Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 18 Ağustos 2004

Özker Özgür

 

Emek en yüce değerdir

“-Emek en yüce değerdir” deriz.

Ancak en yüce değer emeğin hakkını vermeyenlere karşı gereken savaşımı yürütmeyiz.

Özellikle kendini ‘sol’ olarak tanımlayanlar, bu konuda kendilerine düşeni yapmıyorlar. İşverenler, ülkenin içinde bulunduğu koşullardan yararlanarak emekçileri acımasızca sömürmektedirler. Yönetenler, işçileri işverenlere karşı korumakla yükümlü oldukları halde korumuyorlar.

Yasaların öngördüklerini yerine getirmeyen işverenlere karşı yasal işlem başlatmıyorlar.

Sınıfsal yaklaşım ‘sol’ dünya görüşünün temel özelliğidir.

Anamal (sermaye) sınıfı bir yanda, işçi sınıfı diğer yanda. Emekçi iş-gücünü anamal sahibine ücret karşılığı satar. Emekçi sekiz saatlik iş-gücünü anamal sahibine satar ama sekiz saatlik alınterinin karşılığını alamaz. İşveren işçiyi sekiz saat çalıştırır fakat dört saatini öder. Geriye kalan dört saatini çalar. İşveren işçinin harcadığı emeğin karşılığını ne kadar az verirse o kadar fazla kar eder.

İşveren işçiyi dilediği gibi sömüremesin diye devlet işverenin işçiye ödeyebileceği en az (asgari) ücreti, çalışma saatlerini, güvenceler için ödenmesi gereken prim miktarlarını saptar. Başka bir deyişle devlet, işçiyi işverene karşı korumaya çalışır. Sosyal Devlet deyince, işçiyi-emekçiyi patronlara karşı yasalarla koruyan devlet akla gelir.

Anamal (sermaye) sahipleri sömürmek söz konusu olduğunda işçiler arasında hiç ayırım yapmazlar. Onlar için esas olan ucuz iş-gücüdür. İş-gücünü işverene satan işçinin dini, milliyeti işvereni ilgilendirmez. O’nun istediği ucuz işgücüdür. İş-gücünü ne kadar ucuza alırsa o kadar fazla kar edecektir. Bu nedenle iş-gücünü kendisine en ucuza kim satacaktır? İşverenin aradığı Türk, Yunanlı, Maronit, veya Ermeni işçi değildir. O’nun aradaığı ucuz iş-gücüdür. Bu nedenle bir Kıbrıslıtürk işçi, iş-gücünü bir Kıbrıslırum işverene bir Kıbrıslırum işçiden daha ucuza satmaya hazırsa sözkonusu Kıbrıslırum işveren Kıbrıslıtürk işçiyi yeğleyecektir (tercih edecektir). Hele Kıbrıslıtürk işçi sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı primlerinin ödenmesinde ısrarlı olmazsa, Kıbrıslırum işveren daha da memnun olur.

Güney’de, Çalışma ve Sosyal Sigortalar Bakanlığı 15-19 Mart 2004 tarihleri arasında inşaat sektöründe bir araştırma yaptı. 482 işyerinde yapılan denetimde, 1300’ü Kıbrıslırum, 234’ü Kıbrıslıtürk, toplam 1534 çalışan kontrol edildi. 482 işyerinden 427’si sosyal sigortalara kayıtlı, 55’i ise kayıtlı değildi. Sözkonusu işyerlerinde çalışan 1534 çalışandan sosyal sigortalara kayıtlı olanların sayısı 956, kayıtsız olanlar ise 578 olarak bulundu. Sosyal sigortalara kayıtlı 956 işçinin yalnız 77’si Kıbrıslıtürk’tü.

Demek ki bazı Kıbrıslırum işverenler Kıbrıslıtürk-Kıbrıslırum ayırımı yapmadan, çalıştırdıkları emekçilerin sosyal sigortalara kayıtlarını yaptırtmıyorlar. Ancak Kıbrıs’ın güneyinde çalışan Kıbrıslıtürk işçiler Kıbrıslırum işçilere göre daha mağdur görünüyorlar.

Kıbrıslıtürk emekçilerin Kıbrıslırum emekçilerden daha düşük ücret aldıkları ayrıca bilgimize gelmiştir.

Benzer durum Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanmaktadır.

Kıbrıs’ın güneyinde Kıbrıslıtürkler, kuzeyinde de Türkiye’den gelenler sömürülmektedir. Kıbrıslırum patronların Kıbrıslıtürkler için güneyde çalıştırdıkları sömürü çarkının benzerini Kıbrısltürk patronlar Ada’nın kuzeyinde çalıştırmaktadırlar. Ancak Kıbrıs’ın kuzeyinde düşük ücretlerle, sosyal güvencesiz çalıştırılanlar Türkiye’den gelen emekçilerdir.

Sistem aynı sistem, çark aynı çarktır.

Anamal Kıbrıs’ın güneyinde de kuzeyinde de ucuz iş-gücü peşindedir. Güneydeki patron Kıbrıslıtürk emekçiyi, kuzeydeki de Türkiye’den geleni sömürmektedir.

Emekçileri en acımasızca sömüren patronlar, iki tarafta da en fanatik milliyetçilerdir.

Biri Yunanistan diğeri Türkiye ile bütünleşmek ister.

Kıbrıs’ın bütünleşmesini, durumun normale dönmesini istemezler.

İstemezler çünkü durum normalleşirse, işçileri etnik temelde ayrı tutarak sömürmek kolay olmayacaktır.

Kendilerini ‘sol’ diye tanımlayan etkili ve yetkililer, güneyde ve kuzeyde, biraz da işçinin-emekçinin çalışma ve yaşam koşullarına ne zaman eğileceklerdir?

“-Emek en yüce değerdir” demek yetmez.

Gereğini de yapmak koşuldur.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org