Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 13 Ekim 2003

Özker Özgür

 

Pervasız

Çekinmeden, korkmadan, sakınmadan önlerine gelene yurttaşlık veriyorlar. Ne Anayasa ne de yasa tanıyorlar.

Eskiler buna “pervasızlık” derlerdi.

Hukuk dışılık de içinde her yöntemi denemeye başladılar. Gidişat son derece kötü ve tehlikelidir. Gerçi Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, seçim yasaklarının 15 Kasım’da başlayacağını, bu tarihten itibaren yeni yurttaşlık verilemeyeceğini söyledi ama 15 Ekim’e kadar yurttaşlık verilenler seçmen listeleri asıldıktan sonra bir ikamet adresi verebilirlerse isimlerini listelere yazdırtabilecekler.

Oyun açık oynanmaktadır.

Yapay bir çoğunluk yaratmanın peşine düşmüşlerdir ve bunu yurttaşlık kaydı yapan dairenin müdürünü strese sokup hastahanelik kılacak kadar ileri götürmekte hiçbir sakınca görmemektedirler.

Dünyanın gözü üzerimizde iken, uluslararası kamuoyu Kıbrıslıtürklerin Annan planına ilişkin istencinin (iradesinin) ortaya çıkmasını beklerken Denktaş ve arkasındaki asker-sivil bürokratlar Kıbrıs’a ekmek parası için gelmiş garibanlardan yararlanmaya, onların iş-aş gereksinmelerini sömürerek seçimleri kazanmaya yönelmişlerdir.

Buna kim dur diyecektir?

Ankara’daki Erdoğan Hükümeti’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanmakta olan bu rezillikten haberi vardır.

Barış ve Demokrasi Hareketi adına Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e haftalar önce yazı yazılmış, Ankara’dan gönderilen asker-sivil bürokratların Kıbrıslıtürklerin seçimlerine karışmaya başladıkları, Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine ekmek parası için gelen T.C uyruklululara Aralık seçimlerini etkilemek amacıyla yurttaşlık verilmesinin kabul edilemeyeceği bildirlmişti.

Abdullah Gül, Barış ve Demokrasi Hareketi’nin yazısını yanıtlamamıştır. Erdoğan Hükümeti Kıbrıs’ın kuzeyinde T.C uyruklulara akşamdan-sabaha yurttaşlık verilmesine ses çıkarmamaktadır.

Sözkonusu hükümet Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün çözüm olamayacağını söylemekte fakat çözümsüzlüğü devam ettirmekte ısrarlı olanların hukuk dışılıklarını görmezden gelmektedir.

Birleşmiş Milletler çatısı altında oluşan parametreler uyarınca Kıbrıs sorununun çözümünü isteyen siyasal güçler bu gidişat karşısında uluslararası topluma başvurmak durumundadırlar.

Barış ve Demokrasi Hareketi, CTP-Birleşik Güçler ve Çözüm ve AB Partisi adına imzalanan protokolün 5. maddesi:

“- Üç parti, statükocu partilerin Türkiye’deki AB karşıtı çevrelerle işbirliği içinde seçimlere ve seçmen iradesini değiştirmeye dönük müdahale eylemlerine, nüfus ve seçmen sayısı ile oynanmasına yönelik girişimlere kararlılıkla karşı çıkacaktır” demektedir.

Kaybedecek zaman yoktur.

Üç parti protokolde belirttikleri gibi derhal birlikte harekete geçmeli, uluslararası toplumdan yardım istemelidirler.

Bir avuç hak yeyicinin gasp ettikleri yanlarına kalabilsin diye uluslararası hukukun dışında bırakılmak isteniyoruz. Toplumumuzun varlık, kimlik ve geleceği seksenlik bir politikacının arkasında kümelenmiç ganimetçiler çetesinin doymak bilmez iştah ve ihtiraslarına kurban edilmektedir. Güneyde bıraktıkları üç tane incir ağacına karşılık kuzeyde gasbettikleri villa ve arazileri elden çıkarmak istemeyenler toplumun fiilen yok olmasına neden olmaktadırlar.

İnsanımızın istenci (iradesi) ile resmen alay edilmektedir.

Protokol imzalayan üç parti seçim hesaplarıyla biraraya gelmez ve birlikte gerekeni yapmazlarsa ne topluma ne de gelecek kuşaklara hesap verebileceklerdir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org