Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 22 Ekim 2003

Özker Özgür

 

Yerinde

Akıncı’nın Mayorka adasında TC Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’a yaptığı çağrı zamanında ve yerindeydi. Bu nedenledir ki toplumsal onay gördü. Akıncı’nın Mayorka’da söyledikleri toplumun içinden geçenlerdi. Yerel düzeyde Tanrı’nın günü dile getirilmekteydi. Ancak duyan, dinleyen yoktu. Ne zaman ki Akıncı zamanını ve zeminini iyi kollayarak toplumun içinden geçenleri Recep Tayyip Erdoğan’ın hazır bulunduğu bir ortamda uluslararası topluma aktardı, toplum, güzel bir, “Oh be” çekti.

Parmak arkasına saklanarak politika yapılmaz.

Yapılsa da toplumun var olmak ya da yok olmak noktasında bulunduğu koşullarda işe yaramaz.

Annan planı temelinde çözümden yana olduğunu söyleyen ve tek başına iktidara geleceğini savlayan partilerden birinin önderi, “-Sayın Erdoğan ile çatışmak doğru bir yaklaşım değildir” demiş.

Oysa Akıncı Mayorka’da Erdoğan’la çatışmadı. O’na Kıbrıs’ta iken her gün yinelediği bir çağrısını yineledi.

“- Sayın Başbakan: Burada uluslararası toplum önünde vatandaşlıkları ve irademize müdahaleyi durdurmanız çağrısında bulunuyorum” dedi.

Erdoğan’a Mayorka adasında söylenenler, 25 Ağustos 2003 tarihli yazıyla TC Dışişleri Bakanı Gül’e, Barış ve Demokrasi Hareketi adına daha ayrıntıda yazılmıştı. Basına dağıtılan yazının

ilgili paragrafını anımsamakta yarar vardır:

“- Türkiye’nin AB üyeliğini gerçekte istemeyen, Kıbrıs’ta ve Türkiye’de statükonun devamından çıkarı olanların varlığını da biliyoruz. Bu çevrelerin Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü sürdürüp Türkiye’nin AB yolunu tıkamak stratejisini benimsediklerinin de farkındayız. Olaya bu çerçevede baktığımızda Aralık 2003 seçimlerinin önemi daha da artmaktadır. Seçimler Kıbrıs Türkü’nün kaderi ile yakından ilgilidir ve Kıbrıs Türkü’nün özgür iradesinin sandığa yansıyabilmesi zorunludur. Yıllar önce Kıbrıs’a Türkiye’den gelip yerleşmiş, burayı vatan bellemiş ve Annan planında zaten varlıkları kabul edilmiş insanlarımıza bir sözümüz olmamakla birlikte; her seçimde statükodan yana kullanıldıklarını beyan eden bu kesimlerin de baskıdan kurtulmaları gerekmektedir; bunun dışında her gün gelişigüzel KKTC yurttaşlığı verilip TC uyruklularla şişirilen seçmen listeleri demokratik bir seçimin göstergesi olamaz.

Kıbrıs Türkü nüfus yapısını bile bilemez durumdadır ve gelinen aşamada en erken zamanda Kıbrıs’ta ciddi bir nüfus sayımı yapılması kaçınılmaz olmuştur. Bu amaçla Avrupa Konseyi’nin zaten kararlarında da mevcut bulunan Kıbrıs’ın her iki tarafında güvenilir bir nüfus sayımına gidilmesi için bu kuruluşa başvurmuş bulunuyoruz.

Aralık 2003 seçimlerinin sizin belirttiğiniz gibi demokratik, açık ve dürüst olması için ve bunun sadece temenni olmaktan ibaret kalmayıp gerçeğe dönüşebilmesi için hükümetinizin üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz.”

Ekim ayının sonuna geldik.

Gül’e gönderilen yazı 25 Ağustos 2003 tarihli olduğuna göre aradan iki ay geçmiş bulunmaktadır. İki aydır Kıbrıs’ın kuzeyinde 14 Aralık 2003 seçimlerine dönük olarak yurttaşlık verilmeye devam edilmektedir. Dışişleri Bakanı Gül işlemlerin durdurulmasını sağlayabilirdi. Sağlamadı. Sağlamak gereğini bile duymadı. Sadece seçimlerin demokratik olması gerektiğini söyledi. Söylem ile eylem çelişti. Başka söylendi başka yapıldı.

Öyle olunca konuyu uluslararası topluma taşımaktan başka çare kalmaz.

Akıncı onu yaptı ve gerekeni yaptı.

Halkoylaması (referandum) hakkı elinden alınan toplum bu hakkını 14 Aralık 2003 seçimlerinde kullanmaya hazırlanırken TC Dışişleri’nin bilgisi dahilinde seçmen listeleri TC’den nüfus aktarılarak yapay yurttaşlıklarla şişirilirse Kıbrıslıtürkler bir komplo ile karşı karşıyadırlar demektir. Toplum istencini sandığa yansıtmaktan edimsel olarak (fiilen) engellenmektedir. Engelleyen de resmen TC devleti olmaktadır.

Yine seçimlere dönük olarak yapay ve yasa dışı işe almalar için parasal kaynak da TC’nin Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından sağlanıyorsa sürerduruma (statükoya) karşı olan siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri gerçekçi bir durum değerlendirmesi yapmak durumundadırlar.

Parmak arkasına saklanarak, olanı yokmuş farz ederek ve başımızı deve kuşu gibi kuma sokarak rehinelikten kurtulamaz, toplumun önünü açamayız.

Akıncı’nın yerinde ve zamanında yaptığı çıkışın arkasını getirmek gerekmektedir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org