Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 8 Temmuz 2004

Özker Özgür

 

Oyalama

Mehmet Ali Talat Meclis’te açık konuştu.

“-Bağımsız değiliz be arkadaşlar. Farkında değilsiniz?” dedi.

Bir ülkenin başbakanı halkın ‘seçtiği’ Meclis’e, “-Bağımsız değiliz be arkadaşlar” dedikten sonra geriye söyliyecek birşey kalır mı?

Bağımsız olmayan bir ülke ya sömürgedir ya da protektoradır.

Sömürge ise ülkenin başında sömürgeci ülkenin atadığı bir vali vardır. Protektora ise başka bir ülkenin korumanlığı (vesayeti) sözkonusudur. Protektora olan ülkede yöneticiler yerlidir. Ancak yürütme yetkileri yoktur. Polis ve silahlı güçler sözkonusu ülkenin yerli yöneticilerine bağlı değildir.

Mehmet Ali Talat bağımsız olmadığımızı açık bir dille Meclis’te dile getirmiştir.

Bizde her beş yılda bir sandıklar kurulup seçimler yapıldığı halde başbakanımız bağımsız olmadığımızı söylüyorsa demek ki biz tipik bir protektorayız.

Hangi ülkenin protektorası?

Elbette ki asker ve polis gücünü buyruğunda bulunduran Türkiye’nin protektorası.

Mehmet Ali Talat, bilerek ve isteyerek bir protektoranın başbakanlığına talip olmuştur. Bir protektoranın başbakanlığına talip iseniz asker ve polis gücünü buyruğundsa tutan ülkenin güdümüne girmeyi peşin olarak kabul etmeniz gerekir.

Mehmet Ali Talat ve arkadaşları bunu kabul etmişlerdir.

Ne zaman kabul ettiler?

1994 yılında DP-CTP Koalisyon Hükümeti kurulduğunda kabul ettiler.

Bunun içindir ki DP-CTP Koalisyon Hükümeti kurulduktan sekiz ay sonra DP, UBP ile Meclis’te güçbirliği yaparak Koalisyon Protokolü’nü resmen ve fiilen deldiği halde hükümette kalmakta yarar görmüşlerdi. Koalisyon Protokolü en can alıcı noktasından delinmişti. DP, CTP’nin yıllarca uğrunda savaşım verdiği federal çözümden vazgeçmiş, konfederasyon seçeneğini gündeme getirmişti. DP, koalisyon ortağı CTP’ye karşın UBP ile Meclis içinde güçbirliği yaparak federasyon rayından konfederasyon rayına geçerken Ankara’nın bilgi ve onayı yok muydu?

Olmasın olur mu?

CTP kurmayları bunun farkında değil miydi?

Farkında olmasın olur mu?

DP ile UBP’nin federasyon rayından konfederasyon rayına Anakara’nın bilgi ve onayı, hatta belki de yönergesi (direktifi) ile geçtiklerini CTP yönetimi biliyordu. Ankara KÖGEF ekibini sınamaktaydı. Kurulduğu 1970 yılından itibaren federasyon tezi için savaşım veren CTP’nin yeni kuşak yöneticileri (Mehmet Ali Talat ve arkadaşlar), federasyon rayından konfederasyon rayına geçilince ne yapacaklardı?

Koalisyon protokolü en can alıcı noktasından delindiği halde hükümette kalmakta ısrarlı oldular.

Gelinen aşamada, Ankara’daki AKP Hükümeti’nin güdümündeki CTP-DP Koalisyonu Meclis’te azınlığa düşmüştür. Yıllık bütçeyi Meclis’e bile sunamamaktadır. Buna karşın istifa etmemekte diretmektedir.

Neden?

Çünkü Ankara’daki AKP Hükümeti’nin CTP-DP Koalisyonu’ndan istediği tek şey vardır. AB’nin Türkiye’ye müzakere tarihi verip vermiyeceğinin belli olacağı Aralık ayına kadar “durumu idare etmek.” Büyük bir olasılıkla Tayyip Erdoğan, Mehmet Ali Talat ile Serdar’a, “-Aralık’a kadar seçim-meçim istemiyoruz. Ancak Aralık’tan önce Kıbrıs’ın güneyinde ikinci bir referandumdan söz eden herhangi bir siyasal öğeyi de hükümete sakın ola bulaştırmayın.

BM Güvenlik Konseyi Kıbrısrum tarafı ‘evet’ diyebilsin diye ‘güvence’ vermek isteyince Rusya’nın vetosunu kullanmasını Türkiye olarak boşuna mı istedik? AB’nin bize tarih verip vermeyeceği belli oluncaya kadar durumu idare edin. Ondan sonra ne yapacağınızı biz size söyleriz” demiştir.

Bu saptama doğruysa, CTP kurmayları niye erken seçim önerisi sundu?

Rahmetli İsmet İnönü böyle durumlarda, “-Güldürmeyin beni” derdi.

CTP kurmayları erken seçim konusunda içten ve ciddi olsalardı, “ayrılamayız” dedikleri Serdar Denktaş’la önce anlaşır, sonra da erken seçim önerisini Meclis’e birlikte sunarlardı.

Meclis’e anlaşmadan mı geldiler?

Belki de birinin 26 Eylül 2004’te erken seçim önermesi diğerinin de tarih konusunda sorun yaratması konusunda anlaşmışlardır...

Sözün kısası, yürürlükte olan,Tayyip Erdoğan’ın Aralık ayına kadar toplumun oyalanmasını öngören yönergesidir (direktifidir).

Mehmet Ali Talat ile Serdar Denktaş’ın Aralık ayına kadar bizi oyalamalarına izin verelim mi vermeyelim mi?

Ne dersiniz?

Düşünmeye değer...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org