Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 11 Ekim 2004

Özker Özgür

 

Ortak Tavır

14 Aralık 2003 seçim sonuçları nasıl ki raslantı değildi, aynı şekilde 24 Nisan 2004 halkoylaması (referandum) sonuçları da raslantı değildi. Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile ilgili ilerleme raporu yayınlandıktan sonra bunu daha iyi anlıyoruz. İlerleme raporundan Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi Batı kampında tutabilmek için Kıbrıs sorunu engelini aşmasını ve üyelik görüşmeleri sürecine girmesini istediği kolayca anlaşılmaktadır. Ancak raporda, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununun illa ki bir an önce çözülmesini istediğine ilişkin herhamgi bir işaret yoktur.

Halkoylamaları öncesinde de sık sık yineliyorduk.

Annan Planı’nın Kıbrıs sorununu çözmek için değil, Türkiye’nin önündeki bir engeli aşmak için hazırlandığını yazıyorduk. Kıbrıs sorununun nihai çözümünün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olacağı zamana ertelenmesi olasılığının büyük olduğundan söz ediyorduk.

Komisyon raporu olasılığı giderek olasılık olmaktan çıkarmaktadır. Raporda Kıbrıs sorunu üzerinde durulmamakta, üyelik görüşmelerinin başlayabilmesi için Kıbrıs sorununun çözümü bir koşul olarak ileri sürülmemektedir.

Kıbrıs sorununa raporun bu kayıtsızlığı Kıbrısrum tarafında Annan Planı’na ‘evet’ diyenlerde bile öfkeye neden olmuştur. Örneğin güneydeki ana muhalefet partisi DİSİ’nin genel başkanı Anastasiadis ile Birleşik Demokratlar genel başkanı Vasiliu raporun Türkiye’yi günahlarından arındırdığını ileri sürmüşlerdir.

Bu tür bir anlayışla bir yere varmak olanaklı değildir.

ABD ile AB Türkiye’yi Batı kampında tutatbilmek için AB ile üyelik görüşmelerine başlayabilmesini sağlamaya çalışmaktadırlar. ABD ile AB Türkiye’nin AB ile üyelik görüşmelerine başlamasını sağlamaya çalışırken Türkiye’yi ne yerebilir ne de cezalandırabilirler.

Komisyon Raporu’ndan sonra yeni bir durum vardır. Bu yeni durumu iyi değerlendirerek geleceğe yönelmek gerekmektedir.

Komisyon Raporu’ndan anlaşılan odur ki Kıbrıs ve üç garantörü, AB çatısı altında kader birliği yapacaklardır. Üç garantörden ikisi Avrupa Birliği üyesidirler. Üçüncüsü üyelik sürecine girmektedir. Üç garantörün garanti ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti, 1 Mayıs 2004 tarihinden beridir AB üyesidir ama tarih sahnesine çıktığı 1960 yılındaki iki toplumlu yapısı ile değil, bölünmüş ve tek toplumlu yapısı ile üyedir.

Üç garantör garanti ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti ile AB çatısı altında kader birliğine yönelirken, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumlu yapısını neden yitirdiğinin ve garantörler olarak buna neden engel olmadıklarının hesabını vermek durumundadırlar. Kıbrıs Cumhuriyeti toprak bütünlüğü ile iki toplumlu yapısını yitirmişse, üç garantörün de bunda sorumluluk payı vardır. Hangi garantörün daha çok veya daha az sorumluluk taşıdığı üzerinde durmanın bir yararı olmaz. Garantörlerin üçü de Kıbrıs’ın bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve Anayasal düzenini garanti etmişlerdi. Bugün Kıbrıs’ın bağımsızlığının, egemenliğnin, toprak bütünlüğünün ve Anayasal düzeninin yerinde yeller esiyorsa garantörlerin üçü de sorumludurlar.

Üç garantör, Federal Avrupa Birleşik Devletleri’ne doğru evrimleşmekte olan Avrupa Birliği çatısı altında toprak bütünlüğünü garanti ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti ile kader birliğne yönbeldiklerine göre garantörlük yükümlülüklerine uygun olarak Kıbrıs sorununun erken çözümüne yardımcı olmak durumundadırlar. BM çatısı altında oluşan parametreler Birleşik Kıbrıs için yeterli zemindir.

Kıbrıs’ın bir an önce bütünleşmesinde yarar gören Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar Komisyon Raporu sonrasında konuya bu çerçevede yaklaşabildikleri ve ortak bir tavır geliştirebildikleri oranda Kıbrıs sorununun buz dolabına konmasını önleyebileceklerdir.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org