Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 7 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

BOP

BOP, Büyük Orta Doğu Projesi’nin kısaltılmış adıdır.

ABD bu proje ile dünyanın enerji kaynaklarını denetimi altına almayı amaçlamaktadır.

Proje, Ortadoğu’nun sınırlarını genişletmektedir.

Ağırlıklı olarak Arap devletlerini hedeflemektedir. Güney Kafkas ülkeleri, Afganistan ve bazı Orta Asya devletleri, Güney Asya, İran, Irak, Suriye, Türkiye, Kuzey Afrika ülkeleri Fas, Tunus, Libya ve Mısır BOP’un kapsamı içindedir.

ABD, bu proje ile toplam 22 ülkeye ‘demokrasi’ taşıcağını savlamaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı sonrası parçalanmış, emperyalist ülkelerce paylaşılmıştı.

İlginçtir ki bugün ABD’nin BOP ile denetimi altına almaya çalıştığı coğrafya eski Osmanlı İmparatorluğu sınırlarıyla örtüşmektedir.

Bölge, doğalgaz ve petrol gibi stratejik kaynaklar bakımından zengin ancak ekonomikman yoksuldur. BOP’un kapsamı içindeki ülkelerin yönetsel yapıları monarşik-oligarşiktir. Tümü de İslam ülkeleridir.

11. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya iki kutuplu olunca, sözkonusu coğrafya, ABD’nin başını çektiği Dünya Kapitalist Sistemi ile SSCB’nin önderliğindeki Dünya Sosyalist Sistemi’nin yarışma alanına dönüştü. 11. Dünya Savaşı sonrasında, SSCB bölgedeki antiemperyalist ulusal kurtuluş hareketlerine omuz verdiği için sözkonusu coğraffyada etkisi arttı.

Sovyetler’in dağılması üzerine bölgenin, zenginler tarafından yeniden paylaşılması süreci başlamıştır.

ABD, Uzakdoğu’da işlerini yoluna koymuştur.

Şimdi, sıra, yakın bağlaşığı Birleşik Kırallık ile birlikte eski Osmanlı İmparatorluğu topraklarını yeniden biçimlendirmeye ve buralardaki stretejik kaynakları denetim altına almaya gelmiştir.

ABD, BOP ile sözkonusu coğrafyayı tek başına hegemonyası altına almaya kalksa diğer büyüklerin tepkisine neden olacağını bildiği için onları da ikna etmeye çalışarak yola koyulmuştur.

G-8’lerin toplanması, arkasından da NATO doruğunun gerçekleşmesi ABD dışındaki zenginleri BOP’a taraf yapmak çabasının bir ürünüdür.

11 Eylül 2001 tarihinde New York’taki ikiz kulelere ve Pentagon’a karşı düzenlenen saldırıları ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne tepki olarak niteleyenler vardır.

Proje’nin sözkonusu ülkelere ‘demokrasi’ götürmeyi amaçladığı söylenir ama, yukarıda da belirttiğimiz gibi başlıca amaç ekonomiktir. ABD adı geçen ülkeleri pazar olarak elinde tutmak, kendi önceliklerine göre biçimlendirmek, dünya kapitalist sistemi için gerekli petrol, doğalgaz, uranyum gibi stratejik gereksinmeleri denetim altına almak ve kendi hegemonyasını garantilemek istemektedir.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir de güvenlik boyutu vardır.

Sovyetler Birliği’ne karşı yeşil kuşak adı altında ABD tarafından örgütlenen ve eğitilen bağnaz köktendinciler, Sovyetler dağıldıktan sonra boşta ve hedefsiz kaldılar.

Boşta ve hedefsiz kalınca efendilerine karşı terör eylemlerine yöneldiler. Kendi beslemesi oldukları için ABD kendine dönen teröristlerin gücünü küçümsememekte, global düzeyde önlem almaya çalışmaktadır.

Proje, Türkiye’den ‘merkez’ ülke olarak yararlanmayı öngörmektedir. ABD, aklınca, Türkiye’yi ‘ılımlı islam’ ülkesi olarak diğerlerine örnek gösterip kendi gönülleriyle ‘demokratikleşmelerini’ sağlayacak, halklarının ‘özgür’ istençleriyle (iradeleriyle) yer-altı ve yer-üstü kaynaklarını ulusötesi şirketlerin sömürüsüne açmalarını sağlayacaktır.

Ankara’daki AKP Hükümeti ABD’nin verdiği bu görevi benimsemiştir.

Laurence Evans, “Türkiye’nin Paylaşılması/United States Policy and the Partition of Turkey” başlıklı yapıtında ABD’nin Ortadoğu politikasının kökenine işaret ederken şöyle yazmaktadır:

“- ABD Dışişleri Bakanlığı, 31 Mayıs 1919’da, yeryüzündeki bütün elçilik ve konsolosluklarına bir genelge gönderip, petrol bulunan, bulunabilmesi olan her yerde, oralardaki petrol kaynakları üzerindeki denetim durumunu, gelişme umutlarını ve bu alanlardaki petrol üretimine Amerika’nın karışabilme olanaklarını bildirlmesini istiytor”

31 Mayıs 1919’dan günümüze 85 yıl geçmiştir.

Eski Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasındaki yer-altı ve yer-üstü kaynaklarını denetim altına almak amacıyla Proje geliştiren emperyalizm, emperyalizme karşı savaşımla (mücadeleyle) kurulduğu savlanan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki hükümeti amaçlarına araç kılabilmektedir.

Kıbrıs, Ortadoğu petrol coğrafyasında batmayan bir uçak gemisidir.

Kıbrıs sorununa yaklaşırken olayın bu yanını gözardı edemeyiz. Kıbrıslılar olarak başımıza ne geldiyse petrol coğrafyasına yakınlığımızdan geldiğini unutmayalım...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org