Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 9 Ekim 2004

Özker Özgür

 

Yeni Olgu

AB Komisyonu ilk kez Türkiye ile üyelik görüşmelerinin başlamasını salık vermiştir (tavsiye etmiştir). 17 Aralık 2004’te toplanacak olan AB Devlet ve Hükümet Başkanları doruk toplantısında son söz söylenecektir. Görünen odur ki, koşullu da olsa Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için bir başlama tarihi verilecektir.

Türkiye böylece geri dönülmez bir yola girmektedir.

Türkiye ile ilgili ilerleme raporunu Avrupa’da ve Türkiye’de beğenenler de oldu beğenmeyenler de. Raporun içeriği tartışılmaktadır. 17 Aralık 2004’e kadar rapordan yana ve rapora karşı görüşler ortaya konacaktır. Doğaldır.

Ancak Türkiye’nin girdiği bu süreç, biz Kıbrıslıtürkler’i nasıl etkileyecektir? Bizim üzerinde durup kafa yormamız, yanıt aramamız gereken soru bu sorudur.

Önce şu saptamayı yapmak durumundayız:

Türkiye’nin AB süreci, Kıbrıs’a dönük olarak şunu getirmektedir.

Kıbrıs ve üç garantörü, AB çatısı altında kader birliğine gitmektedirler.

Bu son derece önemli ve yeni bir olgudur. Yeni değerlendirmeleri gerektirmektedir.

Bileceğiz ki Türkiye AB üyelik yoluna çıkarken, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni şimdiki tek toplumlu yapısı ile tanımak zorunda kalacaktır. Arkasından Türkiye’ye ve diğer iki garantöre Kıbrıs’ta neyi veya neleri garanti ettikleri anımsatılacaktır. Örneğin Kıbrıs’ın toprak bütünlüğünü ve tüm Kıbrıslılar’ın can ve mal güvenliklerini garanti ettikleri anımsatılıp gereğini yapmaları istenecektir.

Türkiye’yi yönetenlerin bu anımsatma ve istemlere tepkileri ne olacaktır?

Bilemeyiz.

Yalnız bu olası gelişmeler karşısında biz Kıbrıslıtürkler ne yapacağız?

Bir hazırlığımız var mıdır?

Özellikle Annan Planı’na dayalı çözüm isteyen güçler olarak yeni gelişmelere uygun ortak bir stratejiye büyük gereksinmemiz vardır. Toplumun %65’nin desteğine sahip statüko karşıtı güçler yeni gelişmeler karşısında ortak bir hareket hattı belirleyemezlerse Kıbrıs sorunu, Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olana kadar Türkiye’yi yönetenlerin elinde bir pazarlık kozu olarak kalacaktır. Bu da Kıbrıslıtürkler’in tamamen edilgen (pasif) bir konumda 10-15 yıl beklemeye alınmaları ve zaman içinde eriyip yok olmaları demektir.

Geçen gün günlük bir gazetede, koalisyon ortağı partilerden birinin en önde gelenlerinden biri, çıkış yolu olarak, “- AB üyesi olan ülke (Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kastediyor Ö.Ö) kendi anayasasına aykırıdır. Bunun hangi AB ilkesine dayalı olduğunu tüm Avrupa kamuoyu önünde tartışma gündemine taşımalıyız...” diye önerdi. Kıbrıs’ın kuzeyini “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeterince kontrol edemediği bölge” olarak tanımlayan Yeşil Hat Tüzüğü’nü kabul ederek yürürlüğe koyan Koalisyon Hükümeti’ne ortak bir partinin en önde gelenlerinden biri olup bitenin bu denli dışında ise, ve çıkış yolunun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyeliğinin meşruluğunu tartışmaya açmaktan geçtiğini savlayabiliyorsa (iddia edebiliyorsa) Kıbrıslıtürkler gerçekten çok zordadırlar...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org