Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 13 Ekim 2004

Özker Özgür

 

Karpuz Kapuğu

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın sürerdurumcuları (statükocuları) Kıbrıs sorununu Türkiye’nin AB üyelik sürecinde bir takoz olarak kullanmak istediler. Beceremediler. ABD, Türkiye’nin köktendinciliğe savrulmasını istemediği için Batı kampında tutulamsında yarar görmektedir. Bu nedenle AB’den üyelik görüşmeleri için tarih alabilmesi için ağırlığını koymuştur. Tayyip Erdoğan, önündeki sivil-asker bürokrasi engeleni aşabilbilmişse, ABD sayesinde aşmıştır. Generallerin Annan Planı konusunda nötür davranmalarını ABD sağlamıştır. Günün sonunda Kıbrıs’ın kuzeyinde çoğunluğun ‘evet’, güneyinde de ‘hayır’ demesi sağlanmış, Türkiye’nin AB’den tarih alması kolaylaştırılmıştır. 17 Aralık 2004 tarihi AB doruğunda olağanüstü olumsuz bir gelişme olmazsa AB’nin Türkiye ile üyelik görüşmelerini uzak olmayan bir gelecekte başlatması sözkonusudur.

Türkiye’nin AB ile üyelik görüşmelerine başlaması demek Türkiye’nin demokratikleşme yolunda ilerlemesi demektir. Türkiye’nin demokratikleşme yolunda ilerlemesi Türkiye’deki sürerdurumu temellerinden sarsacaktır. Türkiye’deki sürerdurumun temellerinden sarsılması asker-sivil bürokrasi mensublarının ayrıcalıklı konumlarını geriletecektir.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki sürerdurumcular Kıbrıs sorununu Türkiye’nin AB üyelik yolunda bir takoz olarak kullanmayı denemişler ancak şu ana kadar başarılı olamamışlardır. Görünen odur ki teslim bayrağını çekmemişlerdir.

Gelinen aşamada Kıbrıs’ın kuzeyindeki hükümet bunalımından yararlanmayı deneyeceklerdir. 17 Aralık 2004 AB Devlet ve Hükümet Başkanları toplantısına giderken Kıbrıs’ın kuzeyinde Derviş Eroğlu’nun başbakanlığında bir hükümetin krulmasını sağlayabilirlerse, Kıbrıs sorununu takoza dönüştürüp Türkiye’nin AB’den müzakere tarihi almasını engellemeyi deneyebilirler.

Ulaşılan kritik aşamada Kıbrıs’ın kuzeyinde CTP-DP koalisyon hükümeti sallantıdadır. Bütçesinin Meclis’te onaylanmaması söz konusudur. Azınlığa düşen hükümetin yeter çoğunlukla yeniden oluşabilmesini sağlamak amacıyla biraraya gelen CTP, DP ve BDH önderleri olumlu bir sonuç üretememeişlerdir. Ahmet Kaşif ile Ünal Üstel’in DP’den ayrıldıkları günlerde sürerdurumcu UBP ve DP dışında çözümcü bir hükümetin krulması gündeme geldiğinde CTP kurmayları ‘eklektik’ olur gerekçesiyle UBP ve DP dışında bir hükümetin kurulmasını kabul etmemişlerdi. Şimdi ‘eklektik’ olmasın diye hükümete katılmalarını istemedikleri kendilerine göre ‘küçük’ partilere gidip, “-Ne olursunuz, bize katılın da şu bütçeyi geçirelim. Dilerseniz size bakanlık da veririz” mı diyecekler?

Basına yansıdığı kadarıyla CTP, DP ve BDH Hükümeti’nin oluşmasına DP’nin kararsızlığı neden olmaktadır.

Öyle midir?

Bize öyle geliyor ki Ankara’da, bilinen güçler arasındaki zıtlaşma devam ettiği içindir ki Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümet sorunu çözülememektedir. Ankara ve Lefkoşa’nın sürerdurumcuları Kıbrıs’taki hükümet bunalımından yararlanarak Tayyip Erdoğan’ın ayağının altına bir Kıbrıs karpuz kabuğu atmak istemektedirler. Düşündükleri karpuz kabuğu UBP-DP Koalisyon Hükümeti’dir.

Başbakan Mehmet Ali Talat, koalisyon hükümeti Meclis’te azınlığa düşmüş olmasına karşın, cambazlık yaparak, şu ana kadar sörf tahtasının üzerinde durmasını becermiştir. Bundan sonrasını sörf tahtasını yönlendiren dalgaların hızı ve gücü belirleyecektir.

Sürerdurum karşıtı güçler birlikte davranmak beceresini gösteremedikelri sürece toplumun önünü açmaları olanaklı olmayacaktır.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org