Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 20 Ağustos 2004

Özker Özgür

 

Kim kimi kandırmaya çalışıyor?

Kim kimi kandırmaya çalışıyor?

Biz Kıbrıslıtürkler dünyayı mı kandırmaya çalışıyoruz?

Yoksa TC’yi birşeylere ikna etmek çabası içine mi girdik?

TC, Aralık’ta tarih almayı beklerken, birşeyler yapmak zorunda kaldığı için, bizi yatıştırmaya çalışıyor olmasın?

Yapılan temaslarda, görüşülen konularda açıklık olmayınca yurttaş sadece tahmin yapabiliyor.

Yok efendim biz Kıbrıstürk halkı olarak üzerimize düşeni yapmışız; üzerimize düşeni yapmakla kalmamışız, aynı zamanda çözüm vizyonumuzu ve Kıbrıs sorununun ortadan kaldırılması için tutumumuzu açık ve net olarak ortaya koymuşuz. Şimdi sıra AB ile uluslararası toplumdaymış. Zaten biz Kıbrıslıtürkler olarak fazla birşey istemiyormuşuz. İstediğimiz tek şey siyasal eşitlik ve dünyayla bütünleşmekmiş. Kıbrıslırumlar’ın haklarına kesinlikle göz dikmemişiz. Bu nedenle dünyanın hakkımızı vermesi gerekiyormuş.

Bir defa şunun altını kalın bir çizgi ile çizmek gerekmektedir.

Kıbrısrum tarafı BM Güvenlik Konseyi’nden güvenlik ve Annan planının uygulanacağına ilişkin güvence istediğinde, Güvenlik Konseyi’nin Kıbrısrum tarafına güvence vermeyi öngören kararını veto etmesini Rusya’dan isteyen TC olmuştur.

TC’nin Rusya’dan böyle bir istemde bulunduğunu Mehmet Ali Talat’ın kendisi İstanbul’da gerçekleşen İslam Konferansı Örgütü’nün toplantısından dödüğünde açıklamıştı. İstanbul’da, İslam Konferansı Örgütü toplantısında karşılaştığı Rusya Dışişleri Bakanı, Mehmet Ali Talat’a, TC’nin Rusya Federasyonu’nundan böyle bir istemde bulunduğunu söylemiş. Mehmet Ali Talat da Kıbrıs’a döndüğünde, Rusya Dışişleri Bakanı’nın kendisine söylediklerini kamuoyuna açıkladı.

Fena mı etti?

Kesinlikle çok iyi etti.

TC’nin Annan planına yaklaşımını anlamayan Kıbrıslıtürkler anlamış oldular. Ankara’daki yönetici elitin Kıbrıs sorununu çözmek için değil Türkiye’nin AB yolunu açmak için uğraş verdikleri Mehmet Ali Talat’ın açıklamasıyla daha iyi anlaşılmış oldu.

Güvenlik Konseyi kararını Rusya veto etmeseydi ve Kıbrısrum tarafının beklediği güvence verilseydi, büyük bir olasılıkla AKEL’in seçmenlerine çağrısı olumlu olacak, Ada’nın iki kesiminde de çoğunluk plana ‘evet’ diyecekti.

TC bunu engellemek amacıyla Rusya’dan güvence kararını veto etmesini istedi. Rusya da kendi çıkarlarını dikkate alarak kararı veto etmekte yarar gördü. Böylece Kıbrıs’ın kuzeyinde çoğunluğun ‘evet’, güneyinde de ‘hayır’ demesi sağlanmış oldu.

TC’nin süper-güç ABD ile ilişkilerini gözardı etmemek gerekir. TC, ABD’den habersiz, Rusya’dan Güvenlik Konseyi kararını veto etmesini isteyebilir mi?

Demek oluyor ki Rusya’nın Güvenlik Konseyi kararını veto etmesini ABD de istiyordu.

Bütün bunlardan anlaşılan odur ki, 24 Nisan 2004 referandum sonuçları raslantısal sonuçlar değildir. Kıbrısltürkler ‘evet’, Kıbrıslırumlar da ‘hayır’ demeye yönlendirilmişlerdir.

Mehmet Ali Talat, TC’nin Rusya’dan Güvenlik Konseyi kararını veto etmesini istediğini Rusya Dışişleri Bakanı’ndan öğrendi. Öğrendiğini toplumdan saklamadı. Bu kendisi için olumlu puandır. Ancak o noktadan sonra ısrarla, “- Biz Türkiye ile uyum içinde çalışıyoruz” demekte ısrarını anlayamıyoruz. Hele gelinen aşamada Kıbrıs’ın güneyine arkasını dönerek, uluslararası toplumdan siyasal eşitlik ve dünya ile bütünleşme istemesi hiç anlaşılır değildir. Kıbrıs’ın güneyine arkamızı dönerek uluslararası toplumdan siyasal eşitlik ve dünya ile bütünleşme istemenin ne anlama geldiği ortadadır.

Denktaşlar’ın açıkça dile getirdiklerini Mehmet Ali Talat utangaçca mı söylemeye çalışmaktadır?

Ayak veya kelime oyunlarıyla bir yere varmak olanaklı değildir.

TC, Avrupa Birliği’ne tam üye olana kadar Kıbrıs’ın kuzeyini elinde tutmakta ve AB yolunda ilerlemeye çalışırken bizden yararlanmakta kararlı görünmektedir.

AB yolunda her ileri adım için Kıbrıs’ın kuzeyinde bir geri adım gündeme gelecektir. Atacağı geri adımlar TC’nin Kıbrıs’ın kuzeyindeki ayrıcalıkları ile sınırlı kalmayacaktır. TC Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya kadar Kıbrıslıtürkler’in uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarının törpülenmesi de sözkonusu olacaktır.

Birleşik Kıbrıs vizyonunu paylaşan güçler akıllarını başlarına toplamak, dayanışma içine girmek ve çok geç olmadan Kıbrıs’ın güneyi ile ciddi bir diyaloğa yönelmek zorundadırlar.

* * *

Üç hafta kadar yurt dışında bulunacağım. Bu süre içinde okurlarımızla buluşamıyacağız. Yurda dönünce bu köşede yine birlikte olacağız.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org