Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 9 Ekim 2003

Özker Özgür

 

Neden - Sonuç

Bugün yaşadıklarımız sonuçlardır. Bu sonuçların nedenleri vardır. Nedenleri irdelemeden sonuçları anlamak ve düzeltmek olanaklı değildir.

1960 yılında Kıbrıs’a sınırlı – garantili bağımsızlık verildi.

Neden?

Çünkü Kıbrıslıtürkler ve Rumlar ortak bir bağımsızlık savaşımı veremediler. Hem ortak bir bağımsızlık savaşımı veremediler hem de “anavatan” diye tanımadıkları iki ayrı ülkeye bağlanmak istediler. Öyle olunca bölgede çıkarı olan emperyal güçler Kıbrıs’tan yararlanmaya devam edebilsinler diye Kıbrıs’a sınırlı – garantili bağımsızlık verdiler.

İki toplum sınırlı – garantili bağımsızlıktan yola çıkarak dayanışma içine gireceklerine ve Ada’nın bağımsızlığını ilerleteceklerine Cumhuriyeti Enosis ve Taksim için yemin etmiş öğelere teslim ettiler. Cumhuriyet’in ömrünü kendi elleriyle kısalttılar. Bölgede çıkarları olan emperyal güçlere ülkeyi daha da istikrarsızlaştırma olanağı yarattılar. Sözkonusu emperyal güçlerin Kıbrıs’ı tamamen denetim altına alma girişimleri 15 Temmuz 1974 ve 20 Temmuz 1974 eylemleriyle doruğa ulaştı. Kıbrıs bölündü, güneyi ve kuzeyi ile NATO’nun askersel denetimi altına alındı ve Cumhuriyet’in bağımsızlığı Zürih ve Londra Antlaşmaları’nın sağladığı bağımsızlığın altına indirildi.

Bu süreçte iki toplum da çok acı çekti. Gencecik insanlar öldü. Çok sayıda Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum evini-barkını terketmeye zorlandı. Hem insanlarımız hem ülkemizin bütünlüğü emperyal güçlerin bölge çıkarlarına kurban edildi.

Şimdi, Avrupa Birliği genişlemeye çalışırken Kıbrıs’ı da bir bütün olarak bünyesine almak istemektedir. Ancak gelin görün ki ABD, Soğuk Savaş sonrasında petrol coğrafyası Orta Doğu’yu tamamen denetimi altına almaya çalışmaktadır ve bu konuda AB ile anlaşmazlık içindedir. ABD ile AB arasındaki anlaşmazlık Türkiye’de AB yanlılarıyla AB karşıtları arasındaki savaşımı etkilemektedir. Türkiye’nin AB yolunu Kıbrıs’tan kesmek isteyen AB karşıtları, ABD’nin bölgeye dönük hegemonyacı yaklaşımından yararlanmakta, AB yanlısı AKP Hükümeti’ni yokuşa sürmekte, Kıbrıs sorununun Annan planı temelinde çözümüne takoz koymaktadırlar.

Bölgesel çıkarları için Türkiye’den en çok yararı sağlamak isteyen ABD, Türkiye’nin AB karşıtlarına hoşgörü ile yaklaşmaktadır. AB karşıtları AB projesine doğrudan karşı çıkmamaktadırlar. AB’nin Türkiye’yi üyeliğe hiçbir zaman kabul etmeyeceğini ileri sürerek, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinden çekilmemesi gerektiğini savunmakta, bölünmüşlüğü kalıcılaştırmak istemektedirlar.

ABD, Türkiye’deki AB karşıtlarının niteliğini ve gücünü dikkate alarak Türkiye AB’ye üye olacak konuma gelene kadar, bölgede herhamgi bir krize meydan vermeden, Kıbrıs’taki sürerdurumu (statükoyu) yaşatmakta yarar görüyor izlenimini yaratmaktadır.

Kıbrıs’ın yeniden bütünleşmesini ve bütün bir ülke olarak AB’ye girmesini isteyen güçler Kıbrıs’ın kuzeyinde sürerdurumcu güçlere karşı üç ayrı parti halinde Aralık’ta seçimlere hazırlanıyorlar.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki sürerdurumcular Türkiye’nin AB karşıtlarıyla tam bir dayanışma içindedirler.

Ankara’daki hükümet, Türkiye’nin AB yolunu açmaya çalışmaktadır ama Kıbrıs’ta AB yanlılarından yana ağırlığını koyamamaktadır.

ABD’nin kendi bölge çıkarlarını gözeterek Türkiye’deki AB karşıtlarını tolere etnesi Kıbrıs’taki çözüm sürecini olumsuz etkilemektedir.

Kıbrıstürk toplumunun demografik yapısının büyük oranda değiştirildiği ve Ankara’dan gönderilen asker-sivil bürokratların Türkiye kökenli seçmenler üzerindeki etkisi gözönünde bulundurulduğunda Kıbrıslıtürkler’in istençlerinin (iradelerinin) sandığa yansıyıp yansıyamayacağı büyük bir soru işaretidir...

Herşeye karşın barış ve demokrasi güçlerinin, yaşamakta olduğumuz sonuçların nedenlerini halka anlata anlata dayanışmalarını yükseltmeleri ve seçimleri, Meclis’te sandalye kapma yarışına dönüştürmemeleri gerekmektedir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org