Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 31 Ekim 2004

Özker Özgür

 

Bile bile lades

1 Eylül 2004 tarihli Milliyet’te yayınlanmadı mı?

Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in, Mehmet Ali Birand’a, Kıbrıs’la ilgili yaptığı açıklamada, Ada’daki referandumdan birkaç gün önce, Rumların ‘Evet’ diyebilmesini sağlamak için BM Güvenlik Konseyi’nden geçirilmek istenen karar tasarısını Ankara’ya danıştıktan sonra veto ettiklerini söylediğini okumadık mı?

Putin, “- Bizim vetomuz Türkiye için sürpriz olmadı. Önceden haber verdik ve konuyu Ankara ile görüştükten sonra bu kararı aldık. Bu da birlikte çalışmamızın bir örneği oldu. Bu veto KKTC’ye karşı atılmış bir adım değil” demedi mi?

Oysa Rusya’nın vetosu, kamuoyuna “-Rumlar istedi, Rusya veto etti” biçiminde yansımış ve Kıbrıslırumlar’ın planı reddetmesinde etkili olduğu öne sürülmüştü.

Durum bu kadar açık ve seçik olarak ortada iken Kıbrıs’ın kuzeyinde kim kimi kandırmaya çalışmaktadır?

“- Biz ‘evet’, Kıbrıslırumlar ‘hayır’ dedi, öyleyse izolasyonlar kaldırılsın” demek ne kadar kolay!

Doğru...

Biz Kıbrıslıtürkler ‘evet’ dedik ama Kıbrıs’ın yaşadığımız bölgesini askersel denetimi altında tutan güç, Kıbrıs’ın güneyinden de ‘evet’ çıkmasını istemedi.. Kıbrıslırumlar, “- BM Güvenlik Konseyi bize planın uygulanacağı konusunda güvence versin ki biz de ‘evet’ diyelim’ dedikleri halde, Ankara, Moskova ile anlaşarak, güvencenin verilmesini önledi.

Bunun anlamı, “- Bizim Annan Planı’nı yaşama geçirmek niyetimiz yoktur” değilse nedir?

Ankara, Moskova ile anlaşarak BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrısrum tarafına güvence vermesini önledikten ve bunu Rusya Cumhurbaşkanı’nın kendisi bizzat açıkladıktan sonra, biz, %65 ‘evet’ oylarımızla nasıl övünürüz?

25 Ekim 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Oral Çalışlar yazdı.

Kendisi Talat’a sormuş:

“- Peki siz, Kıbrıslırumlar’la bir çözüm arayışına giremez misiniz? Örneğin Annan Planı’nda karşılıklı bazı küçük ödünler vererek yeni bir uzlaşma sağlayamaz mısınız? Temel konularda değil ama bazı ayrıntılarda iki tarafı da tatmin edecek bazı değişiklikler yaparak, adımlar atamaz mısınız?”

Talat, Oral Çalışlar’ı sessizce dinlemiş.

Oral Çalışlar, Talat ve aynı soruyu yönelttiği diğer Kıbrıslıtürk siyasetçilerin kendisini sessizce dinlediklerini belirttikten sonra:

“- Hala, Türkiye’nin tutumunun önemli olduğunu düşünüyorlar” diye yazıyor.

Dıştan gelen ve bizim siyasetçilerimizle konuşan Türkiyeli bir aydının çıkardığı sonuç budur:

“- Hala, Türkiye’nin tutumunun önemli olduğunu düşünüyorlar”

Bunun anlamı açıktır. Bizde siyaseti Kıbrıslıtürkler’in istenci (iradesi) değil, Ankara belirler. Biz istesek de, Kıbrıslırumlar’la karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme yönelemeyiz. Annan Planı, İsviçre’de, Türkiye’den yana değiştirildiği, Başbakan Erdoğan, planın son biçimini Türkiye için bir utku (zafer) olarak nitelediği halde, sıra BM Güvenlik Konseyi’nin planın uygulanacağını güvenceye bağlamasına gelince, “-Yok, olmaz” dediler.

Moskova ile anlaşarak güvence kararının Güvenlik Konseyi’nden geçmesini önlediler.

Şimdi seçimlere gideceğimiz söyleniyor.

Siyasilerimiz halka ne diyecekler?

Kıbrıslırumlarla oturup karşılıklı ödünlerle ülkemizi bütünleştirmek yönünde adım atmak istencinden (iradesinden) yoksunsak, siyasal partilerimiz ne yapmak için halktan yetki isteyeceklerdir?

Bir toplumla ancak bu kadar dalga geçilebilir.Bile bile lades olmaktan kurtulmak, istenci olan bir toplum olduğumuzu kanıtlamak zorundayız.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org