Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 15 Ekim 2003

Özker Özgür

 

Resim

Resim ortaya çıkmıştır.

Saflar belirginleşmiştir.

Bir yanda rehinelikten kurtulup Birleşik Kıbrıs çatısı altında Avrupa’ya açılmak isteyen Kıbrıslıtürkler vardır, diğer yanda da kendisi Avrupa Birliği’ne girmeden Kıbrıslıtürkler’i serbest bırakmak istemeyen T.C devleti vardır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslıtürkler’in sözcülüğünü Annan planı temelinde çözüm isteyen siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri, T.C devletinin sözcülüğünü de Denktaş-Eroğlu-Serdar üçlüsü yapmaktadır.

Ankara’daki hükümet askerin baskısından belki kurtulurum çabası içinde Türkiye’nin AB yolunu açmaya çalışmaktadır ama devletin buyruğundan çıkamamakta, rehinelikten kurtulmaya çalışan Kıbrıslıtürkler’e destek olamamaktadır. Başbakan Erdoğan, asker-sivil bürokrasinin egemen kanadının güdümünde izlediği yalpalayan politikası ile Kıbrıslıtürkler’e destek değil köstek olmaktadır.

Üç ay önce gerçekleşen yerel seçimlerde seçmen sayısı 134,000 idi. Geride bıraktığımız Eylül ayında seçmen sayısının 137,000’e çıktığı açıklandı. On-sekiz yaşını tamamlayanların üç ay önceki rakama eklendiği düşünüldüğünde 137,000 rakamı abartılı bir rakam olarak algılanmaz. Ancak iki gün önce yapılan başka bir açıklamada seçmen sayısının 140,832’ye yükseldiği belirtilmiştir. Üç ay önce gerçekleşen yerel seçimlerden günümüze seçmen sayısında 7,000 artış göze çarpmaktadır.

Ne oluyoruz?

Bizi nereye sürüklemeye çalışıyorlar?

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne ve TC Dışişleri Bakanı’na yazılan yazılara ve yargıya yapılan başvurulara karşın seçmen sayısı yapay olarak şişirilmekte ısrar ediliyorsa son derece ciddi bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz demektir.

Olağanüstü bir hızla yurttaşlık verilen insanlar Güney Afrika’dan gelmemişlerdir. Bunlar TC yurttaşlarıdırlar. TC Hükümeti’ne yazı yazılarak seçime dönük bu işleme engel olması istenmiştir. TC Hükümeti oralı olmamıştır.

Bunun anlamı şudur: TC devleti Kıbrıslıtürkler’in istencine (iradesine) karşı saldırıya geçmiştir ve hükümet de bu saldırının bir koludur.

Bu koşullarda Kıbrıslıtürkler olarak bir durum değerlendirmesi yapmak durumundayız. Anlaşılmıştır ki TC devleti, Avrupa Birliği’ne üye olana kadar bizi rehin olarak tutmakta kararlıdır. Seçimlerde Annan planı temelinde çözümden yana istenç (irade) belirtemeyelim diye Kıbrıs’ın kuzeyine sürerdurumcu (statükocu) oy ihraç etmektedir. Bunu hem bize hem dünyaya meydan okuyarak yapmaktadır. Uluslararası toplumun ne diyeceğine aldırmadan Aralık 2003 seçimlerine açıktan karışmaktadır.

Bu işin hiç şakası yoktur.

Kıbrıslıtürkler’in sözcülüğünü yapmakta olan Annan planı temelinde çözümden yana siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri derhal bir araya gelerek toplumun istencine bu doğrudan saldırıya karşı önlem düşünmelidirler. İnsanımızın istencine bu denli açıktan ve pervasızca saldırmakta sakınca görmeyen TC devleti belki de seçimleri boykot etmemizi sağlamaya çalışmaktadır. Veya Kıbrıslıtürkler ile Türkiyelitürkler’in arasını açarak Kıbrıs’ın kuzeyini denetimi altında tutmayı sürdürebilmek için gerekçe yaratmak istemektedir. Hangi güdü (saik) ile davranırsa davransın bir toplumun istencine karışma (müdahale) o topluma en büyük hakareti oluşturur. Gelinen aşamada toplumumuz ya istencine sahip çıkacak ya da rehineliği kabullenerek boynunu bükecek ve T.C’nin Avrupa Birliği’ne gireceği günü bekleyecektir.

Annan planı temelinde çözüm isteyen güçler Meclis’te sandalye kapma yarışına girmez ve birlikte davranmayı becerebilirlerse topluma rehinelikten kurtulma savaşımında öncülük yapabilirler.

Aralık seçimleri halkoylaması (referandum) sınırlarını da aşmakta, rehinelikten kurtulmak için toplumsal kurtuluş savaşımına dönüşmektedir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org