Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 12 Ağustos 2004

Özker Özgür

 

Niyet

Kıbrıslılar olarak Kıbrıs sorununu Kıbrıslılar’dan yana çözmek istiyor muyuz istemiyor muyuz?

Kıbrıs’ın güneyinde ve kuzeyinde iki toplum adına söz sahibi olanların önce buna karar vermeleri gerekmektedir.

Yüzyıllarca birlikte yaşadık. Birbirimizi etkiledik. Kim ne derse desin Kıbrıslılık vardır ve yadsınamaz. Kıbrıs’ı ortak yurda dönüştürmemiz gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur. Ancak gelinen aşamada artık şunun farkına varmamız gerekmektedir:

Başkalarının pijamalarıyla gerdeğe giremeyiz.

Başkalarının hazırladıkları planlarla Kıbrıs’ı ortak yurda dönüştüremiyeceğimiz gibi.

Kıbrıs sorununu çözmeye çalışırken Atina ile Ankara’yı devre dışına mı itelim?

Bu soruya, “-Evet, Kıbrıs sorununu çözeceksek Atina ile Ankara’yı devre dışına itmeliyiz” diye yanıt veren gerçekçi değildir.

Yunanistan ile Türkiye Kıbrıs’la o denli iç-içe geçmişlerdir ki onları devre dışına itmek olanaklı görünmemektedir. Ancak bunca deneyimden sonra anlamış olmamız gerekir ki Yunanistan ile Türkiye belirleyici olduklarında Kıbrıs sorunu çözülememektedir. Türkiye ile Yunanistan’ı yok sayarak Kıbrıs sorununu çözemeyiz ama Kıbrıslıtürkler ile Kıbrıslırumlar’ın ortak çıkarlarından yola çıkmadığımız sürece de sorunu hiç çözemiyoruz.

Yıllardır, çıkarları çelişen iki toplummuşuz gibi birbirimize karşı kışkırtıldık.

Neden?

Çünkü Türkiye ile Yunanistan’ın uzantısı toplumlar olduğumuza inandırıldık. Türkiye ile Yunanistan’ın çıkarları çatıştığı sürece biz de Kıbrıs’ta sürekli birbirimize karşı olduk. Toplumlarımızı yönetenler Kıbrıs’a sahip çıkmaya çalışan Ankara ve Atina’nın güdümünde iki toplumu karşı karşıya tutmayı görev bildiler.

Şimdi Türkiye ile Yunanistan farklı bir hava girmeye çalışmaktadırlar.

“- Birbirimize karşı olmaktan vazgeçelim. Birbirimize karşı silahlanıp boşuna para harcayacağıma dayanışma içine girelim. Avrupa Birliği çatısı altında işbirliği yapalım. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Akdeniz kültürüne mensubuz. İki komşu ülke olarak gerginlik içinde olduğumuz sürece birbirimize karşı silahlandık. Silah fabrikatörlerini zengin ederek halklarımızı yoksullaştırdık. Bu anlayışı terk ederek yeni bir dönem başlatalım” demektedirler.

Bu söylemi eyleme dökebildikleri oranda Kıbrıs sorununun çözümü kolaylaşacaktır. Ancak onlar yakınlaşmaya ve dayanışma içine girmeye çalışırken biz Kıbrıslılar neyi bekliyoruz?

Biz de, “- Kıbrıslılar olarak dış dayatmalardan usandık bıktık. Zürih-Londra Antlaşmaları,

Perez-de-Cuellar Belgesi, Gali Düşünceler Dizisi ve Annan Planı – tümünü de çöp sepetine atıyoruz. Bizim liderlerimizin 1977 ve 1979’da imzaladıkları Üst Düzey Anlaşmaları vardır. Kıbrıslılar olarak bu anlaşmalara bağlıyız ve onlara uygun çözüm planını biz kendimiz yapacağız. Bizim için esas olan Kıbrıs’ın ve insanının çıkarlarıdır. Yüzyıllar boyu birlikte yaşamış iki toplum olarak özyurdumuzu nasıl yöneteceğimize biz karar vereceğiz” neden demiyelim?

Türkiye ile Yunanistan AB çatısı altında dayanışmanın yolunu açmaya çalışırken, bizde Kıbrıs’ın kuzeyinde kendini çözümcü önder olarak kabul ettirmeye çalışan Mehmet Ali Talat’ın, “- Türkiye tarih aldığında Kıbrıs sorunu çözümlenmiş olmayacak ve ondan sonra yeni bir safhaya girilecek. Ve bu yeni safhada ne yazık ki Türkiye’nin eli çok güçlü olmayacak. Çünkü artık Türkiye AB yolunda ilerleyecek” demesi, oldukça düşündürücüdür.(Bak: 11 Ağustos 2004 tarihli Kıbrıstürk basını)

Bu yaklaşımın KKTC’nin tanınmasının dışında çözüm düşünemediği için, “-Benim korkum, Türkiye’ye şartlı veya şartsız tarih verecekler; çünkü tarihten sonra üye olmak için belki de 20 yıl var önümüzde; verecekler ki dizginleri ellerinde tutsunlar” diyen Denktaş’ın yaklaşımı arasında ne fark vardır? (Bak: 6 Ağustos 2004 tarihli Kıbrıstürk basını)

Denktaş’ın da Talat’ın da anlayışına göre Avrupa Birliği Türkiye’ye müzakere tarihi verirse, Türkiye’nin Kıbrıs’ta eli zayıflayacak, biz Kıbrıslıtürkler de ayvayı yiyeceğiz...

Hani biz Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ın AB çatısı altında çıkarlarını bütünleştirip dayanışma içine girmelerini istiyorduk?

Hani biz her üç ülkede de İnsan Hakları’nın eksiksiz uygulanmasından yanaydık?

Avrupa Birliği, Aralık ayında Türkiye’ye tarih verirse, Türkiye’nin eli niye zayıflasın?

Türkiye, İnsan Hakları’nın Türkiye’de, Kıbrıs’ta ve Yunanistan’da eksiksiz uygulanmasını istiyorsa Avrupa Birliği’nden tarih aldığında eli zayıflamayacak, tersine güçlenecektir.

Kıbrıs sorununun İnsan Hakları’na dayalı olarak çözümünü daha bir rahatlıkla isteyebilecektir.

Birleşik Kıbrıs vizyonundan bir milimetre bile sapmadığını savlayan (iddia eden) Mehmet Ali Talat bundan niye gocunmaktadır?

Türkiye ile Yunanistan’ın Kıbrıs’taki varlık ve çıkarları temelinde çözüm arama dönemini ne kadar erken kapatabilirsek AB çatısı altında yeni bir işbirliği ve dayanışma dönemini o denli erken başlatabileceğiz.

Neyse niyetimiz, çıkacak falımız...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org