Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 28 Eylül 2004

Özker Özgür

 

Özne

Türkiye’nin AB üyelik sürecinde Kıbrıs sorunu önemli bir engeldi. Aşılması gerekirdi. Annan Planı sayesinde engel aşıldı. Kıbrıstürk tarafının %65 oranında ‘evet’i ile Türkiye, Kıbrıs sorunu engelinden büyük oranda kurtuldu.

TCK bunalımı yapay olarak yaratılmış bir bunalıma benzemektedir. Meclis’ten geçen uyum yasalarının neden uygulanmadığı sorgulanmasın diye TCK bunalımı yapay olarak yaratılmış, tüm dikkatler sözkonusu değişiklik tasarısı üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Uyum yasalarının neden uygulanmadıkları üzerinde durulmaması sağlandıktan sonra karşılıklı “anlayış” gösterilerek, bir “engel” daha aşılmış oldu.

Engeller aşılsın.

Türkiye’nin AB yolu açılsın.

Şikayetimiz yoktur. Ancak Türkiye’nin önü açılırken bizim önümüz kapanıyorsa, birlikte düşünmek ve çıkış yolu aramak zorundayız.

Toplum olarak bir amaç birliği yakalamıştık.

Hep bir ağızdan: “-Çözüm ve Avrupa Birliği” demiştik. Halkın büyük çoğunluğu referandumda desteğini esirgemedi.

24 Nisan 2004 referandumundan buyana beş ay geçmiştir. 24 Nisan 2004 referandumundan sonra “- Çözüm ve Avrupa Birliği”nden söz edilmez oldu.

Neden?

Kıbrısrum tarafında çoğunluk Annan Planı’na “hayır” dediği için mi?

Kıbrısrum tarafının çoğunlukla Annan Planı’na “evet” diyebilmesi için BM Güvenlik Konseyi’nin vermeye hazırlandığı güvenceyi Türkiye’nin istemi üzerine Rusya Federasyonu’nun engellediği açığa çıkmıştır.

Bu koşullarda Kıbrıslıtürkler’in yeni bir arayış içine girmeleri gerekmez miydi?

Yeni bir arayış içine girmek bir yana, topluma söylenen, sadece, “-Eylül’ü bekleyin. Eylül’de çok önemli gelişmeler olacak” oldu.

Eylül geldi ve sona ermek üzeredir..

Bize sorarsanız Eylül ayında gerçekleşen en önemli gelişme Yeşil Hat Tüzüğü’nün kabulüdür. Tüzük AB Komisyonu, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Sözkonusu tüzük, Kuzey Kıbrıs’tan, “- Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeterince kontrol edemediği bölge” olarak söz etmektedir.

İşte bu koşullarda Türkiye, Avrupa Birliği ile üyelik görüşmeleri için masaya oturmaya hazırlanmaktadır. Masada Avrupa Birliği’nin yanı sıra,Kıbrıs Cumhuriyeti adına Kıbrısrum tarafı da Türkiye’ye önerilerini sunacaktır.

Kıbrıstürk tarafı masada olmayacaktır. Ya da sadece koz olarak olacaktır.

“- İzolasyonlar kalksın; uçaklar Kıbrıs’ın kuzeyine doğrudan uçuş yapsın; AB Kuzey Kıbrıs’la doğrudan ticari ilişki içine girsin” diyerek feryat etmek bir işe yaramadı.

Tayyip Erdoğan, Mehmet Ali Talat’a, “- Aralık ayına kadar bir yaramazlık istemem” dedi. Mehmet Ali Talat da halkı bekletti.

Sonuç?

“- Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeterince kontrol edemediği bölge”de, iki arada bir derede kalıverdik.

Neden?

Çünkü kendimiz özne olmayı, toplumsal amaçlarımız doğrultusunda inisiyatif koymayı bilemedik, bilemiyoruz, beceremiyoruz.

“-İzolasyonlar kalksın, dünya ile bütünleşelim” söylemi yerine, “Güneyle anlaşalım, federal bir bayrak altında ülkemizi bütünleştirelim” demediğimiz sürece sürüklenmekten kurtulamayacağız.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org