Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 20 Eylül 2004

Özker Özgür

 

ABD

24 Ağustos’ta ayrıldığımız yurdumuza döndük.

“- Tilkinin dönüp dolanıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır” derler. Biz de döndük dolandık, ‘mandraya’ geldik. 24 Ağustos’tan 15 Eylül’e kadar Boston’da, Birikim Özgür’le beraberdik. Birikim bizi dolaştırdı. Devasa ABD’yi biraz yakından gördük. Parklarında, yollarında yürüdük. Dünyanın en güçlü kapitalist devletinin metropollerinde dilenen insanlara rasladık. Dokuz gidiş, dokuz da geliş olmak üzere on-sekiz şeritli şehirlerarası yollarında dolu dolu akan trafik başımızı döndürdü. Bir şehirden diğerine ulaşana kadar arabaların birkaç yerde durdurulup ‘toll’ dedikleri yol harcı ödemek zorunda bırakılmalarını gözlemledik. Kenarından da olsa ABD Başkanlık seçim kampanyasını izledik. George W.Bush’a karşı Kerry’nin yanı sıra 15 aday daha olduğu halde medyanın sadece Kerry ile Bush’u ön plana çıkardığına tanık olduk. Nerdeyse her şeyin para ile ölçüldüğünü yaşadık. Cumhuriyetçi veya Demokrat Partiye bağlılık da parayladır. Seçimlerde sempatizanlar partilerine para toplama yarışına girerler. Yarışta üniversiteler de vardır. Örneğin Harvard Üniversitesi’nde Kerry yanlısı profesörler Bush yanlılarına göre ne kadar fazla para topladıklarını kamuoyuna övünerek duyururlar. Hangi aday daha çok para toplarsa O’nun seçimi kazanma şansı artmaktadır.Büyük korporasyonların seçimlerdeki rolü bu nedenle büyüktür. Kamuoyu büyük medya şirketleri tarafından biçimlendirilir. Medya şirketlerinin uluslararası tekellerle bağlantıları vardır. Sisteme karşı olmak özgürlüğünüz vardır. Düşünebilir, yazabilir, konuşabilirsiz. Sisteme zarar vermediğiniz sürece sistem sizi engellemez. Buna en somut örnek Masachussets Institute of Technology’de öğretim üyesi Profesör Noam Chomsky’dir. Chomsky anarşizmi dünya görüşü olarak benimsemiştir. ABD’yi dünyanın en güçlü haydut devleti olarak tanımlamaktadır. Buna karşın dil bilimci olarak üniversite hocalığını sürdürebilmektedir. Howard Zinn ABD tarihini halkın çektiklerine bakarak yazan bir tarih profesörüdür. O da üniversitede hem ders vermekte hem de ABD’deki düzeni yerden yere vuran kitaplar yazmaktadır. Chomsky’nin bazı yapıtları Türkçe’ye çevrilmiştir. Howard Zinn’in Türkçe’ye çevrilmiş kitapları var mıdır, bilmiyorum.

ABD günümüzün süper gücüdür. Dünyaya hükmetmeye çalışmaktadır. İktidardaki Bush Yönetimi ‘neo-conservatives’ dedikleri ‘yeni tutucular’dan oluşmaktadır. ABD için tehlikeli olarak saptanan herhangi bir ülkeye karşı güç kullanmak politikası ‘yeni tutucular’ tarafından üretilmiş bir politikadır. Demokratlar güya buna karşıdırlar. Ancak onların da arkasında büyük sermaye grupları vardır. Politikaları belirleyen söz konusu sermaye gruplarıdır. Egemen olan uluslararası şirketlerdir. Uluslararası şirketler ABD veya başka bir ülkede halkın onayını gerektiren bir konuyla karşılaştıklarında hemen kamuoyu oluşturma mekanizmaları çalıştırılmaya başlanır. Sivil toplum örgütleri devreye sokulur. Halkın onayı üretilir.

Günümüz dünyasına çokuluslu şirketler egemendir.

Bu egemenliği anlayıp kavramadan ABD’yi ve ABD’nin hükmetmeye çalıştığı dünyayı anlayıp kavramak olanaklı değildir.

ABD dünyaya egemen birçok uluslararası şirketin anavatanıdır. Önemi bundan kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği de uluslararası şirketlere anavatanlık yapmak için ABD ile yarışmaktadır. Uluslararası şirketler ahtabotun kolları gibi dünyayı sarmışlardır. ABD, AB, Japonya gibi merkezleri vardır. Kendi aralarında ilişki ve çelişki içindedirler. Küresel tek dünya pazarında yarışmaktadırlar. Birbirlerinin önüne geçebilmek için ürettikleri malların üretim maliyetini düşürmeye kalitesini de yükseltmeye çalışırlar.

Sendikalardan, işçi haklarından, sosyal devletten hiç hoşlanmazlar.

Ürettikleri malları ucuza mal edebilmek için ucuz iş gücü peşindedirler. Bu nedenledir ki işçi ücretlerinin yüksek olduğu ülkeler yerine işçi ücretlerinin düşük olduğu ülkeleri yeğlerler. ABD’de araba üreten bir fabrikanın bozulup işçi ücretlerinin düşük olduğu bir uzak doğu ülkeisne taşınması, orda yeniden kurulup üretime geçirilmesi doğaldır. Ucuz iş gücü ile maliyetleri aşağıya çekerken yeni teknoloji ile de kaliteyi yükseltmeye çalışırlar.

Çokuluslu şirketlerin uluslararası düzeydeki yarışı bu temeldedir. Uluslararası sermaye bu temelde dünyayı sarmıştır. Küreselleşme dedikleri budur. Çokuluslu şirketler dünya pazarında bu temelde yarışırken ABD onların bekçiliğini yapmakta, onları ‘terörizme’ karşı korumaktadır.

ABD’de gezerken 9 Eylül 2004 tarihli ‘USA TODAY’ gazetesinde okudum.

Milwaukee’de, Fratney Street School’da, Bob Peterson adında bir öğretmen 5.sınıf öğrencilerine terörizmin ana nedenini öğretmeye çalışırken sınıfa büyük bir dünya haritası götürüyor. Haritayı sınıfın döşemesi üzerine yayıyor. Sınıftaki öğrencilerin, kümeler halinde, anakaraların (kıtaların) nüfus yoğunluğuna göre harita üzerinde durmalarını sağlıyor. Sonra evden getirdiği kurabiyeleri anakaraların nüfus oranları ve yıllık ortalama gelirlerine göre öğrencilere dağıtıyor. Asya anakarasının yıllık ortalama gelirine göre, haritada Asya anakarası üzerinde durmakta olan 16 öğrenciye bir kurabiye düşmekte, Afrika üzerindeki üç öğrenci yarım kurabiyeyi bölüşmekte, Kuzey Amerika’daki (ABD’deki) öğrencilerin her biri ise sekizer kurabiye almaktadır. Öğretmen Peterson bunun üzerine öğrencilerine, “-İşte çocuklar, dünyada terörizmin ana kaynağı gelir dağılımındaki bu adaletsizliktir” demeketedir.

New York’taki ikiz kulelere ve Pentagon’a karşı 11 Eylül 2001 tarihinde düzenlenen saldırılarda ölenlerin aileleri biraraya geldiler. Örgütlendiler. Terörizmin ana nedenlerinin yeni kuşaklara öğretilmesini istiyorlar.Peterson’un yöntemini benimsedikleri için öğretmene tam destek belirtiyorlar. Aynı yöntemin diğer eyaletlere de taşınmasını istiyorlar.

ABD ilginç bir ülkedir. Tanımakta yarar vardır.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org