Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 9 Temmuz 2003

Özker Özgür

 

Strasbourg

Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum parti temsilcileri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer’in çağrılısı idik. Genel Sekreter Schwimmer Kıbrısrum tarafından 9, Kıbrıstürk tarafından 8 partinin temsilcilerini Strasbourg’da biraraya getirdi. Toplam 30 Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum parti sözcüsü Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nin toplandığı Palais de Europe’da Genel Sekreter’in başkanlığında toplandık. Kıbrıs’ın güney ve kuzeyinden, parlamentoda temsil edilen ve edilmeyen tüm Kıbrıslı partiler Strasbourg’da Kıbrıs sorununa dönük görüşlerini Avrupa Konseyi’nin önde gelenlerine aktarmak olanağını buldular.

7 Temmuz 2003 Pazartesi günü Palais de Europe’taki toplantıdan önce birlikte Parc de l’Orangerie’ye gittik. Güneşli fakat serin bir gündü. Kıbrıs’tan bir sedir ağacını adı geçen parka Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar olarak birlikte diktik. Strasbourg’un bayan Belediye Başkanı ile Avrupa Konseyi Genel Sekreteri birer konuşma yaptılar. Kıbrıs’ın birliğini-bütünlüğünü simgeleyen Kıbrıs ağacının Kıbrıs sorununun çözümünü çabuklaştırmasını dilediler.

Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum parti temsilcileri olarak Kıbrıs ağacının köküne birlikte toprak koyduk. Birlikte suladık. Törende UBP Genel Başkanı Eroğlu geri planda durmayı yeğledi. Ağacın dikilmesinde taraf olmadı. Törenden sonra resim çektirirken bile resimde çıkmak istemiyormuş gibi davrandı. Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Eroğlu’dan daha uyumlu davranmayı becerebiliyordu.

Genel Sekreter Schwimmer, Palais de l’Europe’daki toplantıyı açış konuşmasında toplantının Avrupa’yı sembolize eden Parlamento Binası’nda gerçekleşmekte oluşuna dikkat çekti. Parkta gerçekleşen Kıbrıs ağacını dikme töreninin anlamlı olduğunu söyledi. Bütün bunların toplantının havasını olumlu yönde etkilemsini diledi. Kıbrıs’ta kapıların açılması üzerine tüm tartışmaların niteliğinin değiştiğine işaret etti. Kapılar açılınca, iki toplumun barış, sevinç ve sevgi ile buluşmalarını önemli bir olay olarak niteledi. Kıbrıs’ta gözardı edilemeyecek yeni bir gerçekliğin doğmakta olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’taki bu yeni gelişmenin, yorucu güven-artırma çabalarının sonuçta ürün verebileceğini ve en karmaşık anlaşmazlıkların bile bu yöntemle çözüm sürecine girebileceğini belirtti. Kıbrıs adasının Avrupa Birliği’ne girmek üzere olmasının da tartışmaların içeriğini değiştirdiğini fakat ne yazık ki, görüldüğü kadarıyla yakın gelecekte adanın yalnız bir bölümünün edimsel olarak (fiilen) Avrupa Birliği’ne katılacağını beirtti, yine de hepimizin yararlanması gereken ünlü fırsat pencerisnin açık olduğuna dikkat çekti. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan halkın geleceklerini Avrupa’da gördüklerini açıkça dile getirdiklerini, Avrupa düşüncesine belirtilen bu bağlılığın kendisini duygulandırdığını nakletti. Schwimmer, hem Avrupa Konseyi hem uluslararası toplumun büyük çoğunluğu için Kıbrıs sorununun çözümünde Annan planının esas zemini oluşturduğu, şu anda masada bulunan Annan planını yok sayarak işe sıfırdan başlamanın umutsuz bir gerileme sayılacağı üzerinde durdu. Ocak 2003’te Kıbrıs’a yaptığı ziyarette Kıbrıs sorunu çok uzak olmayan bir gelecekte çözüldüğünde “Kazananlar veya kaybedenler olmamalı sadece Avrupa’ya ait Kıbrıslılar olmalıdır” dediğini anımsattı. Avrupa Konseyi olarak tarih öğretimi ve başka alanlarda güven artırıcı düşünceler geliştirmekte olduklarını söyledi ve bugünkü toplantıda Kıbrıs’ın geleceğinin konuşulmasının amaçlandığını anımsatarak sözü parti sözcülerine verdi.

