı.

AKEL üye ve sempatizanlarına ‘evet’ çağrısı yapsaydı, Kıbrısrum tatarfından büyük bir olasılıkla çoğunlukla ‘hayır’ çıkmayacaktı.

Kıbrısrum tarafından çoğunlukla ‘hayır’ çıkmadığında Türkiye’yi yönetenler, Türkiye Avrupa Bi

rliği’ne tam üye olmadan, Kıbrıs kozunu yitirmiş mi olacaklardı?

Böyle düşündükleri için mi Rusya’dan veto hakkını kullanmasını istediler?

Rusya Güvenlik Konseyi’nde karar tasarısını veto edince en çok sevinen Sayın Rauf Raif Denktaş olmuştu.

“- Allah Rusya’dan razı olsun” demişti.

Kıbrısrum tarafında 1000 (bin) Kıbrıslırum arasında yapılan bir araştırmaya göre, (Cymar Market Research) halkoylamalarından sonra, halkın %55.2’si yeniden bir birleşme olabileceğini düşünmektedir. Ancak soru yöneltilenlerin yalnız %14.6’sı birleşmenin federal bir çözümle olabileceği kanısındadır. Genç kuşağın sadece %7.5’i federasyonu çözüm olarak görmektedir. Araştırmadan çıkan sonuca göre her üç Kıbrıslırum’dan biri, yani %28.2’si, ya şimdiki durumun devamı ya da iki ayrı devletin varlığı temelinde Ada’nın bölünmüşlüğünü yeğlemektedir (tercih etmektedir).

Görüntü iç açıcı değildir.

Kıbrıs’ın Birleşik Kıbrıs Cumjuriyeti temelinde yeniden birleşmesini isteyenlere büyük görev düşmektedir. Dış güçler tarafından istismar edile edile bu duruma getirldik. Oysa yurdumuzun bütünlüğü, toplumlarımızın karşıklı saygı temelinde dayanışma içine girerek ülkeye birlikte sahip çıkmaları esas kabul edilmelidir.

Karşılıklı saygı temelinde biraraya gelerek, federal temelde ülkemizi bütünleştirmek becerisini gösteremezsek Avrupa Birliği’nin içinde olmamızın kime ne yararı olacaktır?

Kıbrıs’ın federal bir çatı altında bütünleştirilmesini öngören temel anlaşmalardan şaşmamak gerekir. Yenile onaylanmış anayasası ile federalleşmeye yönelmiş Avrupa Birliği’ne üye bir ülkenin insanları olarak kendi özyurdumuzu kendi federasyonumuzla bütünleştiremzsek Avrupa Birliği’nin özünü kavramış sayılmayız.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org