Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 6 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Kandırmaca

14 Aralık 2004 seçimlerine giderken, Barış ve Demokrasi Hareketi, CTP-Birleşik Güçler ile Çözüm ve AB partisi biraraya gelerek ortak amaçları doğrultusunda bir protokol imzalamışlardı.

Kamuoyuna duyurdukları yazılı protokolün ilk iki madesini anımsamakta yarar vardır:

“- 1. CTP-Birleşik Güçler, ÇABP ve BDH, Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Kurucu Devletleri’nin siyasal eşitliğine dayalı bir çözüm çerçevesinde Birleşik Kıbrıs Cumjuriyeti’nin kurulması ve bu devletin Mayıs 2004’ten itibaren AB üyeliğinin gerçekleştirlmesini temel hedef olarak görmektedir.

2. ÇABP, BDH ve CTP-Birleşik Güçler, bu amaçla Aralık 2003 seçimleri sonucunda, halkımızın destek ve güveni çerçevesinde oluşacak yeni Meclis aritmetiğine bağlı olarak aralarında bir koalisyon hükümeti oluşturmak dahil, belirtilen temel hedef doğrultusunda her türlü işbirliğini gerçekleştirmeyi; aynı şekilde UBP, DP ve benzeri statükocu partierle hiçbir şekilde hükümet ortaklığı yapmamayı taahhüt etmektedirler.”

Olayların nasıl geliştiğini yinelemeye gerek yoktur.

Çözüm ve AB yanlısı güçler ile sürerdurumcular (statükocular) arasında Meclis 25’e 25’le kilitlenince sürerdurumcu DP ile CTP’nin hükümeti kurma ‘zorunluluğu’ doğduğu savlanır. Ancak o aşamada, BDH’nın da katılımı ile koalisyonun üçlü olması ve çözümcü güçlerin iyiden ağırlıkta olacağı bir hükümetin ortaya çıkması olanağı vardı.

Sonradan bilgimize geldiği kadarıyla, bunu ne DP ne de CTP kurmayları istedi.

“-BDH’nın hükümete girmesini asker istemez” dendi ve koalisyon ikili olarak kuruldu.

DP’den ve CTP’den çekilmelerle (istifalarla) CTP-DP Koalisyonu Meclis çoğunluğunu yitirince,

Seçimlere giderken üç partinin imzaladığı protokolün 2. maddesine uygun olarak UBP’siz ve DP’siz bir koalisyon hükümeti kurmak olanağı doğdu. DP’den istifa eden iki milletvekili çözümcülerin oluşturacakları bir hükümete destek olmayı açıkladıkları halde CTP kurmayları:

- Hayır olmaz, dediler.

Neden olmazmış?

Çünkü böyle bir hükümet ‘eklektik’ olurmuş.

‘Eklektik’ derken, bölük-pörçük, çok küçük birimlerden oluşan, demek istiyorlardı.

Hükümeti oluşturacak öğelerin amaç birliğini ve niteliğini değil, biçimini ve nicel yapısını ön plana çıkararak sürerdurumcu bir partiyi hükümette tutmakta ısrar ettiler.

Bunun üzerine BDH’nın da katılacağı üçlü bir koalisyon gündeme geldi. Koalisyon görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlanınca basına yansıyan karşılıklı suçlamalara tanık olmaktayız.

Kamuoyuna yapılan açıklamalara göre, polisin sivil otoriteye bağlanacağı ve Anna planı temelinde çözümün hedefleneceğinin koalisyon protokolüne yazılmasına CTP adına görüşmeleri yürüten ekip karşı çıkmış. Koalisyon görüşmelrini CTP adına yürüten ekip, “- Polisin sivil otoriteye bağlanması, bizim 20 yıllık sloganımızdır” deyince BDH tarafı da kendilerine, “- İyi güzel, gelin 20 yıllık sloganınızı koalisyon protokolüne hem yazalım hem yapalım” demiş. Bunun üzerine CTP’li yetkililer BDH’lılara, “- Siz Kıbrıs’ın gerçeklerini bilmiyorsunuz. Bunları yapamayız” diye yanıt vermişler. (Bak: Kıbrıs gazetesi – 4 Temmuz 2004)

Seçimlerden önce birbirlerine UBP ve DP gibi sürerdurumcu partilerle hiçbir şekilde hükümet ortaklığı yapmama sözü veren partiler, günün sonunda, kamuoyu önünde birbirlerini suçlar duruma geldiler.

Mehmet Ali Talat, Londra’dan, “-Aman sakın ha!.. Tanınma istemeye kalkarsak yanarız” diyerek tanınma politikasının yanlışlığını vurgulamaya çalışırken, Hükümet’in Dışişleri Bakanı Viyana’da, AB’den tanınma istemekteydi.

Bu büyük çelişkiye karşın Mehmet Ali Talat ile Serdar Denktaş birlikteliklerini koruyabilirken, aynı amaçla yola çıkmış, birlikte aynı protoklün altına imza atmış Mehmet Ali Talat ile Mustafa Akıncı anlaşamamakta, basında birbirlerini suçlamaktadırlar.

Mehmet Ali Talat, Londara’dan Kıbrıs’a “-Hedeften bir milim bile sapmadık” iletisini (mesajını) göndermiştir.

Sevindik...

Ancak hedef kadar, hedefe kimlerle ve nasıl ulaşacağımız da önemlidir.

Çözüm ve AB hedefini değil, tanınma hedefini benimsediğini açıkça dile getiren Serdar Denktaş’la ortaklıkta ısrar ederken, “-Hedeften bir milim bile sapmadık” demek inandırıcı değildir.

Ankara’daki AKP Hükümeti’nin dümensuyunda toplumu Aralık’a kadar oyalama oyunu sırıtmaktadır. Hedeften bir milim bile sapma sözkonusu değilse, Aralık’tan önce Kıbrıs’ın güneyinde Annan planının yeniden halkoylamasına sunulabilmsei için güneyle diyalog kurmak kaçınılmazdır.

Gerisi kandırmaca ve aldatmacadır...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org