Kıbrılıtürk ve Kıbrıslırum parti sözcüleri Kıbrıs’ta konuştukları gibi konuştular. Kıbrıslırumlar, Ulusal Konsey’in çizdiği politika doğrultusunda, görüşmelerin Annan planı temelinde başlamsından yana olduklarını yinelediler. Kıbrıslıtürk parti sözcülerinden Eroğlu ve Serdar Denktaş, Annan planını benimsemediklerini ve zemin olarak kabul etmediklerini, Ertoğrul Hasipoğlu Annan planının görüşülebileceğini, Angolemli Annan planı temelinde çözümün mümkün olduğunu ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini, Mehmet Ali Talat, Annan planını şimdiki haliyle de imzalamaya hazır olduğunu, Durduran, Annan planını benimsediklerini ancak Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslıtürkler azınlığa düştükleri için önümüzdeki seçimlerin çözüm yanlılarının başarısı ile sonuçlanamaycağını, Okan Donangil (UDP) Annan planının görüşüledbileceğini, Mehmet Süleymanoğlu (KSP) Kıbrıs sorununa uluslararası hukuk ve insan haklarınını dikkate alarak yaklaşılmasını, İzzet İzcan (BKP) de Kıbrıs’ın kuzeyine Cenevre Konvansiyonu’na aykırı olarak nüfus kaydırıldığını ve demografik yapı bozulduğu için yönetenlerin Kıbrıslıtürkler’in istencini temsil etmediklerini, Kıbrıs’ın kuzeyinde askerin etkin olduğunu, bu nedenle Avrupa Konseyi, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarına katkıda bulunmaya çalşırken bu gerçekleri gözönünde bulundurması gerektiğini söyledi.

Öğleden sonra basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısını Genel Sekreter Schwimmer yönetti ve soruları o yanıtladı. Schwimmer, bir soru üzerine yakında BM Genel Sekreteri Annan ile görüşüp Strasbourg toplantısı hakkında kendisini bilgilendireceğini, aynı formatla toplantıları sürdürmeyi düşündüklerini açıkladı. Basın toplantısından sonra Parlamenterler Asamblesi Genel Sekreter yardımcısı ve değişik komitelerden raportörlerle toplanıldı. Sözkonusu toplantıda da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum parti sözcüleri partilerinin görüşlerini aktardılar.

Görünen odur ki Kıbrıs Avrupa Birliği’ne girerken Avrupa Konseyi ve benzeri kurumlar Ada’daki toplumlararası sorunun bir an önce aşılabilmesi için kolları sıvamışlardır. Toplumlararasaı sorunun Türkiye’nin AB üyelik süreci ile doğrudan bağlantılı olduğu Avrupa Konseyi mensuplarına anlatılmıştır. Kıbrıs’ta Annan planı temelinde çözüme takoz koyan Denktaş-UBP-DP takımı Kıbrıslıtürkler’in geleceği ile oynamakta, Türkiye’nin AB üyelik yolunu kapatmaktadırlar. Ankara’daki AKP Hükümeti Kıbrıs konusunda yalpalamakta, kararsız tavrıyla Türkiye ve Kıbrıs’taki sürerdurumcuları (statükocuları) cesaretlendirmektedir.

Sürerduruma karşı, Annan planı temelinde çözüm yanlısı güçler daha planlı çalışabilir ve daha sıkı bir dayanışma içine girebilirlerse Denktaş-UBP-DP barikatını aşarak toplumu AB ile buluşturabilirler.

Uluslararası koşullar buna uygundur.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org