Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 24 Temmuz 2006

Rasıh Keskiner

 

SAVUNMA HAKKI(!)

Emperyalist ülkelerin Orta doğu’daki jandarması İsrail’in bir kez daha çoluk, çocuk, genç, yaşlı demeden sivillerin üzerine bombalar yağdırdığını görüyoruz.

Bunu sadece biz değil bütün dünya görüyor.

G-8 ler İsrail’in bu saldırgan ve her haliyle insanlık suçu davranışına destek verdiler.

Yani diğer bir adı ile dünyanın en zengin 8 ülkesi.

Dünyanın yüzde 90 mammasını paylaşan 8 ülke.

8 ülke demişsek de, yanlış anlaşılmasın bu 8 ülke içinde de toplam yüzde 10 civarındaki sermaye sahipleridir kastettiğimiz.

Ne diyor bu G-8 lerin temsilcileri: İsrail savunma hakkını kullanıyor.

Yok yahu! Savunma hakkı sivillerin üzerine bomba yağdırmakla mı olur,

Savunma hakkı bir halkın yıllarca rızkından kesilerek kurulan elektrik santrallerini, okullarını, hastanelerini bombalamakla mı olur.

Hizbullah ile alıp veremediğin varsa, süper güçsün ararsın bulursun ve savunma hakkını ona karşı kullanırsın.

Yok öyle sallayacaksın füzeleri ve yüzlerce masum sivili öldüreceksin, bunun adı da savunma hakkı olacak!

Madem öyle, neden yani Filistinlinin, Lübnanlının savunma hakkı olmuyor da İsraillinin oluyor.

Neden AB’de çıkmıyor ve , İsrail’e karşı savunma hakları vardır kendilerine saldıranların da..

Adam seni durmadan tokatlayacak, evinin içine girip çocuğunu öldürecek ve bunun adı savunma hakkı olacak. Kanımca İsrail’in yaptıklarına karşı aynı davranış içinde olanlar da savunma haklarını kullanıyorlar.

ABD’nin ön karakolu olan İsrail bu yaptıkları ile orta doğuya kin ve nefret ekiyor. Yıllarca ektiği gibi.

Bunu bilerek yapıyorlar. Çıkarları devamlı çatışma olmasındadır.

Onlar, yani ABD ve temsilcileri açıkça meydan okurken,her gün yüzlerce sivili öldürürken, bunun karşısında geri kalan ve savaşlara karşı olanların, Birleşmiş Milletlerin, AB’nin vs,vs’nin aciz kalmasıdır bizi korkutan.

Bu gidiş insanlık için hiç de iyi bir gidiş değildir.

Afrika’da açlıktan insanlar ölmektedir.

Ortadoğu’da insanlar öldürülmektedir.

Bu gidiş iyi bir gidiş değildir. BM kendini yenilemelidir. Bu insanlık dramları karşısında aktif olamayacaksa durumunu yeniden gözden geçirmelidir.

AB bu gibi vahim insanlık suçları karşısında aktif ve etkin olamayacaksa, o da durumunu gözden geçirmelidir.

Ve dünyada haktan hukuktan söz eden, kurum, kuruluş, demokratik ülke yönetimleri en başta gerici Arap rejimlerinin yıkılması için bir şey yapmalıdır, katkı koymalıdır

Gözümüz aydın. Çağ atladık. Hız tespit cihazları devreye girdi.

Artık kaza olmayacak, insanlar ölmeyecek, yaralanmayacak!

Açıklandığı üzere 10 noktaya bu cihazlar yerleştirilmiş, bir noktaya daha yerleştirilecekmiş ve artık kaza olmayacakmış!

Bu konuyu etraflıca yazacağız, ama bu kez sadece şuna değinmek isterim.

Bu cihazlar nerelere yerleştirildi, bilir misiniz?

Benim bildiğim bu cihazlar, daha önce çok kaza olduğu saptanan yerlere konur.

Oysa bizimkiler, bu cihazları, en fazla trafik akışının olduğu, ki bu yerlerden sadece boğaz kavşağı hariç, yerlere kuruldu.

Amaç maksimum derecede aracın geçtiği yerlere kurularak, maksimum derecede araca tuzak kurmaktır.

Amaç haraç toplamaktır.

Hatta hastanenin önüne konulan cihazda, diğer tüm cihazlarda hız sınırı 65 km. iken , buradakinde 50 km. dir.

Niçin diye sorarsanız, en fazla araç buradan geçer günde. Yaklaşık 10000 adet.

E, bu 10000 içerisinde nasıl olsa yüzde 10 bile yakalasa yeter de artar bile.

Kaldı ki bu noktada aracın hızını 50 km. ye düşürmek için ne cambazlıklar yapılması gerekiyor ki, bunu da çoğu sürücü başaramayacaktır.

Mesela o noktada kaza olduğuna ben hiç rastlamadım. Trafik raporlarında da yoktur.

Amaç hastane önünde gürültüyü önlemekse, aynı noktanın karşı tarafında, yani Lefkoşa’dan çıkan araçlar için niye hız sınırı konmadı.

Amaç, kazaları önlemekten öte para toplamaktır.

Bu konuyu gelecek yazılarımızda daha detaylı değerlendireceğiz.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org