Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 23 Eylül 2003

Özker Özgür

 

Emir

“Emir demiri keser” derler.

Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine aktarılmış ülkücü komandolar da emir almış gibi Aralık 2003 seçimlerine dönük köy toplantılarında ansızın bitiyorlar. Son derece saldırgan bir biçemle (uslupla) toplantıyı sabote etmeye çalışıyorlar.

17 Temmuz 2003 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Kılınç, kendisini ziyaret eden Kıbrıslıtürk eski mücahitlere, “-Kuzey Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerde milli şuuru yaşatacak insanların kazanması gerekir” dememiş miydi?

Orgeneralin tümcesi, Aralık seçimlerine dış karışmanın başlaması yönünde bir buyruk (emir) niteliğinde idi.

Görünen odur ki Aralık 2003 seçimlerine, Kıbrıs’ın kuzeyinde konuşlandırılan Psikolojik Savaş Timi’nin yanı sıra Türkiye’den getirtilen ülkücü komandolar da karıştırılmaktadır. Ülkücü komandoların görevi insanımızı kışkırtmak (provoke etmek), farklı düşünen Kıbrıslıtürkleri birbirine düşürmek, kargaşa yaratmak ve seçimlerin normal koşullarda yapılmasını engellemektir.

İngiliz sömürge yönetimi dönemi de içinde olmak üzere, Kıbrıs’ta ne zaman seçim yapıldıysa, halkın kendi duyuncuyla (vicdanıyla) karar verip oy kullanmasına olanak tanınmamıştır. Kıbrıs’a Zürih ve Londra Antlaşmaları’yla “güvenceli bağımsızlık” verildiği 1960 yılından sonra da seçimlerimize karışılmıştır. Kıbrıs’ın edimsel olarak (fiilen) taksim edildiği 1974 yılından günümüze kadar yaşadığımız her seçime dıştan karışılmıştır.

15 Eylül 2003 gecesi Genç TV’de seçimlerimize dış karışma konusunu diğer partilerden arkadaşlarla tartıştık. O akşam 1973 yılının Şubat ayında yapılan Cumhurbaşkan Muavinliği seçimlerinde rahmetli Ahmet Mithat Berberoğlu’nun şakağına tabanca dayanarak adaylığının zorbalıkla geri çektirtildiğini söyledim. Ankara’daki askersel cunta toplumun başına Denktaş’ı oturtmaya karar vermişti. Cumhurbaaşkan Muavini Dr. Fazıl Küçük Anakara’ya çağrılarak aday olmamaya “ikna” edilmişti. CTP Genel Başkanı Ahmet Mithat Berberoğlu da adaydı ve adaylıktan çekilmeyi düşünmüyordu. Evi abluka altına alındı, şakağına tabanca dayandı ve adaylıktan çekilmesi zorbalıkla sağlandı.

22 Eylül 2003 gecesi Genç TV’de konuya ilişkin bir soru üzerine Bay Rauf Raif Denktaş,

böyle bir olayın yaşanmadığını söyledi.

Tarihe böyle tanıklık yapılmaz.

Gerçekleri yadsıyan bu tavrı ile Bay Rauf Raif Denktaş yalancı tanık konumuna düşmüştür.

Adaylığı zorbalıkla geri çektirtilen Ahmet Mithat Berberoğlu Ankara’ya giderek Barış gazetesine başına gelenleri anlatmıştı. Berberoğlu’nun Barış gazetesine anlattıklarını bir kez daha anımsamakta yarar vardır:

“-9 Şubat 1973 tarihinde, yani adaylığımızı koymamızdan bir gün sonra, Türkiye Büyükelçisi Sayın Asaf İnhan beni dairesine davet etti. Gittim, konuşmaya başladık. Bir süre sonra bana dedi ki:

- Mithat Bey, adaylığını geri almalısın.

Ben de dedim ki, efendim adaylığımı daha dün koydum. Bugün nasıl geri çekerim? Büyükelçi kabul etmek zorunda olduğumu, Anavatan’ın böyle emerettiğini söyledi. Yine ısrar ederek, öteki aday olan Rauf Denktaş beye niçin bu teklifin yapılmadığını sorduğumda, Büyükelçi:

-Bunu yapamayız, nasıl olur da ben Rauf Beye adaylıktan çekil, derim? Şeklinde konuştu. O zaman karşılığım şu oldu:

- O da aday, ben de adayım. Bana söylediğin şeyi ona niye söylemezsin?

Böylece teklifi kabul etmeyip ayrıldım. 10 Şubatta yeniden çağırdılar. Bu sefer Büyükelçi Beyin yanında bir başka yetkili daha vardı. Her ikisi birden adaylıktan çekilme teklifini tekrarladılar. Kabul etmeyince tehdide başladılar. Dediler ki:

- Sen buradan ayrılırsın. Şimdi eğer adaylığını geri çekmezsen kaybolabilirsin, evine dönmeyebilirsin. Biz hiç bir şekilde mesuliyet almayız ve himayemizi şimdi üzerinden kaldırdık.

Ankara’nın bu şekilde bir emir verdiğine inanmadığımı, gerçeği öğrenmek için Anavatan’a gideceğimi söyledim. Cevapları şu oldu:

- Sen yarın Anakara’ya gidemeyeceksin ve belki de evinden dışarı çıkamayacaksın.

Gerçekten ertesi gün evimin etrafını beş polis sardı ve göz hapsine alındık. Rum basınının ve yabancı ajansların durumu öğrenmeleri üzerine dört günlük göz hapsim sona erdi. Bu sefer Rum basınına ve yabancı ajanslara karşı durumu kurtarmak için, göz altına alındığımı yalanlayan bir demeç vermemi istediler. Sesim banda alınacak ve radyoda yayınlanacaktı. Kabul etmedim fakat sonunda “Bir yetkilinin” adamları tehditle evimde sesimi banda aldılar. Sonunda durumun gittikçe kötüye gittiğini, silahlı tehdit ve saldırıların kaygı verici bir hal aldığını görünce Parti Genel İdare Kurulu, adaylığımı geri almam yolunda bir karar almak zorunda kaldı. Adaylığımı geri almasaydım başıma neler geleceğini ancak Tanrı bilir.”

Berberoğlu’nun tarihe düştüğü bu notlar Bay Rauf Raif Denktaş’ın nereden güç alarak, o gündür bu gündür toplumun başında oturduğunu da anlatmaktadır...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org