Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 22 Eylül 2003

Özker Özgür

 

“REALPOLİTİK”

“Realpolitik” İngilizce’de de böyle yazılır.

Moral değerlere veya düşüncelere (fikirlere) değil, pratik durum ve gereksinmelere dayalı politika, anlamında kullanılır. Başka bir deyişle, “realpolitik” nesnel (objektif) koşulları dikkate alarak güdülen politika demektir.

Somut durum nedir?

Bu soruyu sorduktan sonra kendi kendimizi kandırmadan yanıtlayabildiğimiz oranda politikalarımız aynı oranda gerçekçi olur.

Geldiğimiz aşamada somut duruma baktığımızda gördüğümüz şudur:

Uluslararası toplum Kıbrıs’ta Annan planı temelinde bir çözüme destek vermektedir. Uluslararası toplum derken Birleşmiş Milletler Örgütü’nü ve bu örgüte yön veren Güvenlik Konseyi’nin beş sürekli üyesini anlamak gerekmektedir. BM Örgütü’ne üye çok sayıda ülke vardır ama beğensek de beğenmesek de Örgüt’ü, Güvenlik Konseyi’nin beş sürekli üyesi yönlendirmektedir.

Bu BM Örgütü için bir kuruluş yanlışlığı (hatası) olarak da algılanabilir. Ancak durum budur.

“Realpolitik”e uygun davranacaksak gerçekçi olmak ve dünyadaki durumu istediğimiz gibi değil olduğu gibi görmek zorundayız.

Kıbrıs’ta Annan planı temelinde bir çözümü destekleyen bu yapıdaki BM için Kıbrıs sorununun çözümü ivedilik taşıyor mu?

Kıbrıs sorunu 1955 yılından beridir BM’nin gündemindedir.

BM, 1964 yılından beridir Kıbrıs’ta Barış Gücü bulundurmaktadır.

BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs sorunu ile ilgili çok sayıda kararı vardır.

Annan planı, BM’nin Kıbrıs sorununun çözümü için taraflara sunduğu ilk plan değildir.

Durum bu olunca BM Örgütü’nün Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesi yönünde ağırlığını koymak istediğini söylemek zorlaşmaktadır.

BM Güvenlik Konseyi’nin beş sürekli üyesinden ikisi, Fransa ve Büyük Britanya Avrupa Birliği üyesidirler. BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs sorununun bir an önce çözümü yönünde kendilerine düşeni yapmayan Fransa ve Büyük Britanya AB çatısı altında farklı mı davranmaktadırlar?

Görünen odur ki farklı davranmamaktadırlar. Diğer AB üyeleri gibi “-Kıbrıs sorunu Annan planı temelinde çözülürse iyi olur. Hele Kıbrıs Cumhuriyeti’nin fiilen tam üye olacağı Mayıs 2004’den önce sorun çözülürse çok daha iyi olur. Ancak çözülmezse dünyanın sonu gelmez. Doğu Almanya örneğinde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs da ülke bütünleşinceye kadar AB sınırları dışında kalır. Gün gele ülke bütünleştiğinde Avrupa Birliği kuralları (muktesebatı) Kıbrıs’ın kuzeyinde de geçerlilik kazanır” demeye getirmiyorlar mı?

Peki Kıbrıs sorunu Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecini etkilemiyor mu?

Kıbrıs sorunu Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini etkilemektedir çünkü AB yolunda bir engel oluşturmaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki Kıbrıs sorunu, AB’ye giden yolda Türkiye’nin önündeki tek engel değildir. Türkiye’nin İnsan Hakları’ndan tutun, ekonomik durumuna kadar aşması gereken bir sürü engel vardır. Kıbrıs sorunu çözülürse engellerden sadece bir tanesi aşılmış olur. Kıbrıs sorununun çözülmesi Avrupa Birliği’nin Türkiye ile üyelik görüşmelerini hemen başlatacağı anlamına gelmez. Gerçi uyum paketleri TC Büyük Millet Meclisi’nde onaylandıkça AB yetkilileri, Türkiye’nin AB üyelik yolunda hızla ilerlemekte olduğunu söylemektedirler ama sıra üyelik görüşmelerinin başlaması için tarih vermeye gelince ne yapacakları belli değildir.

AB Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştırmak amacıyla Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için tarih vermek konusunda cömert davranacak mıdır?

“Realpolitk” soruya olumlu yanıt vermemizi olanaklı kılmamaktadır.

Öyle olunca T.C Devleti de ayak sürümekte sakınca görmemektedir.

Geçenlerde Yunanistan’ın Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu Kıbrıs’ta idi. Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın geleceklerinin AB çatısı altında olduğunu ve Türkiye’ye bir an önce AB’ye girebilmesi için yardımcı olmaya çalıştıklarını söyledi. Ancak Kıbrıstürk tarafının yeterince üzerinde durmadığı veya durmak istemediği bir şey daha söyledi. Avrupa Birliği kurallarına (muktesebatına) uygun çözümden söz etti. Bunun anlamı açıktır. Yunanistan ve Kıbrısrum tarafı Mayıs 2004’ten sonra Annan planının AB kurallarına uyumlaştırılmasını istemeye hazırlanmaktadırlar. Kıbrıslıtürkler’in kayguları dikkate alınarak Annan planına yazılan birtakım “güvencelerin” (derogasyonların) metinden çıkarılmasını gündeme getirmek istediklerini saklamamaktadırlar.

Bütün bunlar Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giden yolunu Kıbrıs’tan kesmek isteyen Türkiye’deki sürerdurumcuların (statükocuların) ve Kıbrıs’taki taksimcilerin işine yaramaktadır. Kıbrıslıtürkler “Realpolitik” olarak son derece olumsuz bir konumdadırlar ve Aralık 2003 seçimlerinden “Annan planı temelinde çözüm ve AB” diyen güçler yenilgi ile çıkarlarsa daha da olumsuz bir konuma düşeceklerdir.

T.C Devleti’nin mutlak denetimi altında bulunan Kuzey Kıbrıs’ta barış ve demokrasi güçlerinin seçimden başarılı çıkabilmeleri için öncelikle ve ivedilikle tam bir güç birliği sağlamaları koşuldur. “Realpolitik”e bakıldığında görünen budur.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org