Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 16 Ağustos 2004

Özker Özgür

 

İki yanlış

Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğine bağlanmıştır. Annan planının Kıbrıs sorununu çözmek için değil, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giden yolunu açmak için yapıldığı şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Avrupa Birliği, sınırlarını genişletmeye çalışırken, Doğu Akdeniz’deki çıkarları gereği Kıbrıs’ı da bünyesine almakta yarar görmüştür. ABD, bölgedeki kendi çıkarları gereği Kıbrıs’la birlikte Türkiye’nin de Avrupa Birliği’ne girmesini istemiştir.

Avrupa Birliği Türkiye’yi Kıbrıs’la birlikte üyeliğe kabul etmek istemeyince Annan planı marifetiyle Kıbrıs Cumhuriyeti tüm Kıbrıs adına üye yapılırken, Kıbrıs’ın kuzeyi Türkiye üzerinden ABD’nin denetimi altında tutulmuştur. Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar bu denetimin sürdürülmesi sözkonusudur.

Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar kuzeyin güneyden ayrı tutulabilmesi, yani sürerdurumun korunabilmesi için, kuzeyin soyutlanmışlıktan kurtarılması gündeme getirilmiştir.

Mehmet Ali Talat’ın, “-İzolasyonlar kaldırılsın” söyleminin altında yatan budur.

İzolasyon, yani soyutlanmışlık kaldırılınca ne olacaktır?

Diyelim ki dünya Kıbrıs’ın kuzeyi ile doğrudan ilişki içine girdi. Doğrudan uçuşlar ve ticaret başladı.

Sonra?

Sonra sıra Birleşik Kıbrıs’ı gündemden çıkarmaya mı gelecektir?

Mehmet Ali Talat’ın Kıbrısrum tarafından gelen Ada ekonomisini bütünleştirici önerilere burun kıvırmasını başka türlü yorumlamak olanaksızdır. Anlaşılan odur ki Erdoğan-Talat-Serdar üçlüsü,

Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar Kıbrıs’ın kuzeyini Anglo-Amerikanlar adına denetim altında tutabilmek için Ada ekonomisinin bütünleşmesini ve AB kurallarının tüm Ada’da geçerli kılınmasını engellemeye çalışmaktadırlar.

Kıbrısrum tarafının Kıbrıstürk tarafına Mağusa Limanı ve Maraş’ın kapalı bölgesi ile ilgili önerisi ciddiyetle ele alınması gereken bir öneri olmasına karşın Erdoğan-Talat-Serdar üçlüsünün öneri üzerinde durmak istememelerini başka türlü yorumlamaya olanak yoktur.

Öneriyi yeniden anımsayalım:

“- Mağusa Limanı’nın çalıştırılmasının AB Komisyonu tarafından üstlenilmesi ve bu limandan Kuzey Kıbrıs’ın doğrudan dış ticaret yapabilmesi, kapalı Maraş bölgesinin BM denetiminde Kıbrısrum tarafına devredilmesi.”

Öneriyi okuyan hemen şu sonucu çıkarır:

Bu önerinin yaşama geçirilmesi durumunda Kıbrıs’ın kuzeyi soyutlanmışlıktan kurtulur.

Neden kurtulur?

Çünkü AB Komisyonu’nun çalıştıracağı Mağusa Limanı’ndan yapılacak dışalım (ithalat) diğer AB üyesi ülkelerin limanlarından sözkonusu ülkelere yapılan dışalım gibi işlem görecektir. AB üyesi ülkelerden Kıbrıs’ın kuzeyine Mağusa Limanı’ndan giren mallar AB içi ticaret sayılacaktır. Türkiye’den Mağusa Limanı’na gelen mallar ise AB ile gümrük birliği çerçevesinde işlem görecektir. Mağusa Limanı, doğrudan AB Komisyonu tarafından çalıştırılacağı için dışalımın AB ölçütlerine (normlarına) uygun olması gerekecektir. Bu da sözkonusu malların AB içinde serbest dolaşımını olanaklı kılacaktır. Başka bir deyişle Mağusa Limanı’ndan dışalım yoluyla Kıbrıs’ın kuzeyine gelen mallar, Kıbrıs’ın tümünde, AB üyesi ülkelerde ve Türkiye’de, gümrük birliği mevzuatı çerçevesinde satılabilecektir. Aynı şekilde, Ticaret Odası’nın vereceği belgelerle Mağusa Limanı’ndan dışsatım (ihracat) yoluyla çıkacak yerel ürünlerin AB pazarında serbestçe pazarlanması olanaklı olacaktır.

Bu, soyutlanmışlıktan kurtulmak değilse, nedir?

Körün istediği iki göz ise, Kıbrıstürk tarafının bu öneriyi havada kapması gerekir.

Ancak öneri, Erdoğan-Talat-Serdar üçlüsünün Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar Kıbrıs’ın kuzeyini güneyinden ayrı tutmak misyonu ile örtüşmemektedir.

Erdoğan-Talat-Serdar üçlüsü de kuzeyin soyutlanmışlıktan kurtulmasını istemektedirler ama Kıbrıs’ın güneyi ve AB ile bütünleşmesini istememektedirler.

Maraş’ın kapalı bölgesine karşılık böyle bir önerinin kabul edilemeyeceğinin ileri sürülmesi inandırıcı değildir. Maraş’ın kapalı bölgesinin statüsü BM kararları ile belirlenmiştir ve bir an önce sahiplerine verilemesinde büyük yarar vardır. Kapalı Maraş bölgesi BM denetiminde sahiplerine geri verilirken örneğin Ercan Hava Limanı’nın da Mağusa Limanı gibi işlem görmesi rahatlıkla istenebilir.

Aralık ayında Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için başlama tarihi verseler de vermeseler de Türkiye’nin AB’ye tam üye olması zaman alacaktır. Bu nedenle, Kıbrıs sorununun çözümünü Türkiye’nin AB üyeliğine bağlamak yanlıştır. Bu yanlıştan yola çıkarak Kıbrıs’ın kuzeyini soyutlanmışlıktan kurtarayım derken Kıbrıs’ın güneyinden ve AB’den soyutlamak daha da

büyük yanlıştır.

İki yanlıştan bir doğru çıktığı görülmemiştir.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org