Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 19 Ekim 2003

Özker Özgür

 

Kumpas

İspanya’nın Mayorka adasında, “Akdeniz’de Bölünmeler ve Diyalogla Çözüm Yolları” konulu konferans gerçekleşti. Konferansın Cuma günkü bölümüne T.C Başbakanı Tayip Erdoğan da katıldı ve konuştu. Konu “-Akdeniz’de Bölünmeler ve Diyalogla Çözüm Yolları” olduğu halde Erdoğan Doğu Akdeniz’in bölünmüş adası Kıbrıs’tan hiç söz etmedi. Bunun üzerine Erdoğan’ı dinleyenler arasında bulunan Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı söz aldı ve şöyle konuştu:

“- Bir Kıbrıslıtürk olarak, bu konferansta ana gündem Akdeniz sorunları iken, Kıbrıs’tan hiç söz edilmemesini onaylamam mümkün değildir. Sayın başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde attığı adımları takdirle karşılıyorum. Ama aynı şeyi Kıbrıs için söyleyemem. Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak zorundayız. Böylelikle, Kıbrıslırumlar yanında, Kıbrıslıtürkler’in de birleşik bir Kıbrıs’ta AB’ye girmesi, Türkiye’nin de Aralık 2004’te müzakereler için tarih alması mümkün olacaktır. Bunun olabilmesi için Aralık 2003’te Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerin özgür ve demokratik olması esastır. Mart ayında referandum hakkımız, yani geleceğimiz hakkında kendi kararımızı vermemiz engellendi. Şimdi Aralık’ta yapılacak seçimler de aynı tehlike altındadır. Denktaş ve yandaşları her gün Türkiye’den gelenlere yeni vatandaşlıklar vererek seçmen yapısını değiştiriyorlar. Bu şekilde irademize müdahale ediyorlar.

Sayın Başbakan: Burada uluslararası toplum önünde vatandaşlıkları ve irademize müdahaleyi durdurmanız çağrısında bulunuyorum. Aksi takdirde tehdit altında olan sadece Kıbrıslıtürkler’in geleceği olmayacaktır. Türkiye’nin AB’deki geleceği de tehdit altındadır.”

Akıncı söylenmesi gerekeni zamanında ve doğru yerde (mekanda) söyledi. Bundan daha isabetli ve yerinde bir çıkış olamazdı.

Akıncı’nın konuşmasına Erdoğan bozulmuş olacak ki:

“- Seçimler demokratik ve adil yapılmalıdır. Bizim beklentimiz budur. Güney Kıbrıs’taki bir seçimde Yunanistan ne yapıyorsa, biz de aynısını yapıyoruz. Oraya vatandaş göndermiyoruz. Bu iddia doğru değil ve iddiayı çirkin buluyorum. Annan planı bütünüyle değerlendirilmelidir. Reddetmek yanlıştır. Taraflar olumlu yaklaşım göstermelidir” diyerek yanıt verdi.

“-Oraya vatandaş göndermiyoruz. Bu iddia doğru değil ve iddiayı çirkin buluyorum” diyen Erdoğan’la, Bu Memeleket Bizim Platformu kendisini Ankara’da ziyaret ettiğinde, Kıbrıs’ta çözüm olmazsa Kıbrıslıtürkler’in göç edeceklerinin belirtilmesi üzerine:

“- Önemli değil; bizde insan çok. Kaçacak olanların yerine göndeririz” diyen Erdoğan aynı Erdoğan’dır.

Akıncı – Erdoğan tartışmasının basına yansıdığı gün gazeteler TC Genel Kurmay Başkanı’nın Annnan planı ile ilgili olarak Elefterotipia gazetesine söylediklerini de yayınladılar.

Genel Kurmay Başkanı Özkök, Annan planına ilişkin Türkiye’nin beş noktada itirazı olduğunu ve sözkonusu itirazların ABD ile AB’ye bildirildiğini söyledikten sonra gazetenin, Türkiye’nin Annan planı üzerinde anlaşmaya varılsa bile Türkiye’nin AB üyeliği ile birlikte uygulanmasını istediğine ilişkin sorusunu da yanıtladı ve:

“- Müzakerelere değiniyorsunuz. Ortada şart değil AB üyeliğimizle bağlantılı olan bazı konular var. Türkiye’nin bunları kabul etmesi kolay değil çünkü AB Türkiye’yi kabul etmezse geriye dönmek mümkün değil” dedi.

Bütün bunlardan anlaşılan odur ki daha önce bu köşede yaptığımız değerlendirme geçerliliğini korumaktadır.

Türkiye’deki sürerdurumcular (statükocular) Türkiye’nin AB yolunu Kıbrıs’tan kesme çabası içindedirler. Erdoğan Hükümeti Türkiye’nin AB yolunu açmak çabasındadır ama ne yeterince cesarete sahiptir ne de kendisi ile Türkiye’deki sürerdurumcular arasındaki kavgada savaş alanının Kıbrıs olduğunu kavrayabilmiştir.

“-Kıbrıs’ta anlaşma olsa bile AB üyeliği Türkiye ile birlikte gerçekleşmelidir” diyen Genel Kurmay Başkanı Kıbrıs’ın kuzeyini askersel denetimi altında bulundurmaktadır ve bu söylemi ile Kıbrıs’taki sürerdurumculara tam destek vermekte, Bay Rauf Raif Denktaş’ın ekmeğine bal sürmektedir.

Erdoğan, istençlerini (iradelerini) sandığa yansıtıp Annan planı temelinde çözümün önünü açmak isteyen Kıbrıslıtürkler’in yanında yer alacağına sadece CTP yönetimi ile meşveretleşmeyi yeğlemiştir. CTP yönetimi bu meşveretleşmenin etkisi altında Türkiye kökenli seçmenlerin oylarını almak umudu ile Erdoğan’ın devirdiği çamları görmezden gelmekte, özellikle yeni yurttaşlıklar konusunda duyarsız davranmaktadır. Kıbrıslıtürkler’in istencini iğdiş etmeye dönük yeni yurttaşlıklara sürerdurum karşıtı üç partinin (BDH, CTP ve ÇABP) birlikte karşı çıkmalarını öngören protokola karşın CTP yönetimi BDH’nın bu yöndeki çağrısına yanıt bile vermemiştir.

Akıncı’nın İspanya’nın Mayorka adasında yurttaşlıklar hakkında yaptığı çağrıya Erdoğan’ın verdiği kaba yanıtı Yenidiüzen’in okurlarından saklamaya çalışması da bu çerçevede değerlendirilebilir...

Türkiye’nin sürerdurumcuları Erdoğan’ı Kıbrıs’tan vurmaya çalışırken Erdoğan Kıbrıslıtürkler’in istencine saygılı davranıp demokratik seçimlerden yana açık tavır koymak yerine, İnönü Meydanı’nda toplanan on-binlerin tümü CTP’liymiş gibi, CTP yönetimi ile paslaşmayı yeterli görmektedir. CTP yönetimi de Türkiye kökenli seçmenlerin oylarını almak umuduyla Kıbrıslıtürkler’in istençlerinin iğdiş edilmesine ses çıkarmamaktadır.

Bu tür “kısa günün karı” hesaplarıyla, BM Genel Sekreteri’nin işaret ettiği tarihin bize verdiği randevuyu toplum olaqrak kaçırmak tehlikesiyle karşı karşıyayız....

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org